16 Kasım 2016 Çarşamba

Neyim mi var?


Ev erkeği sorup duruyor; 'neyin var?'
Bir şey yok, diyorum. Suratım beş karış.


Yoo canım sıkkın değil.

Aslında bir şey var. Bu kreş akıntısına kapıldık kapılalı hayatımız şöyle..

Sabah kalkılıyor. Cıngır cırış sabah çişi, itiş kakış giyinmece, şansın varsa yüz yıkama- yoksa ıslak pamukla yüz temizliği, her sabah 'ilk 50 öpücük' filmi gibi okuldan bahsetme ve oraya gitmeye sevimli şekilde ikna etme zorunluluğu, hadi ikna ettin bebeyi kapıya götürüp ayakkabı giydirme seremonisi, evden çıkış ve 3 kat merdivenleri inerken teker teker her basamakta bakışma, şarkı uydurma, merdivendeki desenleri detay inceleme.. apartmandan çıkış. Apartmandan çıkmayla beraber sabah kahvaltısını kaçırmasın diye yürüme mesafesindeki yolu hızlı bir şekilde kat etme. Zaten dikkat edin. Normal yerçekimini hepimiz biliriz. Dünya yüzeyindeki tüm objeleri derinlere, çekirdeğe doğru çeken o kuvvetli güç. Bir de öteki türlü yerçekimi var. Anneavcu çekimi. Sabahları izleyin, çocuğunu kreşe götüren anneler tüm yerçekimini avuçlarında toplarlar. O anneler, çocukların elleri nasıl bir çekimle çekiyor, bakın. Hem de zor kullanmadan.. O ince ve hassas ayarı yapmak oldukça ustalık ister. Hem müthiş bir güçle aynı yöne doğru çekiyorsun, hem de çocuktan ters tepki almamaya çalışıyorsun.

Sonra bir de hasta olmalar, çocuğun uyum sorunları, gizli tepkiler derken.. Hani nerde o anne-oğul hayatı keşdefen, yavaşça oğlunun saçlarını okşayıp sevgiyle ufka bakan-memnun-iştahlı-hevesli kadın?

Yok!

Geçici bir dönem biliyorum. Ama yine de bu akışa engel olamıyorum.

Geçen sefer, doktor ev çocuğunu muayene etti ve şöyle dedi; 'Bu sene çok çekeceksiniz, hep hasta olacak, hep..hep'.. Bundan kaçış yok, anladık. Kreşten de alınmaz, çocuk hasta olmasın diye. Ee napıcaz? Her şey normalmiş gibi hayata devam.  E, olmuyor. Makineyi biraz stres moduna aldım yani bugünlere. Uyum sağlarız heralde, gereken update'leri yaparaktan. Bu ruh hali de en çok çocukla başbaşa olduğum anlara yansıdı. Hiç tadını çıkaramıyorum beraber vakitlerin. Ev çocuğu da kokusunu alıyor, kaçmama izin vermiyor, peşimde aynı tonda 'anneaaa oynağalım mı?' diye soruyor. Ben de hep aynı tonda / istekli görünerek 'tabi ki' diyorum. Bir oyun kuruyoruz, bakıyorum dakikalar sonra boşluğa dalıp gitmişim.

Bunlar stres hali işte. Strese girdim ben. Kreşten mutlu da döndüğü yok zaten. Ağlayarak çıktığı gün sayısı fazla.

Bugün elmalı kek yapıp, yedim. Sinirli sinirli üstelik.

Elbet bugünler de bir gün 'aa meğerse güzel günlermiş' yerini alacak, biliyorum. Alışacağız, uyum sağlayacağız.

O zamana kadar, bir de poğaça mı yapsam ne?

20 yorum:

  1. Çok fazla değişim oldu çok kısa zamanda. Şu sonbahardaki tüm olayları düşünsen, iniş çıkışları. Çocuğun bezini bile daha yeni çıkardınız. Her zaman mutlu olmak zorunda değilsin. Morali bozuk da olabilir bir insanın. Stres de bir duygu. Normal bir tepki bunca değişime. Sevgi ve şefkat yolluyorum sana buradan. Kocaman sarılıyorum. <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdi stres hakkında bir şeyler izliyordum. Tam onu diyordu biri. Stres, başa çıkılması gereken bir şey değildir, diyordu.

      O sevgi-şefkat rüzgarını estirdin valla şuanda.
      Oyh <3

      Sil
  2. ev çocuğu sıfatına hastayım :) sanırım ben de ilerde Allah nasip ederse öyle söyleyeceğim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocuk olunca kendisine 76 adet farklı isim türetilebiliyor. Çünkü durdukları yerde bir sürü sevimli şeyi çağrıştırıyorlar. Bakalım sen neler türeticen neler..

      Sil
  3. doktor da kahin gibi çok "hasta olcaaaak çoook" diye seni strese sokmuş bence

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o doktor az değil zaten. bana bi grip için 7 farklı ilaç yazan da oydu.

      Sil
  4. Sizin yazdıklarınızı okurken bile yoruldum.Allah kolaylık versin sizlere :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. : ))

      hep böyle değil işte, dönemsel. bugün daha iyiydi her şey mesela.

      Sil
  5. Yanıtlar
    1. şuan yapacağım tek ikinci, sabah kahvaltısı için ikinci tost-

      eheheauah

      Sil
  6. Doktoru değiştir, dadha insansı bi tane bul. Kreşi sakın boşlama, evde 7/24 anneyle oynamak varken istememesi normal, alışınca anlayacaksın nasıl bir nimet hem sana hem ona. Hastalıktan korkma, bağışıklığı güçleniyor, bak benim ikisi de hasta, üstelik biri anneeeaa oyun oynaaa derken gizliden blog okuyorum :))) No vicdan, biz de insanız! <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. doktor sorunlu Ceren cidden. Sinirli, sabırsız. Dün mutlu çıkmış mesela, değişiyor her gün modu veledin. Hastalıktan korkma dersen korkmam, işte böyle diyecek birine ihtiyacım var bu anlarda.

      No vicdan!
      Gerçi az önce kreşe teslim ederken, öpmedim diye vicdan içindeyim şuan.

      Sil
    2. Niye öpmedin, işe (kreşe) giderken öpülen erkeklerin ömrü 5 sene uzuyor ve maddi kazançları da %10 daha fazla oluyormuş diye bi haber okudum ben. Öp Öp!

      Sil
  7. Allah kolaylık versin. Geçen sene bir süre anaokulunda İngilizce öğretmenliği yapmıştım. Gördüğüm eğer güzel ve anlayışlı bir öğretmeni varsa en fazla 2 haftada alışıyorlar ve keyif almaya başlıyorlar. Bu söylediğim sabah okula girdiği andan çıktığı ana kadar aralıksız bağırarak ağlayan çocukta bile böyle oldu. Siz moralinizi yüksek tutmaya çalışın. Tatlı şeyler yiyin, düşünün :)
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  8. Felaket tellalı bir doktormuş ve bir gün ev delikanlısı olduğunda veya üniversite delikanlısı; işte o zaman eskiyi yad eder ona sevdiği yemekleri yapar ve kendinize de çayın yanına üzümlü kek yaparsınız :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne hoş bi hayal oldu bu şimdi. Olsun bu lütfen, iaşşalağ.

      Sil
  9. Poğaça yap yolla
    asekrhsekre

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. The poğaça
      Aradığın şey iç huzursa
      Sihirli değnek etkisi
      Oluverir sana.
      Bir de işin sırrını vereyim burada
      İyi peynir kullanmayı unutma

      : ))

      Sil
  10. Nötr ifadeli hafif ciddi duruşlu kreş öğretmeni severim. Bana öyle tipler daha çok güven veriyo. Aşırı enerjili animatör kılıklı olmamalı ya bana göre kreş ortamındakiler. Sorunun kreşte olduğu hissi oluşmadı, yazdıklarından. Aynı durum bizde de mevcut çünkü. Yevrum hiç te öyle ayıla bayıla gitmiyo. Evde olmayı daha çok seviyo. Ağladığı, gitmem diye ayak dirediği Zaman'lar da çok oldu (2,5-3,5 yaş arası) şuan severek olmasa da vukuatsız gidiyo. Kreşin tatil olduğu günler ve ya hafta sonları aşırı seviniyo gitmiyceği için. Ayrıca evde olduğu Zaman'larda da bok gibi kalitesiz Zaman geçiriyo. Sürekli tablet kavgası yapıyoruz. Limitli veriyorum tabi, ancak yine de bütün günümüz onun tablet istemesi ve benim hayır demem tartışmalarıyla geçiyo. Aynı şekilde saat başı abur cubur istekleriyle geliyo, ve yine hayır demem ve tartışmalar, restleşmeler, atarlar giderler... (Yani tablet ve aburcubur saati rutini belli. Bunun dışına hiç çıkmadım. Ama inatla ve ısrarla bunu kabullenmiyo. Yeterince canımdan bezdirirse evet diyebilirim belki diye şansını deneyip duruyo sanırım) Aktivite yapalım, kitap okuyalım, resim yapalım, dışarı çıkalım diye totomu yırtıyorum sonuç yine istememesi ya da Max 5-10 dk ilgilenmesi. Oyunlarda da bana ihtiyacı kalmadı; kendi kendine gayet güzel oyun kurup, diyalog yazıp kendi takılıyor. Kendi hayal dünyasıyla başbaşa. Ayrıca gerçekten onun hayal gücüyle aşık atamıyorum artık :))) yani eskiden oyunu ben kurardım, şimdi onun senaryolar falan daha şahane benimkileri tırt buluyo :))) Yani anlatmaya çalıştığım şu; sevse de sevmese de kreş şart. Çünkü gerçekten benim bu çocuğa (sevgim şefkatim dışında) katabileceğim birşey kalmadı artık evde... Ben böyle görüyorum bu olayı, neden sevmiyor, neden istemiyor, evde b.k mu var diye sorgulamayı bıraktım :)) yapacak bişey yok. Bu arada ağladığı ve gitmek istemediği günler için taktik:
    -sakince konuş, "orada arkadaşlarınla beraber vakit geçirip oynamak senin büyüme ve işlerini kendi başına yapabilme güçlerin için önemli. Kreşte diğer çocuklarla beraber harika aktiviteler yapıyorsunuz. Her gün yepyeni şeyler öğreniyorsun, seninle gurur duyuyorum" gibi kreş ortamına atıf ve gazlar
    -onu kreşe bırakınca sen neler yapacaksın kendi gününü anlat. Evde olmayacağını söyle.
    -kreşten dönüşte neler yapacağınızdan bahset. (Park, oyun, gezme, yiyeceğiniz şeyler vs vs)
    -yanında peluş hayvan ya da oyuncak götürmesine izin ver (kreş kabul etmiyorsa kapıya kadar götürür) hadi bunu da alalım, yolda bizimle gelsin, sonra ona bay bay deriz çantama koyarız gibi.
    Bu adımlar "gitmiycem" tutturmalarında bizde işe yarıyor, sakinleştiriyordu. Kreşe alışma dediğim şey buydu işte. Bugünden yarına olarak değil malesef, 1 yıl bile alabiliyor :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorun kreşte değil haklısın. Yani kreşte söz konusu olan bir olumsuzluktan dolayı bunu yaşamıyor.

      Biraz şapşallaştı. Teoride her şeyi kabul etti ama iş pratiğe gelince, tökezledi. Ama şimdi bir grup üst yaşla daha mutlu gibi. Gördüm gözlerde o ifadeyi.

      Çok haklısın Başak. Benim de Doğu'ya verebileceğim özel bir hizmet yok. Şimdi yeni oyunlar buldum, çoğu koşturmacalı, onlarla idare ediyoruz biraz biraz. Ama 3 ay sonra bu da yetmeyecek. Günün bi yarısı kadar süre için başka bir ortamı teneffüs etmesinin şart olduğunu biliyorum.

      Bahsettiğin taktikler işe yarıyor hakkaten. Ben de kullanıyorum, başvuruyorum ara sıra. Bazen de hiçbiri işe yaramıyor. Bazen hiçbirine gerek kalmıyor. Her gün değişiyor bu ibişlerin modu motivasyonu. Örneğin bugün onu şöyle ikna ettim.

      Yavrum, işe gitmem lazım. İster evde kal, ister benle çık- arkadaşlarının yanına git. fakat işlerim çok. Seninle öğlene kadar ilgilenemem.

      dedim.

      Irın kırın mırın.

      Kapıya ilerledim, ciddi olduğumu görünce, kabul etti.

      Kreşin kapısına gittik, öğretmeni karşıladı. Ama içeriye girmek istemedi. O zaman da vedalaştım filan ve şöyle dedim.

      Hadi yüzüm kapıyı sen kapat, dedim. O da sevindi bu göreve : ))

      Bugünü de yırttık. Bakalım sırada nasıl taklalar atmak var :D

      Sağol güzel yorumuna..

      Sil

Arkadaşıma Mektup: Bebe Büyürken Ben Ne Okudum?

Bebe olaylarında çok yeniysen, hamilelik sana astronotluk kadar yabancıysa, çocuk kitaplarından anladığın sadece Ökkeş serisi ise, o halde,...