30 Kasım 2016 Çarşamba

Aralık'a yazı




Her ay biterken yazmak, sürdürmek istediğim bir alışkanlık oldu. Yoksa çok gereksiz modern yaşam ittirmesi olduğunu da düşünebiliriz, azcık zorlasak. Fakat bu düşünceye pabuç bırakırsam, blog yazmanın da lüzumsuz bir modern yaşam eylemi olduğuna doğru uzanırız. En iyisi ben bu yola sapmiyim.

Kasım benim için çok çok çok çok bir ay oldu.

Ev çocuğu kreşe başladı, çok zorlandım. Hasta oldu, üzerine daha çok hasta oldu. Uykusuzluklar, ağlamalar, sabaha karşı rahatlayıp uykuya dalmalar, krakerle karın doyurmalar, ne olursa olsun sağlık en önemlisi ama en önemlisi dedirtmeler, pencereden sokağı izlerken henüz uykuya dalmış hasta yavrunun acıyla uyanması, zar zor 'boğazım acıyoo' diye bağırınması. Sonra bu hastalıklardan toparlayıp, başka kreş komplikasyonlarının ortaya çıkması. Bana küsmeler, trip atmalar, elimi daha sıkı tutmalar, güvensizliğinden sadece oyuncağını değil çişini bile paylaşmamalar. Neyse ki bunlar olurken şu fikir yukarıdan bana gülümsüyordu; 'geçicek, bu da biticek, ilerde kendiyle dalga geçtirecek'

Arada bir güç aldığım ruh şuydu:

'Hepimiz bir bataklıkta yaşıyoruz ancak bazılarımız yıldızlara bakıyor'


Çok az çalışabildim. Çok çok az. Çalışmak için zaman bulduysam bile yapmadım. Çünkü kafamın içinde toplantılar sürüyordu. Kimse hemfikir olamıyor, bazen biri duygusallığa vurup işleri zorlaştırıyor, patron ise masaya yumruğunu vurarak çabucak işi tamamlamak istiyordu. İlk kez kendimle başbaşa kaldığım halde kendimle başbaşa kalamadım. Kendimi seyreltemedim ve gerçekten iç sesimi duyamadım. Buna mala bağlama diyen var ama hadi o kadar acımasız olmayayım kendime. Bilinç donması diyeyim.



İş meselesi hakkında daha önce yazmıştım. Benime ilgisi olmayan sebeplerden iyi bir işi kaçırdım. Bu da yine bende 'çok çok çok' duygulara neden oldu. Çok üzüldüm, çok hayal kırıklığı ve çok kızgınlık yaşadım. Bu kadar neden üzüldüm onu bile bilmiyorum. Belki ev çocuğu hayatıma girdi gireli beni bu kadar heyecanlandıran bir iş hiç olmamıştı, ondan. En son karnımda bebe taşırken heyecanla çalışıyordum, üretiyordum, ağzımın sularını akıtıyordum. Kozadan çıkış zamanı geldi diye düşünmüştüm. Olmadı. Yine de bunun da bir anlamı vardır genel akışta. Bir şeyleri harekete geçirmede ve domino etkisinde bu hayal kırıklığının da parmağı olacaktır.



Bir de dostluk kavramı üzerinde çok çalıştım bu ay. Egoyla karışmış 'haksızlığa uğradım', 'başkaları benim için yeterli değil' gibi çamurlu bakış açılarımın meğerse beni tuzağa düşürdüğünü anladım. Bununla RESMEN YÜZLEŞTİM. Karşılığında hiçbir ego tatmini beklemeden, tamamen duygularımı söze döktüm. Şunlar çıktı; 'aslında acaip özledim', 'onsuz hayat biraz eksik', 'beraber yeniden vakit geçirmeyi çok istiyorum'.. Sonra da bu sözleri, sesli dile getirdim. Sahiplerine ulaştırdım. İki kişiydiler zaten. Tabi ki birilerinin hayatından istediğin zaman çık, canın isteyince de gir yapamıyorsun. Beni sevgiyle karşılasalar da tam neşe ve coşku içinde değiller henüz. Bir daha da olur mu bilmem. Her türlüsüne saygım var. Hatalarımı görüyor, kendime dürüst davranıyorum.



Son olarak da çok yedim bu ay. Saldım gitti. Çook yedim. Sabahtan akşama yediklerimi bir kağıda çizsem, Japon metrosu yolcularının eskizi olur.


Geçen ay Kasım için, derinlere dalmadan sakin sakin takılıcam dileğinde bulunmuştum. Atmadığım takla kalmadı. Aralık için ne dileyeceğimi bilmiyorum. Yılın son ayı. Ev çocuğuna mektup yazmak istiyorum, uzun uzun. Sonra onu annemin evinde saklıycam. C.'den esinlendim, sevdiğim birkaç kişime kart atmak istiyorum. Yeni yıl kartları... Hayatımda olan biten şeylere hazır cevap olabilmek istiyorum. Bilinçsel mala bağlama evresine girmeden, direk 'böyle şeyler olabilir' demek istiyorum.

Çünkü böyle şeyler olabilir.


3 yorum:

  1. Kasım ayı benim için de zorlayıcı bir aydı.Umarım aralık daha kolay ve huzurlu geçer...

    YanıtlaSil
  2. Ben de kilo aldım bu ay :( Ay koca güzelim yazıdan da bunu çıkarmışım kendime, pes yani. Ay kilo aldım ama napıcaz? Kıştan nefret ediyorum bir de üstüne emzirme var, bir de üstüne antibiyotikler var üffff.. Spor yapmaya üşeniyorum, refleks olmasa nefes almaya bile üşenicem, ne bu yaaa? Ayu gibi kışın uyusak, baharda uyansak hem de kiloları vermişiz oh misss, incecik kıllı vücutla bahara merhaba desek? Bir ayu kadar olamadık...

    YanıtlaSil

Doktorlar, hastane and the terapi.

Bu aralar en sıkı dostlarım tıp camiası. Bir cerrahtan çıkıp, ultrason uzmanına gidiyorum, öteki jinekoloğun bi çayını içip, cildiyecin...