18 Aralık 2016 Pazar

Hevesli ve gıcıklı.


Bu bloğu açma amacım, içerikte hafif fontta ağır yazılarla kafamı dalgalandırmaktı. Bakıyorum son yazılarda yine topuğuma sıkmışım. Tamam o halde. Yeniden içeriği 0.00 MB'lık yazılarıma geri dönüyor, ve hemen başlıyorum.

Ev erkeği ile ilk cilveleşmeleri yaşadığım ön flört döneminde, birbirimize hitabet denemeleri yapıyorduk. Bir süre 'kuzum' dendi, tutmadı- sonra 'canım', o da uygun değildi. Sırayla her şeyi denedik. Aramızda bunu hiç konuşmadan tabi. Hevesli ve gıcıktık. Yani etrafımızda olsan o dönem, bize gıcık kapabilirdin.

Çünkü aşk, öyle bir şey.


'elele tutuşmazsak öleceğiz' günleri.. ilk günler.

Öyle böyle derken, 'aşkım' demeye başladık sonunda. Farkında olmadan kararımız bu yönde olmuştu. Her cümleye birkaç 'aşkım' serpiştiriyor ve mutlaka temas yapıyorduk. Ya kol kola değiyor, dirsek atıyor ya da kafa kafaya veriyorduk. O vakitlerde Facebook'a yazdığım bir ileti şöyleydi hatta:

'Biz bütün sevgililerin adı aşkım'

Bir durumla hem daşşak geçmek hem de bile isteye onu yapmak?
Aşk ve aşkın ritüellerini böyle açıklayabiliriz.

Yıllar sonra aynı şeyleri çocuk sahibi olma kavramıyla ilgili de yaşayacaktım.
Hem bana aşırı klişe gelen şeyleri yapmaktan geri kalmıyor hem de mevzuyu kendi içimde çekiştiriyordum. (Bknz: Çocuğu uykusunda izlemek, yemeyen çocuğun üzerine kaşıkla yürümek, çocuğa karşı tutarsızlıkların kralını yapmak)

Çünkü Türk analığı öyle bir şey.

Klişe diilim ben tağam mı?

Şimdi benzer heveslilik ve gıcıklığı 3 yaş ev çocuğunda gözlemliyorum.
Kendisi son zamanlarda bazı şeyleri 3 senelik ömründe ilk kez keşfetti ve dışkısını (zariflik) çıkarıyor. Ellerini cebine sokmayı öğrendi. Karşımda elleri cebine atmış 'hayır anne burnumu hıhlamıycaaam' diyor mesela sık sık. Sırf o elini cebine sokma hareketinin 'umursamaz ve her şeyi reddeden' bir eylem olduğunu düşündüğü için, gün içinde bunu 36 kez filan yapıyor. Başlarda sevimli geliyordu bana. Şimdi derin nefes al-ver telkinleriyle içime susuyorum.

Bir diğer özentilik de yorgan içinde saklanma oyunu. Hava hafiften kararmaya başladığında yanıma koşuyor ve bana müjdeliyor:

'Anne hava karardı hava karardıı'
'Evet oğlum akşam olmaya başladı'
'Anne uyumalıyız, hadi anne'

Odasına yürüyor ve yorganın altına saklanıp onu bulmamızı bekliyor. Bu oyun hava karardıktan sonra yaklaşık 47 kez daha oynanıyor. Bazen kendisini bazen de bizi saklıyor.

Çünkü 3 yaş çocuğu olmak öyle bir şey.

Bugün neye özeneceğime tam karar veremedim

Bugün Pazar, evde kahve filtresi bitti. Ev erkeğini dürteyim de markete gitsin. Aşkım diyim, markete git diyim, bi kol kola değeyim.

İyi Pazarlar




1 yorum:

  1. Biz sonuncuyla "lan bebeğim" diyorduk ki bebeğim lafına gıcıktık.

    YanıtlaSil

Arkadaşıma Mektup: Bebe Büyürken Ben Ne Okudum?

Bebe olaylarında çok yeniysen, hamilelik sana astronotluk kadar yabancıysa, çocuk kitaplarından anladığın sadece Ökkeş serisi ise, o halde,...