9 Kasım 2016 Çarşamba

Bu nasıl bir iyileşme?


Uzun yıllardır düzenli olarak soğuk algınlığı yaşıyorum. Hiç uzatmıyor, derim hemen hassaslaşıyor. Beynim içinde yüklük varmışçasına ağır geliyor. Beden dilim büzüşük oluyor ve moral bakımından çöküyorum.

Ben daha küçükken, sigara içtiğim yıllarda şu his olurdu. Hasta olurdum, sonra günde 3 öğün içtiğim ilaçların arkasından bir saat kadar kafam açılırdı ve 'allaaa tutmayın beni' diyerek sigara üstüne sigara içer, muhabbet ortamlarına kaldığım yerden devam ederdim. Etkisi geçince yeniden büzüşürdüm.

Bunun o dönem yazılan soğuk algınlığı semptomlarını giderici ilaçlarla ilgisi vardı. Belli ki iyi uyuşturuyor, insanı ereksiyona geçmiş bir pipi gibi canlandırıyordu. Bu his burda beklesin şimdi bi.

Yıllar geçti. Sanırım ev erkeğine aşık olmanın verdiği böyük hormon ziyafetiyle ben 26 yaş sonrası hasta olmadım. 29'da hamilelik, 30'da doğum ve çocukla geçen ilk 2 senede de HİÇ hasta olmadım. Ve İzmir'e taşındık.

Yaş 32 olmuştu. En son soğuk algınlığı yaşayalı şuan bile hesap edemediğim kadar yıl olmuş. Geçen sene kıştan bahsediyorum. Ben dur durak bilmeden hasta oldum. Bi odadan öteki odaya geçerken bile hasta olabiliyordum. Neyse başta o kadar takmadım, belli belirsiz bunun altından kalkabilecek ilaçlar vardı, hatırlıyordum. Doktora gittim, yazdı. Soğuk algınlığı ilacı işte, klasik hani. Önceden kullandıklarım gibi.

Abi, bana mısın demiyor. Hiçbiri bırak derimdeki kıyım kıyım ağrıyı geçirmeyi, baş ağrıma dönüp yüz vermiyor. Kıvrandım durdum. Burayı anneannem gibi uzatmak istiyorum, duyguyu vermek için:

'Kıvrandım durdum, kıvrandım durdum, kıvrandım durdum'

Düşündüm, neler oluyor? Acaba enfeksiyon mu var, antibiyotik mi lazım? Doktora koştum. Her şeyden kıl kapan uyuz hasta yerine konduğumu hissetmiş bile olsam, oradaydım. Doktor, ihtiyacın yok dedi. Bol sıvı, dedi.

Kaç sıvılar içmedim ki. Neredeyse tüm mahalle pazarını sıkıp içtim. Bitki çaylarından havuz hazırladım, içinde yüzdüm. Limonu ağacıyla demledim. Her şeyin abartısını yaptım demeye çalışıyorum, sen anla.

Sonra başka şey düşündüm. Acaba bu annelik temposu. Gece uyandırılmalar, sabah erkenden kalkmalar, gün içinde aşırı koşturmalar, ev işleri, taşınmanın stresi filan mı beni böyle bir türlü iyileştirmeyen? Olabilir bak bu dedim. Öyle öyle diyerek, o kışı bitirdim.

Geldi bu yeni kış. Dedim, yok. Bu yıl öyle hastalık yok. Varrr, dedi. Hem de ön sıralardan var. Ev çocuğu hasta olunca, peşinden ben de oldum. Fakat hayatın şakası yok. Bir şeyler yapmak zorundayım çünkü iyi işler aldığım dolu bir hafta. Kıvrak zeka, enerjik beden ve gülümseyen surat lazım. Çocuklu hayatımda ilk kez çocuğu bırakıp şehir dışına gidicem iş için.. Çocuğun da tam bana titreyerek bağımlı olduğu bi hafta.. Bana güç, sabır ve gitmeden çocukla tam performans ilgilencek pil lazım. Ev işleri zaten geniş zaman. Onlar hep var canım sağolsunlar. Kısacası koltukta oturup derimin içinde solucanların dansını izleyemem. Beynimin içinde acılı et döner çevrilmesine şahitlik edemem. Bu ilaçlarla yola devam edemem (geçen yıldan bu yana 5 farklı marka denemişim)
Etkisiz ilacın hastalıkla mücadele etme performansı 1
Etkisiz ilacın hastalıkla mücadele etme performansı 2

Etkisiz ilacın hastalıkla mücadele etme performansı 3


Derken annemin dolaba baktım. 90'lardan beri annemin dolabında değişmeyen şey; buzdolabının üst raf kısmında duran yarım limon ve B harfi ile başlayan bir soğuk algınlığı ilacı. Pek oralı olmadım. Dolabı kapattım. Annem bu anı görmüş, arkamdan girerken.

Al bak bir de B'yi iç bakalım, belki o iyi gelir sana dedi. O gün de tüm o ilaçlara olan umudumu kesmiş, hiçbir şey içmemiştim. 3 saat sonra da önemli bir görüşmeye gidecektim.

Ben bu B'yi içtim. Ardından bi 40 dakika geçti. Bana o his yeniden gelmesin mi.. Parti yapma hissi. Ay ben bi kıvrak, bi dansöz, bi iş bitirici. Zeka ve enerji fışkırmasın mı o hasta fil halim bitip? Ev çocuğu ile eve döndük. Hemen bi duş, yemekler, ev temizliği, ev çocuğunu yıkamalar, kısa bi oyun, giyinme-hazırlanma, toplantıya gitme, şıkır şıkır konuşma, eve dönme.

Mis gibi temiz bi ayılma hali! Bu ereksiyonlu halim toplamda 4-5 saat kadar sürmüş. Sonra yine gelsin ağrılar, büzüşmeler.

Artık sorumun cevabını almıştım. Fark, ilaç farkıydı. Aslında benle ilgili bir değişiklik yoktu. Bu ilaç reçeteyle yazılan ve içinde etkili maddeler olan bir örnek. Neden bana doktor yazmadı o ilacı bilemiyorum. Çünkü herkesin kolayca alabildiği bir ilaç. Demek ki benim geçmiş senelerde hastayken kullandığım ilaç da buydu. Ya da bunun muadili. Vaay be dedim içimden, demek olay buymuş. Bu keşfimin değeri çok büyük.

Hastayken kabus gibi korkum, günlük işlerimi yapamamak. Çocukla verimli ilgilenememek, imambayıldı pişirememek, pilates kursuna gidememek ya da bir şirketin CEO'su performansında çalışamamaktan bahsetmiyorum. Normal hani işte bi mail atmak, çocuk kucağıma atlıcak diye korkmamak, klozete otururken popomun acımaması, kendi yemeğimi yerken boynumun kopacak gibi ağrımaması gibi şeylerden bahsediyorum.

Değil iyi hissetmek, ağda bile yapabilirdim

Soğuk algınlığına okey ama soğuk dalgınlığı ile geçiremem kışları diyorum.
Kısacası dostum...
Ben o minik mutluluk haplarından istiyorum.


2 yorum:

  1. Gittin mi yoksa otesehre?

    Su an sesin cikmadigina gore ya buzustun ya da gittin.
    Hadi bekliyorum

    YanıtlaSil

Emmece, gömmece...

Rüyamda lisedeydim. Sık sık o dönemlerde senaryosu geçen garip rüyalar görmeye alışkınım. Okul bahçesi geniş ve orman gibi bir yermiş. E...