30 Eylül 2016 Cuma

Ekim'e Yazı




Geçen aydan bu yana neler değişmiş. Vay halasını.

Bir kere Ağustosu kapatırken, ebeveynliğime vermiş veriştirmişim. Bu ay tam tersi bir çizgideyim. Ev çocuğunun zifiri karanlık görünen zor yanları çözüldü. İnatçılık dosyasını kapadı. Çiş kaka işlerinde ıssız bir adaya düşse kendi işini görür hale gelmedi ancak, artık bezli bir çocuk değil. 2 yaş sendromunu sabah kahvaltılarında hatıra olarak anmaya başladık. Kendimi beceremediğim ebeveynlik işleri yüzünden yıprık ve yorgun hissetmiyorum. Sabahları uyandığımda yine perdeyi çekip gökyüzüne bakış attığım, 'aa bugün güzel bir gün oluciik' dediğim standart günlerime geri döndüm. Bel ağrısı yok, baş ağrısı yok, uykusuzluk yok.

Bir de yine geçen ay bahsettiğim, şu cimrilik ödevlerini iyi yapmışız galiba ki eksiye girmedik. Ayı artıda kapattık. Halbuki misafirler ağırlandı, sonbahar alışverişleri yapıldı. Demek ki sadelik, mantıklılık ve ihtiyaç dışına yüz vermeme becerisi bizlerleymiş bu ay.

Bunlar geçen ay yazdığım notlarla bu ayı kıyaslamalarım. Ayı kapattık. Ancaaak. Her şey yolunda mıydı? Bu insangızı her şeyden memnun, içsel huzuru tam mı kapatıyor bu ayı? Tabi ki hayır. Kuralı bozmuyoruz ve bu aydan aldığımız minik ders çıkarma notlarını burada paylaşıyor, kendimize yeni ay planı oluşturuyoruz. Niye biz yapıyoruz ayrıca, biz kaç kişiyiz? Ben, laptop'um, çayım ve terliklerim.

Bir kere işsizlik yeni aksesuarım. Bir zamanlar özellikle taze anneyken hiç bitmeyen uykusuzluk için bu tanımı kullanırdım. Şimdi de işsizliğimle saç tarıyor, pantolonumun üzerine işsizlik bağlıyor, uykularımda üzerime işsizlik örtüsü çekiyorum. Bunun üzerimde hantal durduğunu da biliyorum. Çünkü Joe'nun şu yeni yazısında bahsettiği gibi, hayattan en en en güzelini neden istemiyorum ki? Neden işsiz bir insan yazgısı çiziyorum kendime? Yarın, iyi bir yerden bana dönüş yapmayacaklarını nereden biliyorum? Ya da belki aklıma süpermüthişolağanüstü bir proje fikri gelecek? Bu hantal işsizlik aksesuarıyla hep bunların önünü tıkamıyor muyum? Hem elimde zaten bir iş var, evden yaptığım yazarlık işi. Ona gölge düşürüyor bu hantallığım. O yüzden ben de yeni ayda, yani Ekim'de işsizliğime vurgu yapmak yerine, elimdeki işe fazla mesai yapıcam. Hatta başladım bile bu hafta, daha fazla yazılar aldım.

İşsizliğin üzerimdeki mental etkisi


Ekim'de yeniden listeli günlük tempoma dönüyorum. Listelerim hazır. Çünkü günler kısa, evin işleri, mecburi görevler, yapmasam unutacağım-yaptığımda da 'neden daha sık yapmıyorum' dediğim keyfi işler, hatırlatmalarım- ihtiyacım var yani. Hayatın her anında değilse bile dönemsel olarak listelerle yaşamak, beni her zaman iyi hissettirdi. Sanki hayatımı bir süreliğine içimdeki yaşam koçu, işbilir kadına teslim ediyorum, o benim yerime organize ediyor, ben de günün sonunda keyfime bakıyorum- gibi oluyor. Fakat bazı mevsimlerde, örneğin çok aşırı bir Temmuz gününde, o organizasyoncu hızlı kadına yol veriyorum, hiç çekilmiyor. Ekim, Kasım ve Aralık gibi aylarda ise, listeler hayatımı aydınlatıyor, mutlu ediyor. Önümüzdeki 3 ayda gözüm var yani.

Özetle Ekim ayı, az konuş, çok koştur- günün sonunda keyfine bak ayı olacak. Hayatın önüme yeni seçenekleri çıkarabilmesi için kendimi etiketlemeyeceğim, içinde bulunduğum durumun asılabileceğim kısımlarına bakacağım bir ay aynı zamanda. Ve mümkünse bol bitki çayı olsun. Kahveyi bilmiyorum naparım.

Siz yine de bu Ekim'de kahve saatinde bana uğrayın beybiler.


4 yorum:

  1. O liste olayına tamamen katılıyorum.Liste yaptığımda her şey önümde oluyor.Neler beni bekliyor,neleri halletmişim hepsini biliyorum.Bir de listeyi tamamladığımda benden mutlusu yok.
    İş olayını sakın bırakma.Kariyer de yaparım çocuk da yaparım fikrini benimse.Tüm kadınlar öyle yapsın istiyorum.

    YanıtlaSil
  2. İşte budur! :) Böyle düşünce devrimleri ufacık dahi görülse sonradan çok fark yaratıyor. Neyse ben spoiler vermiyim. Kendin gör :)

    "Neden daha sık yapmıyorum" listesi çok özel değilse paylaşır mısın?

    YanıtlaSil
  3. Yeah baby! Hastasıyım böyle liste yapan, kalkınma planı yapan, bir sonraki aya hedefler koyan insanların! Tebrikssss
    Bense akşam çocukları yatırdı mıydı, gebeş gibi yayılan- bugünü de yedik hamdolsun- diyip göbeğini kaşıyan dayılar gibiyim. Bir gün daha bitti, ve çocuklarım 1 gün daha büyüdü diye seviniyorum sadece. Başka bi motivasyonum yok...
    Ha iş güç, yeni hedefler, kendime yatırımlar olacak tabii.. Ama şimdi değil ya!
    Bugün mesela markette çocukların ikisi de yatmış yerde ağlarken ve insanlar bana "ne biçim çocuk yetiştiriyorsun cahil üçüncü dünya ülkesi insanı pislik" bakışları atarken ciddi ciddi gözlerim doldu. Ve gözgöze geldiğim bir teyzeye kendimi tutamayıp "ben de ağlıycam sanırım birazdan" dedim. "Ağlayınız, daha iyi hissedecekseniz" Dedi :))
    Aman nerden nereye bağladım konuyu. Dokunmayın ağlıycam!

    YanıtlaSil
  4. Ne güzel bir yazı yaa samimiyet akıyor

    YanıtlaSil