18 Ekim 2016 Salı

Zamanı gelen sorular.


Bugünlerde bazı sorular üşüştü zihnime. Hayatı mikro yaşadığım günlerden bir soruyla başlayalım.

Öğle Uykuları

Önceliği ev çocuğuna vereyim.

3 yaşına birkaç ayı kalmış bir çocuğun gündüz uykusunu bırakması sizce makul müdür? Zamanı gelmiş midir? Çünkü öğle uykularına bir türlü dalamayışı, dalsa bile bu kez de gece uykusuna dalamayışı bana küçük fısıltılar eşliğinde aynı şeyi söylüyor. Öğle uykusunu kaldır! Çünkü o gün öğle uykusunu kaldırdığımda, gece yatağına girip mışıl mışıl uyuyabiliyor. Bu konuyu daha önce Başakito ile konuşmuştum. O da 'zamanı gelmiş olabilir' demişti. Fakat hazırlıksız yakalanmıştım. Öğlenleri uyuyan çocuk sayesinde hallettiğim nice işlerim vardı. Tamamen kendi ekmeğimi yağladığım bu hareketimi bencilce bulmaya başladım. Acaba diyorum? Artık bu durumla yüzleşsem mi? Odaklanmam gereken şey sadece ev çocuğunun sorunsuz bir şekilde uykuya dalması ise, o halde kesinlikle kalkmalı gündüz uykuları. Ancak bu onu uzun vadede zorlar mı? Bazı günler gündüz uykusu bazı günler es geç mi yapmalı? Bu kez de rutin diye bir şeyi kalmaz. Çünkü gündüzleri uyuduğunda, akşam 8 de asla yatağında sızamıyor. gece 10'a kadar kıvranıyor.

Örnek:

Dün öğlen saat 11:45 gibi uyudu. 13:05 uyandı.
Akşam yatağa 20:30 gidildi, daldığında saat 22:45'ti.
Bu arada bebe uyumaya çalışırken, onu uyarıcı hiçbir unsur yok etrafta. Her şey her zamanki uyuduğu, alışkın olduğu koşullarda.

'3 saat sonra dalabildi' bakışı.


***
Hayata makro baktığım günlerden bazı sorularla devam edelim.

İkinci Çocuk

Şu yazıma gelen yorumlara bakınca... Biraz da etrafımdaki çok çocuklu arkadaşlarımın hayatlarına bakınca. Hatta ikinci-üçüncü çocuklarını yapan herkesin söylemlerine bakınca, o fikir bende de dalgalanıyor: 'İkinci çocuk' fikri. Cinsiyetçilik gibi duracak ama ev çocuğunun bir kız kardeşi olması fikri hele... O fikir beni iyice büyülüyor. Ben tek çocuk olduğumdan bahsetmiştim. Aslında benim tek olmamın nedeni anne ve babamın mutsuzluğu idi. Bunu da biliyordum o yaşta. Ve karanlık yanım şunu diyordu; 'Seni sevmediler ki bir tane daha yapsınlar senin gibi...' Beni Kemalettin Tuğcu romanlarından bir karakter gibi görmenizi istemem ama bizimkiler boşanmadan önce gerçekten buz gibi soğuk, sevgisiz bir hayatım vardı. Sonradan toparladık işte.

Neyse konuyu dağıttım. Ben bu yüzden bir kardeşim olmadığını biliyordum. Ben büyüyünce annemin bana 'babandan bir çocuk daha istemedim' demesiyle de onaylanmıştı. Şimdi benim de ikinci çocuk yapmalı mı, yapmamalı mı sorusunu soracağım zamana geldik. Gerçekten geldi mi? Evet zamanı geldi. Çünkü bugün eğer o kararı alırsam, anca ayarlamalar, ön hazırlık, çeki düzen, sağlıksal toparlanmalar filan gibi basamakları hazırlamam gerekir. Geçenlerde ev erkeğine konuyu açtım.

Bu konuda netleşelim, karara varalım. Ben şimdiden takvimlerimi hazırlamak, yol almak istiyorum- dedim. Fakat bir de ne göreyim. Ev erkeği bu konuyu objektif tartışacak kadar bile ikinci çocuk düşünmüyordu. Bana böyle söylemedi tabi. Konuya şöyle girdi (bir pazarlamacı gibi) :

'Ben de aynı senin gibi kararsızım aslında. Bazen çok istekliyim, bazen de çok zor görünüyor. Ama sevgili Kahvecim, gerçekçi olalım'

'Evet gerçekçi olalım?'

'Mesleksel hedeflerin var. E benim de var. Güzel sağlıklı bir çocuğumuz zaten var. Yaşımız nerdeyse 35 olacak. Bence gerek yok'


İkinciyi istemeyen ebeveynin 'bebek'le ilgili hatırladığı..


İkinciyi isteyenin hatırladığı...

Ev erkeğinin gerçekçiliği buydu.
İlla ikinci çocuk olsun diye asla düşünmeyen ben bir an kazıklanıyormuşum gibi hissettim. Çünkü bu gerçekçilik sebepleri bana kolaycılık koktu daha çok. Daha yeni 33 olan yaşımı da 35 yapıverdi eşek insan. Yine de iyi oldu bunları duymam çünkü ev erkeğinin ikinci çocuğu hiç istemediğini net anlamış oldum.

Benim de kendi gerçekçi sebeplerime ilk sıradan girdi bu madde.

Bir. Ev erkeği istemiyor.
İki. Olası aksiliklerden tırsıyorum. Hamilelik ve doğumla ilgili olabileceklerden. Çocukla ilgili olabileceklerden. Komplikasyonlar, sendromlar, dikişler, emzirmeler.
Üç. Ağzımın sularını akıtan işsel hayallerim var. Bunun için tek çocuğumdan zaman ve fırsat kalsın diye geri sayım yapıyorum.
Dört. Türkiye'de sosyal hak yok. Eğitim, sağlık devlet eliyle olursa çok vasat. Kendi seçtiklerin ise pahalı. Bu pahalıyı karşılayacak yeterli kazanç ben kendimi bir işe adamadıkça yok.
Beş. Yaşım ilerliyor. Şimdi şuan ikinci çocuk kararı alsam bile her şey hemen olmuyor. Biyolojiye 'deadline' sökmüyor. Kısacası zaman düşer, ellerimden yere oluyor.
Altı. Her ne kadar ev erkeğini çok sevsem de, iyi baba olduğunu düşündüğüm vakitler çok olsa da- onunla bu sorumluluğa beraber girmek konusunda kararsızım. Çünkü kriz anlarında beni çok yoruyor, sakin değil. İkinci bebekle beraber paslaşılması gereken iş bölümünde ona tam güvenmiyorum.

Bunlar da benim gerçekçi sebeplerimdi. Ancak ev erkeği o gün 'zamanı geldi konuşmanın' dediğimde, bana deseydi ki..

'Kız Kahve, ne zor anlar yaşadık. Ama şimdi hepsi tatlı birer hatıra oldu. Hem deneyimliyiz de artık. Biz bu işi kıvırırız. Gel yapalım bir tane daha. Büyüsün ailemiz..'

Ya da buna benzer şeyler sıralasaydı, eminim etkilenirdim. Fakat herif de istemiyor ve onu anlıyorum. Bizim ev erkeği ile zamanında içine düştüğümüz aşk formu, çok keyifçi ve geyikti. Biz onun ekmeğini yedik durduk. O, yeniden bu kez de ev çocuğu ile beraber o günleri yaşayacağımızın hayalinde. O sebeple ev çocuğu bir an evvel bi 4 olsun da şunları da yapalım, bu tip şeyleri de yaşayalım planları kuruyor. İkinci çocuk demek, yeniden başa sarmak demek ona göre. 3 kişilik aileyle iyi yaşam kuralım, fazlasını istemeyelim diyor.

Halbuki bence yaşam dediğin acaip biçim değiştiren, renkten renge giren ve öyle de uyumlu olabilen bir platform. Eğer kaygılarımızı dinlemezsek tabi. Ben ev erkeğine katılıyorum, hak veriyorum- hatta genel odağım da o yönde. Yine de sesime kulak vermek, kendimi köşeye sıkıştırmak, bu meseleyi açık seçik konuşmak istiyorum. Çünkü bazen çok kuvvetli bir istek, beni çağırıyor. Bunun üzerini örtemem. Bu sebeple bence konuşmanın zamanı geldi.

Ya da susmanın zamanı mı geldi? Biz susalım da hayat aksın mı? Kararı gelecekteki 'şimdi' mi versin? Bi tüyo alsaydım bari. Ona göre kendimi ayarlasaydım gardaş. Ev erkeğine de güven olmaz ki. Yarın öbür gün çıkıp tutkuyla ikinciyi isteyebilir. Ya o zaman benim doğru zamanım olmazsa?

İnsan hiç olmamış bir şeyi şimdi nasıl durduk yere isteyebilir ki? Olduğunda çok isteyeceğini bilse bile.

Şuan bu sorgulamalarım, gelecekte ikinci çocuğunu yapmış benim; 'iyi ki üzerine gitmişim bu duygunun' demesine sebep olacak- gibi hissediyorum.
Aynı şekilde gelecekte ikinciyi yapmamış ben de iyi ki üzerine gitmişim, içimde hiç soru kalmadı diyor. O da yolunda rahat ilerliyor.

O yüzden biraz içimdeki duygu biçimlerini tanımaya çalışacağım. Evirip çevireceğim.

'Gördün mü Figen, ikinciyi yapsaydık şu pozu veremezdim şimdi'




7 yorum:

  1. 1. Öğle uykusunu kaldır
    2. İkinciyi yapma

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamam :)

      Sanırım, uygulayacağım.

      Sil
    2. :D Bu yanıta bayıldım, kısa öz.

      Sil
  2. Çocuk aslında "anne kış geldi günler kiralamak ne gerek var ya öğle yok ki uykusu olsun"demek istiyor :)
    Hissetmiştir mevsim değişikliğini ayarlıyor ise ne güzel uyutma erken yatsın akşamları..
    İkinci çocuk hakkında konuşmak istemem ikinciyi yaparsan üçüncü hakkında konuşabilirim(bkz:35'inde üçüncü çocuğunu doğuran anne)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, onun biyolojik saati ayarı yapmış. Katılıyorum.

      35 yaş, 3 çocuk. Kulağa güzel geliyor valla :D Ben paralel hayatta çok çocuk istiyorum. Şimdiki için şartlar olumsuz :/ :)

      Sil
  3. Açılın ben "ikinci çocuk goygoycusu ve gazlayıcısıyım"

    -Hamilelik, doğum, bebenin ilk 1 yılı zor
    -tüm bu süreçlerde bir de ilk çocuğun yaşayacağı travma vicdanları ekleniyor. (Hiiiiç yaşamayabilir ve çok Mutlu da olabilir bu süreçte, ama ya yaşarsa stresi ciğer soldurmaya yetiyor)
    -maddi zorluğunu ben yaşamadım, devletten yardım, beş yıldızlısından beleş doktor/ beleş hastane, beleş kreş hizmetleri aldım... O yüzden bu konuda ne diyececeğimi bilemiyorum... Eğitimlerinin devamında da hep devlet okullarına gidecekler... Ama deneyimle masrafların azaltılacağını düşünüyorum. Bebeğe süslü şaşaalı eşyalar, gereksiz ürünler, deneye yanıla çöpe giden bir sürü şey olmayacak... Kreşler, okullar, aktiviteler, kurslar falan hep büyüğün izinden gidecek. En azından birkaç kalem düşüyor masraflar; ilk çocuğa nazaran...
    -biyolojik yaş için daha Zaman'ı var. Acele etme, panik yapma. Kişisel gözlemlerimden çıkarımım kardeşler arası 1-5 yaş arası fark, çocukluğu beraber yaşama ve birlikte oynama açısından ideal! Daha fazla farklar çocukluğu es geçip ileride kanki olmalık! Eğer yaşları yakın olsun diyorsan da bir sene Zaman tanıyabilirsin kendine bu kararı sindirmek için.. Mesela ev çocuğu 4 olduğu civarlar hamile kalmayı deneyebilirsin ;)
    -babanın yardımından tırsma, mecbur edecek :)) ilk çocukta olduğu gibi, yorgun olma-bahane bulma-kaytarma lüksü yok! Neden yok? Çünkü biz bu lüksü ona kendi ellerimizle sunmuyoruz da ondan :)) garip anam çilekeş anam tamam okkkk herşeyi ben yaparım kafasından çıkıyoruz! Skerler Kamil hepimizi skerler diyip kendisine kitleyiveriyoruz :)
    Anneye olduğu kadar babaya da rahatlık, pratiklik ve uzmanlık kazandırıyor ikinci yavru.
    -Daha etraflı konuşun; maddiyat ve yorgunluk kısımlarını eleyip büyük resme bakmaya çalışın... Mesela para kısmını ve çalışma saatlerini düşünmek zorunda olmasaydık ister miydin? Bizi 4 kişilik bi aile olarak hayal edince ne hissediyosun? 10 yıl sonrasını düşününce neler canlanıyo kafanda? Gibi yerlerden girmeye çalış bakalım, bir de öyle anlamaya çalış onu...
    -ikinci çocuk ilk kardeşe eğlence olsun, güzellik olsun diye yapılan birşey elbette değil... Hatta tam tersi ikinci çocuk daha şanslı!! Çünkü direkt bir abinin/ablanın varlığında dünyaya geliyor, hayat asıl onun için daha eğlenceli ;) mükemmel olucam diye kafaları yemiş bir anneyle değil, orman kanunlarıyla büyüyor :)))
    -iş ve kariyer kısmına da çok takılma derim. Fırsatın ne Zaman nerde Nasıl karşına çıkacağı belli değil ki... Yani 2. Çocuk planından vazgeçip, bir işe girip yıllarca bir arpa boyu yol da gidemeyebilirsin (sorry ama hayatın gerçekleri) ama iki çocuklu perişan ev hanımlığından şişmiş bir vaziyetteyken hayatının işini, fikrini, projesini de bulabilirsin! Ve bir yıldız gibi parlayabilirsin :))
    -bütün zorluklar ve sıkıntılar aşıldıktan sonra Kocaman bir "iyi ki" kalıyor geriye...

    Bütün objektifliğimle yanıtlamaya çalıştım. Şunu yap bunu yap tarzı tavsiyelerim tabi ki bilirkişi olduğumdan değil, azıcık gerzek olduğumdan :))) senin bu üslubuma gıcık olmadığını biliyorum ama, o yüzden çekinmiyorum sana aklımdan geçenleri söylerken... Kıppppssss ay hadi inş bakalım

    Not: öğle uykusunu bitirmeyi dene.. Çok da zorlama ama, kreşe ne kaldı şurda. Zaten kreşte bitecek büyük ihtimal... Öğle yemeği kreş sonrası parkı falan derken gün bitecek, öğle uykularını kendisi pas geçmek isteyecek.

    YanıtlaSil
  4. 1. içindeki sesi dinle ve öğle uykusunu kesinlikle bitir, evet öğlen olunca biraz nefes almak isteyeceksin ama akşam erkenden yatan çocuk kadar güzel olamaz ;)
    2. Açtırma şimdi bayramlık ağzımı :D Kahvecim bu gerçekten iki kişinin beraber alması gereken bir karar öncelikle, sen %100 eminsen bile kesinlikle eşinin de bari bi %85-90 emin olması lazım, yoksa her viyaklamada o bakışlar, o evden kaçmalar.. I-ıh. Çekilmez.
    Daha yeni yavrulamış bir duble anne olarak, hala ve inatla diyorum ikinci şart değil. Evet sevgisi muhteşem ama şu an tek parmakla sana yorum yazmaya çalışıyorum, tek meme çocuğa dayalı, ayağım uyuşmuş halde ve sabahtan beri açım aaaaç, vakit olmadı bi peynir ekmek yemeye :D Ama sevgisi muhteşem.
    Aaa Başak 1 sene demiş, ben 3 sene diyuorum, 3 sene zor be can.. Bi de kız olsa demişsin de ya erkek olursa, evde 3 adet ayağı kokan geğiren osuran can.. Bilemedim bak şimdi.. İkiz de oluverirmiş! İki ayak daha ekle manzaraya :D
    Ama yap be içinden geliyorsa kocaya şirinlik et kabul ettir yap be kardeşim.. (Bu arada benimki kustu, onu temizlerken kakaladı, şimdi baktım yoruma başlayalı 15dk olmuş hala yazıyorum, Allahııım sana geliyorum)
    Bir de hormonal itiraf, eğer halimiz vaktimiz uygun olsaydı ben üçüncüyü evlat edinmeyi çok isterdim, bi minik kız daha olsa evde.. Ben de haftasonu bunu açtım bizim beye, "delirdin heralde" dedi direkt :)

    YanıtlaSil