11 Ağustos 2016 Perşembe

Delikanlı bilim

Elimde 1800'lü yılların sonunda dünyaya gelmiş olan bir çocuk psikanalizcinin kitabı var. Dr Winnicott delikanlı gibi bilimsel ifadelerle insanoğlunu bize anlatıyor. Hiç conconluk yapmıyor. Reçetelerle mutlu çocuk mutlu anne portreleri çizmiyor. Aslında kaleme aldığı birkaç kitabı şuan rafta okunmayı beklerken, ben elime ilk önce 'ebeveynlerle sohbet' isminde, radyo yayınlarından derlenen bir kitabını aldım.

Şu aralar gündemimde olan 'hayır' demek ve bunu derken palyaçoya dönmemek sorununa ta o yıllardan gelen kafa yormalar, bana bir dedikodu yapma / eski sevgilini çekiştirme olayı kadar iç rahatlatıcı gelmekte şuan. Çok ilginç inanır mısın. Bu kitap 1955 yıllarından kopup geldi. Bir grup genç anne oturdu, çocuk yetiştirirken bocaladıkları şeyleri anlattı, radyo bunu yayınladı, Winnicott bu diyalogları inceledi, analiz yaptı, radyo bunu da yayınladı ve sonra kitaba aktarıldı. Ben de yıl 2016, bunu okudum. Aynı sorunları aynı üslupla anlatırken kendimi yakaladım. Dolayısıyla Winnicott beni de analiz ediyor şuanda.

Şuan bu anneler kaç yaşında? Hayatta bile değil sanırım. Matematiğim yetmedi bir an, bunu hesaplamaya. Görüyorsun değil mi; nasıl doğada düzenli aralıklarla depremler, seller oluyor- dünya büyüyor, insanlar da hep aynı iç sarsıntıları yaşayarak var oluyorlar. Bu değişmiyor. Kafadan mesela anne olmak çok sarsıyor insanoğlunu. Türlü türlü kavram karmaşası. Yeterlilik sorgulaması. Anne blogları neden bu kadar çok? Çünkü çocuk sahibi olmak en çok annelerin ekseni etrafında dönerken, kadınlar bunu durup incelemek istiyor. Tabi, çocuğunun minnoş hayatıyla kafa ütüleyenleri kastetmiyorum. Kabul etmek lazım, çocuk sahibi olmak insana kendi doğasını sorgulatıyor. Ve okumak iyi geliyor.

Winncott'a kulak verelim:

"Anne için en temel problem mahremiyetinin ihlal edilmesidir. İşin kötüsü küçük bir çocuğun tam da annenin sakladığı şeyi istemesidir. Ortada bir sır varsa, mutlaka bulunmalı ve ortaya dökülmelidir. Annenin bir zamanlar kendi sırları olmuştur ve yine olacaktır. Bir anne için geçmiş veya gelecek yoktur; sadece şuan vardır. Onun için sadece şu anki deneyimi vardır ve o da keşfedilmemiş hiçbir alanının kalmadığı, ne Kuzey kutbunun ne de Güney kutbunun olduğu, yalnız bir kaşifin oraları bulup keşfettiği deneyimidir; Everest yoktur, zirvesine ulaşıp orayı aşındıran dağcı vardır. Anneye ait okyanusun derinlikleri adeta banyo kadardır. Anneler, kendilerini ifade edebilmelidir; söze dökülmeyen kızgınlık sevgiyi zehirler. İşte küfretmenin sebebi de budur."

Evlenelim mi Winnicott?

Not: Winnicott'tan bildirmeye devam edicem bazı bazı.

En mutlu anne 'sarhoş anne'.





9 yorum:

  1. winnicott'u çok severim, çok sayarım, sen nereden buldun çok merak ettim, psikoloji okumamış olanlar pek adını bilmez, halbuki freud kadar katkısı olmuştur ruhbilimine bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Joe,

      Freud'la ilgili bir kitapta okurken adı geçiyordu, merak edip aldım. İyi de yapmışım. Türkçe vikipedi'de bile adı geçmiyor, haklısın.

      Sil
  2. Çocuklar baş döndrücü.Anne olmak çok zor.içmeden sarhoşluk.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uykusuzluk da iyi kafa yapardı ilk 2 senede. Hey gidi.

      Sil
  3. İlginçmiş ama şarşırdın mı dersen, hayır. Kadın her yüzyılda aynı kadın..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başımıza ne geldiyse hep bu regl olmalardan geldi.

      Sil
  4. Tüm anneler zaman zaman yeterliliklerini sorguluyor.Kendinden çaldığın zamanla kendine ayırdığın zamanın dengesini kurmak bazen kafa karıştırıcı oluyor.Kitap güzel, sen güzel, son resim bir başka güzel ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler : )))

      Kendime ayırdığım zaman iki dakikalardan iki saatlere yükseldi aslında. Halaylı.

      Sil
  5. hah haaa anneler sarhoş olursa yandık vallaaa :)

    YanıtlaSil

Oğlumun Öpmek İstediğim Davranışları

bakışı öpmek İnsan evladı, çok emek verdiği her ne ise; köpek, tavşan, hırbo sevgili, aile, ders, iş ya da çocuk- verdiği emeklerle sev...