10 Kasım 2016 Perşembe

Sabahın çölünde.


Her sabah aynısı oluyor. Çok erken uyandım sanıyorum, bakıyorum saat 7'yi geçmiş. Bugün de böyle oldu ve içimden sadece buraya uğramak geldi. Dışarısı zifiri karanlık, zihnim de öyle.

Apartmanda bi adam var, aşağı katta yaşıyor. Çocukların dede ile amca demek arasında kalacakları bir yaş aşamasında. Bu adamın o geniş alnının, yontulmamış çenesinin ve iri suratının tam içinde bir Clive Owen yüzü var. Bu benzerliği ilk gördüğümde ev erkeğini 'bak bak Clive Owen' diye dürtmüştüm. Merdivenlerde biraz öne geçince kopmuştu. Koptuğu şey tabi ki bu müthiş benzerlik. Oha nasıl bu kadar benzeyebilir diye. Ve işin kötüsü, adam bunu bilmiyor iyi mi? Herif hayatını Clive Owen'a benzediğini bilmeden öyle böyle yaşıyor işte. Ne yazık.

Galiba bugün babamın doğum günü. Bunu öğrenebileceğim bir mecra yok. Çünkü tek ortak akrabamız annemdi. Annem de babamla ilgili bütün bilgileri arşivden silmiş. Babamın adını duyunca 'tanımlanamıyor' diyor, ruhsuz bir ifadeyle. Mecbur onu arayıp, politik bir dil takınıcam. Mesela, eeee nasılsın bakalım diyebilirim. Ordaki ee'leri uzatırsam, biraz olsun doğum günü olan insan vurgusu yapıp, ağız arayabilirim.

10 Kasım'da ülkenin sayfa çeviren kesiminin yaptığı duygusal ve yoğun alt metin içeren Atatürk paylaşımları bir yana...Trump'ın başa gelmesi ile yine ülkenin sayfa çeviren kesiminin mutsuzluktan kıvranan paylaşımları bu haftanın en ilgi çekici gelişmesiydi. İkisini de merakla takip ettim. 10 Kasım'da ağlamaklı, ötekinde ise şaşkınlıkla. Trump konusu bana yine de bir nebze olsun teselli verdi. Yönünü kaybetmiş, değerlerinden kopmuş insanlar sadece burada yaşamıyor tesellisiydi bu. Bu teselliye çok yakın bir arkadaşımın annesinin bir gün çok yakınımızdaki faşist bir lider için 'adam gibi adam' dediğine şahit olduğum gün çok ihtiyacım vardı. Ve bu kadının iki sene öncesine kadar tam zıttı bir partiye tüm hayatı boyunca, saygıdeğer yüksek rütbeli asker eşiyle oy verdiklerini de hesaba katarsak. Son iki senede işte bu hale gelinmiş. Vefat eden asker eşinin kemikleri sızlıyordur.

Dün youtube' da takılıyordum. Ünlülere kendileri hakkında gelen kötü tweetleri okutuyorlar. Bazılarında küfür var, bazısında ise sağlam zeka eleştirileri. Aynısını Türkiye'de de yapmışlar. Ama orijinali yabancı ünlülerle hazırlanmış tabi. Ben izlerken çok eğlendim, orijinal versiyonu. Herifler kendileriyle daşşak geçen tweet'ler karşısında öyle doğal tepkiler veriyor ki. Masum, sıradan, samimi ve tekrarlıyorum DOĞAL. Fakat Türklerin versiyonda içine içine göt olmuşluğu, hazmedememezliği, ne diyeceğini bilememezliği, bazen espiriyi anlayamamazlığı görüyorsun. Bak burada ORIJINAL VERSİYONU var, burada da TÜRKLER var. Gerçi orijinalinin tüm bölümleri bir arada değil, ben ilkini koydum buraya. Sen de izle boş vaktin olursa. Kültürlerarası farkı anlatan belgesel gibi say. Hem eğlenceli. Türkler'den birkaç kişi doğaldı gerçi. Yusuf Güney mesela..

Kendi yaşamımdaki grafikten midir nedir ama dünyada artık 'anne geyikleri' kadar tiksindiğim başka geyik kalmadı. Annelerin çocukları konusunda gözü dönmüş paylaşımları, anne olmayı kahramanlaştırmak, anneliğin becerileri, anneliğin tam 100 puanlık zorlukları, annelerin çocuklarıyla ilgili yaptığı hırslı planlar, bir Ayşe annenin Fatma anneye ayar vermesi, tavsiyede bulunması, çemkirmesi. Buradan köyün delisi misali kendi kendime ilan ediyorum. Çocuk sahibi olmayı kutsal görmüyorum abicim. Anneliği de... Çocuklu ev, evdir işte. Doğal, normal, gürültü yapmadan yaşayıp gideceğiz işte. Bazen kafamız karışacak, o zaman da uzmanlar söyleyecek, biz uygulayacağız. Nice çocuksuz arkadaşlarım var; çocuklulara göre daha sakin, şefkat dolu, bilge, çevresine ışık, fark yaratan ve iz bırakan. Neyin kafasındayız allaşkına?

Ne anneler gördüm zaten yoktular.


Bugün Cuma. Herkesin elinde bir Cuma planı olması dileğimle.
Kanepede dizi izlemek olsa bile.

Ben Cuma dansı ile kapıyorum

6 yorum:

  1. cok iyi. aferin.
    alışkanlık oldun.

    YanıtlaSil
  2. O videolari cok merak ettim ama acamiyorum cok sinir olacagim çünkü bizim yürüyen egolarin salak hallerini görünce... Sadece ilkini izleyim de "abi ne güzel yaa" deyim bari..

    YanıtlaSil
  3. Bazen annelik çok abartılıyor ve çok pompalanıyor :)

    YanıtlaSil

Arkadaşıma Mektup: Bebe Büyürken Ben Ne Okudum?

Bebe olaylarında çok yeniysen, hamilelik sana astronotluk kadar yabancıysa, çocuk kitaplarından anladığın sadece Ökkeş serisi ise, o halde,...