5 Ekim 2016 Çarşamba

Evlilik değil, evcilik.


Son 3 senedir evde televizyon, 3-4 aydır da sosyal medya hesaplarım offline durumda. Gerçi 'kahve_icermiyiz' adına bir instagram hesabım var ama oradaki online olma sürem, devede kulak kiri.
Dolayısıyla, etrafta salgın gibi gezinen geyiklerden çok geç haberim oluyor. En son şunları gördüğümde, meğer bu geyik trenini de çoktan kaçırdığımı farkettim. Instagram'da 'cezmikalorifer' paylaşımlarından aldım hepsini.






Gerçi şu hayatta hiçbir geyik için geç değildir. İlgimi de çekti. Gerçekten var mı bunun aslı diye, merak edip, biraz insta'da dedektifçilik yaptım. Var mı ne demek !!!.. Meğer bu bir akımmış. Pembe manyağı ev hanımlarının sunum çılgınlığı deryası. Bu hesaplar bir zamanlar türeyen Justin Bieber hayranı belieber'lar kadar çoklar. Ya da gizli eşcinseller kadar dayanışma halindeler. Ve ayrıca kedi-severler kadar minnoşlar.

Başka işin mi yok buna neden kafa yordun derseniz, haklısınız. Ancak bu merak, sevgilinin maillerini gizliden kurcalama merakıyla yarışır. Aynı merakı uydudan meteorların açtığı büyük kraterleri seyrederken de hissediyorum. Peki bu sunumcu pemboş hanımlara bu merak, neden? Öncelikle bu tutkularının ardındaki motivasyonu anlamak istiyordum.

Pemboş Hanımların Belirlediğim Özellikleri

Ben de toz pembeyi ve mint yeşilini seviyordum ama onlarınki farklıydı. Şiddeti, boyutu. Ve hepsi birden aynı oranda yaşıyordu bunu. Gizli bir örgüt gibi. Bir tanesinin hesabında (30 tanesini detaylı incelemişimdir), mutfağın metal olan her yerini, boruların üzerini 'Do It Yourself' adı altında, pemboşlara boyadığını gördüm. Bakın, bu gerçek bir fanatizmdir. Çünkü işin içinde tasarım, hayal gücü, yaratıcılık ve estetik değil; sadece bir yerleri pembe ve mint yeşili yapma planı vardı. İnanın, kaka yaptıktan sonra pembeye boyayıp 'musmutlu günler bacılarım, hepinizi çok öpüyorum' yazmaları an meselesiydi. Heyecanlanmaya başlamıştım, bu işin arkasındaki duyguyu iyiden iyiye merak ediyordum.

Gözlemlerime devam ettim... Kocalardan bahsediş ve üslup halleri aynıydı. Hepsinin kocası 'kociş', hepsinin kocayla akşamları tv karşında hazırladığı ciciş tepsişler, içindeki pembiş bardakişler ve çikolatalaşlar aynıydı. Koltuklar, tv üniteleri, halı seçimi ve perdeler. Resmen bir komitenin arması gibiydi. Yeni bir devlet kurulmuştu. Kocişler genelde normal yurdum insanı. İşte normal bildiğiniz bir adam yani, öyle tayt giyen Tan Sağtürk tipli filan değiller ama oturdukları koltuklar simli, yastıklar kurdeleli, yatak örtüleri güllü ve hepsi pembe! Pembe, pembe, pembe. Pembe, hoş dekore edilmiş bir eve yine direnmezdim aslında. Ancak bu evler tıkış tıkış, geleneksel Türk tipi döşenmiş. Her yerde eşya, kalabalık, uyumsuzluk, alakasızlık gördüm. Amaç, eve minnoşlu nesneleri bulup yığmak olmuş. Ayıcıklı mor minnoş bir halının üzerine pembe piti kareli ve altın sarısı efektli bir başka nesne gelebiliyor, örneğin.

Mutfaklar Barbie evlerinin renklerindeydi. Bakınız dekorasyonu demiyorum çünkü barbie'lerin mutfağı normal mutfaktır yine de. Bu tip hanımların mutfakları pembe kaşıklar, tencereler, cicişli örtüler... Soğan doğrama, et dövme tahtası bile pembiş kurdişli. Düşünün bi... Profillerde çoğunlukla çekilen mutfağın değişik açılardan kareleri.. İşte kahvaltı saatleri, akşam yemekleri, kayınvalideş gelicek hazırlık yaparken, teyze kızı gelicek dolma sararken. Maalesef dolmalar soluk yeşil. Pembesi olmadığı için üzgünüm.

Çoğu hemen hemen Bim, A101, English Home' dan ev eşyası alışverişlerini yapıyor. Yeni gelen bir ürünün pembesini mutlaka satın alıyorlar. Pembesi yoksa mint yeşili. Bir de ilginç bir şekilde muhafazakar kesimden, gördüklerimin çoğu. Başörtülü, geleneksel ve dindar. Öyle olmayanlar da var. Örneğin bir tanesi, iyi eğitimli ve modern. Ancak kendisinden 'gelin' diye bahsediyor. Kayınvalidesine hizmet için hırsla hazırlanıyor.

Deli dehşet like topluyorlar. Diyorum ya mini bir devlet.

Aslında bu pembişler örgütünün kullandığı temaları incelerseniz, vintage esintisi hepsi. Cupcake figürleri, İngiliz tipi çaydanlık çizimi, muffinler... Ama onu geleneksel Türkiye'ye adapte etmişler. Bu noktada görsel kullanmam gerekirdi ancak etik değil işte. Yine de size en çok satın alınan ve hemen hemen hepsinin evinde olan parçalardan birkaç örnek vereyim.







Bir de hemen hepsi evlenmeden öncesinden beri evliliğe gün saymış. Kız isteme, nişan, kına gecesi, çeyiz serme gibi günlerin geri sayımları yapılmış. Bu tarihler gerçekleştikten sonra da o günlere dair paylaşımlar uzun uzun sürmüş. Evlilik tarihlerinin yazılı olduğu kurabiyeler pişiriyor, kına gecelerinin tbt'sini yapıyorlardı. Evlilik öncesi paylaşımlarına da baktım, üşenmedim. Bir kek kalıbı (ya da başka bir ev eşyası) fotoğrafının altına 'Allah'ım sen bana bu kalıbı kullanacağım günleri nasip et' diye dua eden onlarcasını gördüm. Hele bir tanesi yatak odasını paylaşmış 'allahım nasip et' diye. Burda sinsice güldüm ancak, başka bir evlilik tarihi bekleyen hanımın 'evin kapısını' paylaşarak 'evimin kapılarını bile özlüyorum' yazdığını görünce, sersemledim.

Ben Ne Düşündüm?

Ben ilk keşfimde 'ayy ne zevksizlik' diyerek karşılamıştım bu pembişliş minnoşları. Sonra bir noktada, bunun başka bir ruh olduğunu, buna saygı duymam gerektiğini düşündüm. Evet derinlerden gelen bir tutku yani yine konuyu eşcinselliğe getiricem de, mesela gözlemlemişsinizdir siz de... küçükken sınıfta bir erkek arkadaşınızın, davranışlarında feminen detaylar gözünüze çarpmıştır. Belki henüz o bile bilmiyordur içindeki farklılığı ama bellidir, farklıdır diğer hemcinslerinden. Onun doğası, onun özü, gerçeği dişidir aslında. Ve neyse ki büyüdükçe, bulacaktır kendini. İşte bunun gibi geldi bana bir noktadan sonra.. Bu bir eğilimdi.. Bu pembişler, bunu doğalarından çıkan bir engellenemez güçle yapıyor, buna ihtiyaç duyuyorlardı. Issız bir adaya düşseler, pembe taşlardan kendilerine baraka kurar, yapraklardan kurdele dizerlerdi köşelere.

Fakat sonra bu fikirden de vazgeçtim.

Daha dramatik bir şey olduğundan şüphelendim. Çünkü tabloya geriden bakınca, bambaşka bir manzarayla karşılaştım.

O da evcilik oyunuydu. Yarım kalan çocukluk hisleri olabilir. Kaçış olabilir. İçeride tamamlanamayan bir şeyler olabilir. Çünkü bir erkek ve bir kadın, iki yetişkin olarak hayat kurarlar, ancak evler böyle olmaz. Bu evler oyun alanıydı resmen. Misafir ağırlamak, yeni tabaklarını dizmek, şekerli yiyeceklerle akşam eve gelen kocayı (babayı) sevindirmek, onu beslemek (çocuğunu) ve tüm bunları etrafa göstermek. Bu bir evcilik oyunuydu. Bu kadınlar masum masum evcilik oynuyorlardı. Çeyiz diye aldıkları da oyuncaklarıydı.

Bu meseleden irdelenecek çok şey var bence. Toplumda kadının yerinden tutun da, ülkemizde evliliğe bakış açısı ve tüketim kültürüne kadar.

Ancak yine en çok merak ettiğim, erkekler. Her yeri pembe olan ve tamamen küçük bir kız çocuğuna göre düzenlenmiş evlerde yaşamayı neden kabul ediyorlar? Kafanız mı iyi?

Beni aşıyor. En iyisi bir kahve.





19 yorum:

  1. Çok eğlenerek çok gülerek okudum yazıyı.Ben de diyordum ki bende mi bir sorun var?Neden bu kadar ciciyi biciyi sevmiyorum da aldığım eşyaların işlevine bakıyorum diyordum :) Benim gibi düşünen insanların olduğunu görünce mutlu oldum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de mint yeşili bir nesneye sempati besleyebilirim :)

      ancak, dediğinize katılıyorum. işlevsellik odaklı olmak, daha pür pak yaşam ortamları sağlıyor. estetiği de daha iyi oluyor sanki.

      Sil
  2. Yazının başlarında acayip eğlendiğimi söylemeliyim, hele ki şu "kakişe kurdela takma fikri", bomba...
    son satırlarda yazdıklarına ise katılmamak ve üzülmemek elde değil.
    Herkesin "ben varım" ı ifade edişi çok farklı işte. Onlar da biz varız diye bar bar bağırıyorlar. KAldı ki bu kadar görülebileceklerini kendileri bile tahmin etmemişlerdir sanıyorum.


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ahahah :))

      kakiş.

      'ben varım' derken hepimizin saçmaladığı kesitler vardır yaşamda, gerçekten. pembe bardağı aldım dram konusu yaptım ya. halbuki pembişliş miniliş.

      Sil
  3. Evde bi kurdele var o da kızımın saçında..öleyim ben :((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kurdeleler güzel şeyler aslında. ancak neye bağladığından çok neye bağlamadığın önem kazanmış bu akımda anladığım kadarıyla.

      saçlara kurdele <3

      Sil
  4. Evde bi kurdele var o da kızımın saçında..öleyim ben :((

    YanıtlaSil
  5. Ay ellerin dert görmesin Kahvecim. Şu "yeni gelinlerin sunum merakı" nı sağda solda duyuyordum da çok üşeniyordum aramaya. Bir de üç aşağı beş yukarı tahmin ediyordum bu tarz bir şey olduğunu. Ama bu denli yaygın olduğundan haberim yoktu. Buymuş demek. Bir de niye "yeni gelin" diyorlar bunlara, nereden biliyorlar yeni gelin olduklarını onu anlamıyordum. Sen kına gecesi şuydu buydu diye geri sayımlar olduğunu söyleyince anladım.
    Her zamanki gibi on numara tespitler.
    Eskinin köşe yazarları olsaydı keşke ve senin tespitlerinin yanına bir de yakın siyasi tarihin ve sosyal medyanın yaşam biçimini etkisine bir çözümlemesini de verselerdi bize. Dediğin gibi bu meseleden neler çıkarılır, tez bile yazılır aslında hem de okkalısından. Ama günümüz siyasi durumunun akademik dünyasında o tez geçer mi, şu an hiç emin değilim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok isterdim Joe.. Bir sosyolog değerlendirsin bu meseleyi.. Benimki bu tür şeyleri garipsemenin ötesinde! Ben anlamak istiyorum : )

      Sen de ben gibi, pek güncel gündem takip etmiyorsun değil mi? Tv filan yoktu, öyle hatırlıyorum. Haber gelişmesi kaçırmaktan korkmam ama toplumsal gelişmelere değinen geyik kaçırmaktan tırsıyorum :D

      Sil
    2. Güncel gündem şöyle: ilke olarak günde bir kere haber almak için tv açıyorum. Ama atladığım günler de çok. Ama buna gündem takip etmek denmez herhalde. İlkokuldayken eve gelen iki gazeteyi didik didik okurdum. Mesela Pakistan'ın başkentinin İslamabad olduğunu, Cumhurbaşkanı'nın o günkü Pakistan ziyaretini gazeteden okuduğum için öğrenmiştim. O günlerden bugünlere geldim :((((( Ama o günlerdeki gazetecilik de bugünlere farklı geldi. Artık kendimi suçlamıyorum.

      Sil
  6. Türkiye'de kadına verilen rol resmen bu,güler misin ağlar mısın :'D

    YanıtlaSil
  7. Kahvişcim, ben bu trendi yakinen takip ediyorum sosyal medyadan; sen biraz geç kalmışsın belirttiğin gibi, senden iyi olmasın, bu konuda şahane analizler okudum ben de. Üşenmezsem ve bulabilirsem bir ara beğendiklerimi link olarak ekleyeceğim yoruma.
    Aklımda kalanlardan biri şöyle birşeydi: pinterestte ve ya muadili yabancı "dıy" sitelerinde de bu sunum çılgınlığı mevcut. Dünyayı kasıp kavuruyor sunum çılgılığı. Yalnız fark şu: yabancı sunumcu ablalar tamamen yaratıcı ve el emeği göz nuru işler yapıyor. Pembişli mintişli renk keki, organik gıda boyasıyla hazırlayıp fırınlarında pişiriyorlar..kekleri dizecekleri düzenekleri atık malzemeden, silikon tabancası kullanarak yapıyorlar falan filan...Bizdeki akım bim'den alınan bisküviye kurdele bağlayıp, english home dan alınan bibloya oturtmak, yanına madam cocodan alınan danteli sermek falan... Sıfır yaratıcılık, sıfır emek! Bütün gün boş boş oturacağına, kocişine eltişine görümcişine sunumlu boncuklu güllü market bisküvisi iteleyeceğine; kalk da iki tarif karıştır, sağlıklı bi yemek yap sunumunda bi emek olsun, göze olduğu kadar(!)mideye sağlığa da hitap eden bişey olsun bari :)
    Ya da ne bilim sunumla bu kadar kafayı bozduysan gerçek bi adabı muaşeret öğren, sofra düzeni öğren, hangi yemek hangi Çatal bıçakla yenir, Nasıl dizilir önce bu işin bi abc'sini öğren (ben de tam bilmem şşşt çaktırma) sonra bağlarsın domatese kurdeleyi :)) aman her işimiz abuk be! Hemen bi "yaptım oldu" özgüveni herkeste. Yemin ederim lsd kafası gibi o ablaların evleri. Baktıkça patlıyorum.
    Bir de sen yaşanamayan çocukluğa duyulan özlem, regresyon gibi yorumlayıp hafiften bi sempati beslemişsin :) ben öyle bakmıyorum. Ölümüne boş beleş ve gerzek buluyorum sorry :))) imza: başakitoşun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. başakitoşum, yine aşırı gerçekçi bir yorumla renk katmışsın. gerzek bulmak :D dün bunu evde söyledim, herkes gülerek onayladı.

      dediğin gibi, o gevur memleketlerden hanım ablaların o paylaşımlarından haberim var aslında. ben seviyorum onları. hatta içimi huzura boğuyor. bir çeşit sanat bence. Masallar diyarından öğeler.

      bizimkilerde durum kaos. toplumsal çöküş. kadının değerini alçaltacak işler. yanyana olmamız, ve o fotoları birlikte incelememiz lazım.

      Sil
  8. Dişimi fırçaladım,salata yedim,koltuğun üstünde yaylandım gibi yazan blogcularla arasında pek fark göremiyorum pembişlerin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o tip bir bloğa rastlamadım. okuduğum blogger genelde leziz yazarlar. ancak bu leziz yazarlar eğer bazen güce şeklinde, boş laflar yazsalar bile hoşuma gider. çünkü boş laf etmek de yetenek ister. ki kendisini okutsun.

      bence.

      Sil
    2. güce=günce.

      (güncelere bayılırım)

      Sil
  9. Terliklere bayıldım. Ben de istiyorum!

    YanıtlaSil
  10. 'Ya evet cok dogru' diyerek okudum pek cok yeri, guzel tespitler e bir de anlatim da guzel olunca akti gitti yazi.. deep'ten geldim, hoscakalin:)

    YanıtlaSil

Arkadaşıma Mektup: Bebe Büyürken Ben Ne Okudum?

Bebe olaylarında çok yeniysen, hamilelik sana astronotluk kadar yabancıysa, çocuk kitaplarından anladığın sadece Ökkeş serisi ise, o halde,...