4 Kasım 2016 Cuma

Cuma mırıltıları


Kuş pisliği hakkında yazıyorum sabah sabah. Dışarıdan görenler ciddi bir şeyler hakkında kafa yorduğumu zannedebilir. Öyle de zannetsinler diye kaşlarımı ortada buluşturdum. Aslında etrafımda kimse yok. Sadece bi ara eve termostat taktırmak istediğimiz için bir teknik bey geldi. Beni çalışırken görünce, saygıyla selam etti. Halbuki kuş boku hakkında bir makale yazıyordum. Kuş pisliğine maruz kalmak şans getirir, rüyada kuş pisliği görmek de şans getirir- bakalım hakkında yazmak da şans getirecek mi. Neyse ki bu işten para kazanıyorum. Yoksa zor dayanılır. Gündemle de bağım yok. Yine Türkiye'de olanlar olmuş. Cirit atıyor tüm politik oyunlar, hesaplı hikayeler, şunlar bunlar.

Jıııuuujjt!

Hayat kaygan bir efektle gerçekleşirken, neler oldu?

Ev çocuğu kreşin üçüncü günü hasta oldu. Bunu zaten bekliyordum. Ama işin cilveli komik yanı bu hastalığı kreşten kapmaması, kendi çabasıyla olması. Ha nerden anladın, mikropların gözlerinin içine baktın da mı anladın derseniz, orda tam bir şey ispat edemem. Nedense 'tuh ya keşke kreşten kapmış olsaydı' diye de içimden geçirdim. Bu şey gibi... Bedava kek dağıtan otobüs firmasına, para verip kendi kekinle gitmek gibi. İçime oturdu. Cııvk.

***

Geçenlerde salondaki masaya şöyle bir baktım. Masanın üzerinde ev çocuğunun birkaç kitabı, benim not defterim ve bir tükenmez kalem, tuzluk, laptop, ıslak mendil, meyve tabağı, elma çöpü ve kahve bardağı vardı. Masanın etrafındaki sandalyelerin üzerine de yeni yıkanmış (kurumaya bırakılmış) ev çocuğunun çorapları ile benim sutyenler asılmıştı. Sondaki sandalyede ise polar bir örtü kuruyordu. Masanın altına gözleri kaydırınca da bir takım kek kırıntıları ile birkaç bezelye tanesi gördüm. Masanın ayaklarında ise gülen surat sticker'ları kalmıştı, bir oyundan. İşte ya dedim, hayat bu. Bir eşyanın kalbi atar mı, midesi guruldar mı, ses çıkarır mı. Evet. Yaşayan bir nesneydi bizim bu salondaki masa. Evin dördüncü karakteri olabilirdi. Adı da Veysel gibi.

***

 Bugün yeşil soğan yıkarken, soğanın bacak arasını açıp orda biriken kumları temizleyince kendimi bir konuda aşırı profesyonelmiş gibi hissedip havaya girdim. Bu bilgiyi yeni nesille paylaşmak için sabırsızım. Ev çocuğuna kendimi bu tip şeylerle 'bilge ana' olarak satmayı planlıyorum.


Gingkolu yeşil çay içiyorum. Tatmin edici bir çay. Kokusu, lezzeti ve etkileri ile hoş. Akşama da Cuma birası olacak.

Herkese cillop haftasonu.



8 yorum:

  1. Size de iyi hafta sonları diliyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. benimki olmadı ama umarım sizinki iyi olmuştur :D

      Sil
  2. çok güldüm ya anlatımınız süper :D

    YanıtlaSil
  3. <3 <3 <3 böyle kalp kalp sanki işin kolayına kaçmak gibi ama ses çıkarmadan duygularımı başka türlü ifade edemedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ay mahçupluk ay sevinçlik.

      öpüyorum

      Sil
  4. kalp kalp kalp durumuna katılıyorum

    YanıtlaSil

Var mısığız genşler?

Gecenin şu vakti, eski bloğumu karıştırdım ve acaip eğlendim yahu! Sonra işin tadı nostaljiye kaçtı. Çünkü 2010'lara filan geriledim, o...