1 Ağustos 2016 Pazartesi

Tuhaf Diyalog

'Yabancıların götürdüğü yere git' sloganıyla yaşayan oğlumun, sağlıklı sosyal gelişimi için bir kreşte istihdam edilme vakti geldi (tanımadığı herkesin peşinden kendini adarcasına gidiyor) Etrafta bunca gürültü yapan, otobüslerde / uçaklarda kafanızı şişiren, alışveriş merkezlerinde 'köküne kibrit suyu' dedirten ve çocuk sahibi olma konusunda sizi kabızlığa sürükleyen monster'lar gündüzleri napıyor, hiç merak ettiniz mi?

Bir çoğu kreşe gidiyor. Orada narkozla uyutulup, ağızları bantlanıyor. Dünya böylece biraz rahat ediyor. Şaka. Kreşte çocuklar okul öncesi yoğun bakım hizmeti görmekteler. Oyun, iletişim, ihtiraslar, ego gibi işlere daha yakından bakmakta, büyümekteler.

Bizimkinin de zamanı geldi. Hem ev erkeği evden çalışsın (kabus), hem ben evden part time işler yapayım, hem bebe evde olsun. Bizim ev cennet mahallesi, bizim ev cinnet malikanesi. Başladım görüşmelere. İlk görüştüğüm yerde tuhaf bir diyalog oldu.

'Televizyon izliyorlar mı' diye sordum. O sorunun yüce meali 'bebeleri ekrana kitliyo musunuz' aslında.

Kadın kendinden emin, gülümsedi yüzüme.

'Kesinlikle televizyon açmıyoruz. Yalnızca çizgifilm ve bazen de bilmeceler anlatan programlar. Hepsi de eğitici.'

Hulki Cevizoğlu izlettirmedikleri için sevinçten havalara mı zıplamalıydım yani?
Gıcık bir veli izlenimi verdim, farkındayım.

'Ama o da ekran. Bizimki 3-4 saatliğine gelecek. O sürede hiç ekranla oyalanmasa çok mutlu olurdum' dedim.

Uygun seçeneği bulana kadar, evde hamura abanmaya devam.



Totodan zottiri hikayeler uydurmaya, kastırmaya devam.




Hiçbir amacı olmayan, saçma oyunlar kurmaya devam (imdat).




Bir de ev erkeğini gündüzleri kreşe yollama şansım olaydı.

Heyecanlı not: Ben bunu yazarken, çok çok çok sevdiğim birinden bana posta geldi. İçinde kitap! İçimde renkler, kelebekler, taklalar. Hem de kendi el ve zihin emeğinden bir paylaşım bu. Detaylar, sonra.






11 yorum:

  1. Bizim ev bunun bir tık büyümüş hali;evde bir de ben kardeşime ebeveynlik yapıyorum,bu saçma oyunlardan çok çektim :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anılum, kaç yaşında senin minik? Abinin fotoğrafını gördüm, çok benziyorsunuz. Kardeşin de sana benziyorsa, çok sevimlidir.

      Sil
    2. 7 Yaşında daha, 2. sınıfa geçti.Babama benziyo aslında benimle çok bir alakası yok biz abimle anneye çekmişiz ama dünyanın en tatlı ve güzel kızı aksi kabul edilemez!^^

      Sil
  2. sen annatınca her şey komik yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen önerince de her kitap ağız sulandırıcı.

      Sil
  3. Türkiye'de kreş ve anaokullarında TV olduğunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım! Ya ben evde 7/24 baktığım çocuğa tek başıma yetebiliyorum, bunlar bu işin uzmanıyken neden TVye ihtiyaç duysunlar?!? Onların işi çocukları sakin tutmak değil ki, oyun oynatmak, enerji attırmak, yeni birşeyler öğretmek ki bunların hiçbiri de TV karşısında olacak iş değil.. Çok tuhaf ve çok haklısın, ne diyeyim, umarım bulursun kafana göre bir kreş!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok titiz davranmıycam. Sadece ekran ve aşırı zararlı abur cubur ortamı olmasın yeterli.
      Yoksa Türkiye'de hayallerdeki kreş hem zor, hadi buldun diyelim, bütçeme uygun mu derdi var.

      Haklısın, kreşler çocuğu sadece sakin tutma vazifesinde. Ben bile öyle bellemişim ki, bari oyalanacaklar, tv olmasın. Kendi aralarında oyalansınlar diye dilemişim.

      :(

      Sil
  4. Sabah kuşağı izletmedikleri için şanslısın, ya da izdivaç. Bak ama sadece çizgifilm açıyorlarmış. Kesinlikle televizyon açmıyorlarmış.

    Oy oy oy...Sarılmak istedim :))) <3 <3 <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sjhgfhafhjasfja

      : )))

      komikti gerçekten. neyi komik bulduğumu açıklasam, o hiç gülmezdi ama.

      Sil
  5. Ya bu tv olayından hiç hazetmiyorum. Ben karşıyım olabildiğince izletmiyorum. Bu fikrim de değişecek gibi değil. Ancak bir çok arkadaşım "faydalı-eğitici-feyizli-pilavlı" programların çok hayrını gördüklerinde ısrar ediyorlar. Doktora gitme fobisini çizgi filmle yenen mi istersin (işte sevdiği karton-karakterin doktora gitmeli bölümü varmış) çişini kakasını tuvalete yapmayı tv den görüp "çiş kaka şarkısı ve figürlü dansıyla" öğrenen mi istersin.
    Ya da kelime hazinesini saatlerce kitlendiği ekran başından 5e 10a katlayan mı istersin? Ne vereyim abime? Bu argümanlar karşısında, haaa tamam o zaman ben de izleteyim demiyorum tabi ama ne bileyim işte.
    Önyargıyı parçalamaktan ve atomu parçalamaktan daha zor bişey varsa; o da Türk insanın doğru bildiği yanlışları değiştirmek! Na-mümkün! No-mümkün!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vaşşakım, ben izletiyorum ama koca bir günün içine serpme şeklinde. Neden iletişimin ve aktif oyunun tam merkezine düştüğünde de ekrana baksın ki değil mi?

      Çizgifilmlerden gelişmek diye bir şeye şahit olmadım kişisel analık tecrübemde. Eğlenme hali oluyo işte. Limitleri aşmanın dev zararları olduğuna inanıyorum. Limitli bir şekilde, light bir eğlence diyorum.

      Senin de bu konuda tarzını seviyorum

      Sil

Emmece, gömmece...

Rüyamda lisedeydim. Sık sık o dönemlerde senaryosu geçen garip rüyalar görmeye alışkınım. Okul bahçesi geniş ve orman gibi bir yermiş. E...