6 Kasım 2016 Pazar

Boşanmak ya da boşalmak


Bir önceki postumda kadehleri tokuşturma ve batı efektli 'çiyırs wikend' görselim hakkında şunu söylemek isterim. Tokuşturduğum tek şey göt göte uyuduğum ev çocuğunun poposu, kafası filan oldu. Çünkü sonbahar sepiası tadında ilerleyen orta halli nezlesi aniden deride 'çatır çutur' sesler çıkaran korkunç ateşe döndü.

Bir kez daha anladım. Hastalık filan sorun değil. Davranış sorun. Ev çocuğunun sadece 38 derece ateşte bile kendini koyvermesi, sümükleşmesi, boynumdaki fuların içine yerleşip yaşaması ve asla tedavi kabul etmemesi. Tedavi dediğim de cerrahi müdahale değil. Suyla kompres, belki duş, üzerindekileri çıkarmak gibi dandik işler.

Ev çocuğunun dinmeyen burnu (demsili)


Ev erkeğinin başımda hakem gibi her boka gergin müdahale etmesi, beni kendi paniği yüzünden panik olmakla suçlaması, külkedisinin üvey kardeşi tarzı geçimsizliği ve hiçbir işe yaramaması.

Neyse böyle korkunç iki geceden sonra, bu sabah gün ayar aymaz ev çocuğunun da ateşinin dinmesiyle, koştum annemin evine sığındım. Bir koltuğa yerleştim ve önüme gelip giden meyveleri, çayları içerek yaşam enerjimi yeniden depoladım. Bu arada ev çocuğunun duymadığı vakitlerde, ev erkeğini evire çevire kötüledim. Evet anasının evine gidip kocasını çekiştiren o kadın benim!

Abicim bir evliliğin karakteri olur. Ya kötü gider ya iyi. Bu ne ya? Her şey yolundayken, güneşli günlerde dibine kadar kankalık, seksli ortamlar, muhabbet sohbet, espiri üzerine espiri.. Ama azcık rüzgar esse, kriz ortamı olsa, çocuk hastalansa olay Seren Serengil - Gülben Ergen nefretine dönsün. Tamam yeni jenerasyon için Demet Akalın - Hande Yener nefreti diyelim. Okey, popüler magazin takip etmeyenler için Nietzche ve Wagner nefretini örnek verebilirim (yoo şekil yapmıyorum)

O kadar nefret yüklüydüm ki ya boşanacaktım ya buraya boşalacaktım.
Sen başlıktan erotik bi şey anladıysan, o da benim yazıya toplumun ilgisini kazandırmak için kullandığım müthiş stratejim.

Şaka ya şaka, çocuk rahat uyudu. Moralim iyi. Yazmadan zıbarmıyım dedim.
Neşeli, sağlıklı hafta dilerim.

'Seni hatırlatan her şeyi Fahri Abi'ye verdim bebek'

10 yorum:

  1. şu gelgitli ruh halleri yok mu ah ah sonumuz ne olacak bilmiyorum. evlilik hakkındaki yazılarını nedense iştahla okuyorum çünkü her şey çok gerçekçi geliyor. olduğu gibi yazıyorsun. evli insanlar üzerine kafa yorunca herkes mi çok mutlu ya da ya da herkes mi mutsuz sorusuna bir nebze de olsa cevap oluyor yazdıkların.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de aynısını soruyorum. kendi evliliğimi nadiren karşılaşılan garip bir tür gibi görüyorum bu yüzden hatta. herkes 'çak bi beşlik' enerjisinde ya da dramoğlu dram.

      : )))

      Sil
  2. nasıl yani hepsi kandırmacamıydı :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sgafdhgf : ))

      hürriyet hileleri yapıyorum

      Sil
  3. Ooo koca gıybeti, en sevdiğim, alırım bi dal.
    Ya ben sanırım aşk ilişkilerimde böyle kaoslardan besleniyorum :) bazen sonsuz huzur mutluluk oh be çok kral beyim var be diye kendisini taktir etmeler, bazen tosur tosur totodan solumalar-gıcıklaşmalar-tripleşmeler, bazen dev dramalar ses yükseltmeler, dönem dönem seks hayatında tavşanlıklar, dönem dönem Budist rahiplere bağlamalar :-))
    Bence net iyi evliliqqq
    Bak bir çift var tanıdığımız; sürekli elele gözgözleler. Aşırı kibar, yumuşak ses tonlu ve birbirlerini şikayet eder gibi yapıp iran sineması över gibi öven insanlar :)) şıkır şıkır giyiniyorlar. ben mesela bunu aşırı sıkıcı buluyorum. Bunların evde klasik müzik dinleyip sürekli mum ışığında çatal bıçakla salata yediğini hayal ediyorum :)))
    Biz mesela 8 senelik birlikte yaşadığımız ilişkimizde birbirimizin yanında hacet giderme ve osurma levelına gelmedik henüz ama yine de oldukça hırtoyuzdur :))
    İnsanlar boşanma noktasına Nasıl geliyorlar bilmiyorum ama her tartışma, her zıtlaşma ve gıcıklaşma, her çatışma yaşanıp sonuca ulaştıkça bir şekilde tatlıya bağlandıkça ilişki sağlamlaşıyor güçleniyor gibi düşünüyorum. İmmün sistem ve aşı gibi düşün; yani ufak tefek olaylarla "kavga sanatını" öğrendikçe yarın öbürgün yaşayabileceğin daha büyük sorunları atlatmak için pratiklik ve bağışıklık kazanıyorsun ;)
    Her tartışmada onun kırmızı çizgilerini, hassas noktalarını; onu üzen ve kızdıran şeyleri keşfediyorsun. Bir insanı tanımak böyle bişey işte... Kavga sanatı dediğim şey de bu; nerde duracağını bilmek, nerde geri adım atacağını bilmek, Nasıl barışacağını bilmek, en gıcık olduğun anda bile bel altı vurmamayı kontrol edebilmek falan. Bu arada bence sizinki de net iyi evliliqq :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben tanıyorum öyle çiftler. gerçekten öyleler çünkü mesela hatun (yakın arkadaşım olur) gerçekten prenses gibi bir kız. çok narin, naif, nazik.. na na na.. kızın içi pembe, boku bile pembe. ve gerçekten öyledir. hayatımda tanıdığım en şeker insan.

      bi baktım kendine seçtiği hayat arkadaşı da öyle çıktı.

      kavga sanatı kısmı benim için de mühim ama şu kancıklık da var bende. eskisi gibi reaksiyon alamıyorsam heriften, hemen bi kıllanma yaşıyorum. neden eskisi gibi tepesi atmıyor ya da açıklama yapmaya çalışmıyor diye uyuz da oluyorum. ben de eskiden hemen durumu düzeltmeye çalışıyordum. şimdi günlere filan yayıyorum, hiç acele etmiyorum. bağışıklık kazanmak iyi ama işte ah, bazen içimdeki o ilkel kadın gıcık kapıyor buna.

      ben Özcan deniz-Nurgül yeşilçay ekolündenim galiba. sarsarak sevmek :D

      Sil
  4. son iki yazı bombaymış.
    bu yazının görseli ve alttaki yazısı muhteşem olmuş.
    kursa gitme, sen kurs ver.

    YanıtlaSil
  5. Erkeklerin hastalıkları çekilmiyor ya, benim daha 2 aylık "erkekimsi şey" bile çektiriyor şu an, yaw biraz burnun akıyor biraz gazın var ne ağlıyorsun velet, al meme.. Ay daraldım, kahve yok mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ay ondan mı diyorsun?
      nasıl bi çıtkırıldımlıktır o ya?
      parmağının ucu minnacık acısa kolu kopmuş gibi kükrüyor: 'aanneeeeuuuuuaaa'

      bu kalbim buna nasıl dayanacak görücez.

      Sil

Var mısığız genşler?

Gecenin şu vakti, eski bloğumu karıştırdım ve acaip eğlendim yahu! Sonra işin tadı nostaljiye kaçtı. Çünkü 2010'lara filan geriledim, o...