27 Ağustos 2016 Cumartesi

Turuncu ve Gri Renkler

İzmir'e taşınma nedenimiz, ev çocuğu idi. Annem de İzmir'de yaşıyordu ve yaşadığı yer, çocuklar için yenilenmiş rengarenk oyun parklarıyla doluydu. Annemin muhit, diyelim. Bu parklar, yeni dönem parkları ve hepsi birbirinden şirin tasarımlara sahip. Uzay istasyonu var, uçak var, gemi var. Aslında hepsini fotoğraflamak isterdim ama ev çocuğu ile parklarda cirit atarken, unutuyorum. Geçen ay şunu çektim mesela..
Salıncaktaki 'ev çocuu'


Bunları da internette buldum.




Neyse, burada uzun yaz günlerinde- hele de benim evden çalışma fırsatı bulduğum bu dönemde- ev çocuğunu evire çevire parklarda 3 öğün oynatıyor, iyice canı çıktığında da eve sokuyorum. Annem de destek atıyor, günün 3-4 saati el atıyor ev çocuğuyla takılma işlerine. Böyle böyle zaman geçiyor. Fakat, İzmir'e taşınmanın bu turuncu renginin yanında bir de gri rengi var. Benim iş sektörümün İzmir'de aşırı kuru olması. Zaten ülke genelinde bize pek çorba parası çıkmıyor, İzmir'de ise iyice seyreltilmiş durumda. Ben gazetecilik mezunuyum. Ama uzmanlık alanım her tür editör işleri diyebilirim. Açık seçik olarak da gazetelerdeki iş temposundan nefret ettiğimi; dergiler, televizyonlar ve benzer kurumlarda yazıp çizmeyi sevdiğimi itiraf edebilirim. Neyse hal böyleyken burada iş bulmak, metrobüste boş yer bulma erotizmine sahip. Yine de umutsuz değilim ama işler ağır ilerliyor hayatımda şuan.

Dün bunları düşünürken, böğrümden kabaran bir ivme oluştu ve kulağımda o ses duyuldu:

"Yeniden İstanbul'a taşınmaya ne dersin Kahve?"

Yıllar sonra mı? Becerebilecek miyim İstanbul'u?

Biz, 5 sene boyunca yaşadığımız G. 'den önce aslında İstanbul genciydik. Toplu taşımalarda çita gibi hızlı, barlar sokağında sünger gibi biracı, kaoslu yaşamda da iyi birer grunge dinleyicisiydik. İş çıkışlarında Kadıköy'de bilmem kaçıncı sigaramı içerken, mesleksel hayallerimi dizerdim masanın üzerine, ev erkeğiyle konuşurken. Uzatmıyım bu yazıyı. İstanbul'a uygun bir tempom vardı. Şimdi o tempodan çok farklı atıyor ritmim fakat kalbim iş hayatı diye yanıp tutuşmakta, cağnım Cumartesi miskinleri dostlarım. Burada orta halli bir işe bedenimi sığıştırsam da, kafam sığacak mı? Vizyonu olacak mı? Ne kadar da gri değil mi bu mevzular.

***

Geçtiğimiz hafta Penny Dreadful'un finali yaptık. Buruk oldum birkaç gün. Son sezonda çok itekleme bir senaryo izlediysek bile bir kere bağlanmıştım John Clare'a, Vannessa'ya.. Sırada Better Call Saul var. Breaking Bad severler? İzleyenler? El attınız mı Saul'un dizisine?

İşte bu diziler filan da hayatımdaki bi diğer turuncu renkler. Ne güzelleeer.










8 yorum:

  1. Better call saul iyi dizi. Çok net breaking bad tadı var. Yeni bitane var bu ara "The night of" Offf off diyorum, bayıldım 8 bölümlük mini dizi diyolla. 7. Bölümdeyiz şuan bilemiyorum... Bölümler 1er saat, kategori: beyle izlemelik.
    İzlemediysen fargo, Must have.
    Bi de 4 bölümlük minnoş dizi: olive kitteridge -kategori: yalnız izlemelik beygilhanı bayabilir.
    İstanbul'a gitme, gözün sevem gitme. Mis gibi İzmir duruken, annen duruken cık cık cık.. İş var, mayışlar yüksek tamam ama; iş yükü çok, trafik çok, bakıcı bulmak sorun, kreşler pahalı, kiralar dev, nefes alacak alan az. Küçük çocuklu çalışan kadının fix dramı zaten : İzmir'de kariyer yok, İstanbul'da çocuğu büyütmek zor... (Aynı durumu yaşayan kankimgillerden biliyorum) Paradoks da paradoks.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk 6 bölümü bitirdik. BreakingBad devamı gibi ilerliyor.Çoks evdik Başakov.

      The night of, hemen listenin ön sıralarına çekildi. Bana bunlarla geeaal. Dizi tavsiyelerini atlamam.

      Yalnız izlemelik dizi beklicek. Yalnız dizi izlicek vaktim hiç olmuyo, sıfır adeta.

      Ah ne paradoks Başak ya. İstanbul'dan ilanlar yağıyor benim alanda. İzmir'de 10 günde bişey çıkarsa çıkıyor.
      Boğuluyorum düşüncelerde..

      İmdats.

      Sil
  2. bence istanbula dönün. istanbul gibisi yok. bu değişime alışan bi insan başka hiç bir yerde mutlu olamaz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet İstanbul öyle bir hale sokuyor insanı. çünkü hayal gücüne uyum sağlayan sözler veriyor o şehir.

      :D

      Sil
  3. Istanbul mu? Çok bencil olarak evet evet evet demek istiyorum, ama sizi düşününce etmeyin eylemeyin Istanbul'da artık yaşanmaz diyorum. Gene de kararınızı etkilemiş olmak istemiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bencilce senin şu sade basit yerde yaşam planının gerçekleşmesini isterdim. Mesela İzmir kıyılarında bir yere yerleşmeni..

      Zırt pırt görüşemesek de görüşme olasılığımızın olacağı haftasonlarını :)

      Sil
  4. Sakın ha demek istiyorum ben de.. 7 sene yaşadım, sanki asla ayrılamam gibi sevdim ama ayrılınca da bir daha dönmek bile istemedim. İzmir iyidir, hiç düşünme bile.. <3 Park çok güzelmiş bu arada, ya benim kız artık hiç sevmez oldu parkı, overdose mu oldu nedir anlamadım :((( salıncakta 45dk sallanıyor başka bişey yapmak istemiyor ve eve gidelim krizi yaşıyor!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burdaki diğer parkları görsen, seversin eminim Ceren.

      Bizimki de oyuncakları sevmiyor parktaki. Ortam ve muhabbet için gidiyor. Etrafta çocuk yoksa yüzü düşüyor. Kreş vakti geldi geçiyooor.

      Ben de gitmek istemiyorum İstanbul'a. 2 seneye burda bi iş çıkmazsa, mecburen gidicez. Konuştuk, anlaştık. Durum o kadar ciddi.

      Sil

Arkadaşıma Mektup: Bebe Büyürken Ben Ne Okudum?

Bebe olaylarında çok yeniysen, hamilelik sana astronotluk kadar yabancıysa, çocuk kitaplarından anladığın sadece Ökkeş serisi ise, o halde,...