8 Ocak 2017 Pazar

Yeni bir yola doğru...




Pazar kahvaltısından kaptığım çay bardağımla çöktüm laptop başına. Bazen düşünceler salça oluyor, hemen bi boşaltım yapmak icap ediyor.

Ev erkeğine bu hafta tam üç gün trip attım. Salı başlayan bu trip kampanyası Cuma gününe kadar sürdü. Cuma akşamı güya West World izleyelim diye bir araya geldiğimiz kanepede, diziyi sallayıp, konuştuk biraz. Eskiden böyle konuşurduk, içim hafiflerdi. Birbirimize anlatmak için sabırsız olurduk. Şimdi ikimiz de çabada az, anlamda çok laflar ediyoruz. Konuyu kimse anlamıyor. Aslında ben ona hak veriyorum; o da bana. Kesin benim hatam vardır, ben de az değilimdir düşüncesi hep aklımda. O da kendi sivri köşelerinin farkında. Ama şuanda eskiden farklı olarak; bu negatif yönlerimiz birbirimize karşı mahcubiyet yaratmıyor. 'Napalım malzeme bu', 'ben böyleyim sorry' gıcıklığına dönüşüyor.

Dedik ki acaba boşanmak? Yok o kadar da değil. Çünkü sevgi gibi değişmeyen kumaşlar var. Bir de ev çocuğu, ben ve o olarak paylaştığımız anlar çok kıymetli. O zaman bi aile danışmanı, terapist filan? Olabilir dedik. Tabi seçeneklerden bize uygun olanını bulmak lazım. Bir de haftada bir görmek isterse, özel muayene ücretlerinin kabarıklığını da düşünürsek, altından kalkabilir miyiz? Haftada bir görüşelim derse 'çok hastayım doktor, bu haftayı pas geçsek' diye ayak yaparım belki filan diye düşünürken ben, bir de devlet imkanlı olanlara bakarız ya, buluruz hallederiz diyerek günü kapadım.

Sabah kahvaltıda aramızdaki tüm gerginlik bitmişti. İçimdeki laf sokan canavar kayıp. İyiyiz yani. Ev erkeğinden başka bir öneri geldi: 'Bak Kahvecim, düşündüm de acaba aile terapisti yerine seni yogaya mı göndersek?

Al işte dedim, çözümden ne kadar uzaksın. Şimdi de faturayı bana kestin. Yani tüm bu aramızdaki iletişimsizlik, benim kendi içimde çözemediğim şeylerden, kendimi iyileştirmeliyim öyle mi? diye çıngarımı koydum. Hatta bir de laf sokan canavar uğradı 'noldu psikoloğa girmekten daha mı ucuzmuş yoga' bile dedim. Neyse, ev erkeği PowerPoint sunumuna benzer bir şekilde açıkladı bana. Benim gerginlik takvimimi, ve kendisine karşı uyuz olma tarihlerimi belirlemiş. Hepsi, hayatımda beklentiye girdiğim bir konuda döte gelme anlarıma tekabül ediyormuş. Sürekli hayatın kontrol edemediğim kısımlarıyla yarışıyormuşum. Hayat böyle aktı, ben de bu akıntıdan alabileceklerime bakayım demiyormuşum. Değiştiremeyeceğim koşullara takılıp kalmışım. Kendi potansiyelimi böyle çöpe atıyormuşum. Yani, sorun büyük ölçüde bendeymiş. Kendisinin de hataları şuymuş buymuş. Günde beş dakika meditasyon yapıyormuş, o bile nasıl iyi geliyormuş. Yoga benim beynime iyi gelecekmiş. Meditasyona da bu şekilde ilgi duyabilirmişim.

Bir şey demedim ama aslında çoktan ikna olmuştum. Yogayla ilgili oturdum ve ilk kez bel ağrılarımı iyileştiren spesifik hareketlerinden farklı olarak, genel bir araştırma yaptım.

Akşam bulduk bir yoga merkezi. Pazartesi başlamak üzere anlaştık. Yıllarca kaçtığım yoga ve meditasyon trenine ben de bir vagonunda dahil olacağım işte. Yıllarca kaçtığım kısmına daşşak geçtiğim dersek daha dürüst olur. Belki yoga bana gereken 'sakinlik' becerisini verecektir, bilmiyorum. Belki hayatımın yeni heyecanı olacak ya da hiçbir şey ifade etmeyecek.

Fakat bir şey var ki anladığım, eğer hayatımın şu anında mutlu olamıyorsam, eksikliğini duyduğum şeyler gerçek olduğunda da mutlu olamayacağım. Bugün mutlu olamayacaksam ne zaman olacağım? Hayatımda iyi giden şeyler zaten hep iyi gidecek yanılgısına kapılıp, kötü giden şeyler için yas tutarsam; bir gün başıma beni sahiden zorlayacak bir şey geldiğinde başa çıkabilme gücünü nerden bulacağım? Bugün öylece geçip giderken, hangi günü bekliyorum böyle sabırsız? Mutluluktan anladığım ne?

Bu soruların sadece cevabını değil, uygulamasını da istiyorum blog.
Kahve zamanı.


8 yorum:

  1. Böyle süreçler evlilikte oluyor sanırım. Bizi spor kesmedi. Bir terapiste gittik. Meğer iletişim kurduğumuzu zannederken bambaşka işler yapıyormuşuz. Şimdi çok şükür iletişebiliyoruz :) Yanlış anlaşılmaktan istemem ama İzmir'desiniz diye biliyorum. Bizde İzmir'deyiz. Eğer yoga kesmezse, terapist önerebilirim.
    Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  2. eşinin kıymetini bil üşenmemiş tek tek ruh galinin gelgitlerinin grafiğini çıkarmış maşallah :))
    yoga, meditasyon iyi fikir. bu yazıyı okumam iyi oldu bir ara başlamak üzereydim neden vazgeçtim acaba? düşüncesi bile dinginlik veriyor.

    YanıtlaSil
  3. Önce kendi hatalarını anlatıp seni eleştirseydi pamuk gibi olurdun :)
    Denemeye değer. Ancak her şeyden evvel sorun olduğunu kabul etmen lazım.
    Bir de Ceren'e bu gözle bak derim ben. Bence herkesin kolay atamayacağı bir adım attı ve şu an hayata ve kendisine bakışı daha rahat. Ben hayran kaldım.

    YanıtlaSil
  4. Sevgili Kahvecim, haddim de olmayarak bir şeyler yazmaya niyetlendim ama bir duraksadım sonra...
    "Belirsizlik ve Değişimle Birlikte Güzel Bir Hayat" kitabını okumuş muydun? Baskısı yok :( Ama denk gelip okursan beni anacaksın...
    Konuların detayı nedir tabii bilmiyorum, çok da önemli değil.
    Kendini akışa bırakmanın nasıl bir "his" olduğunu yeni deneyimlemeye başladım, yoga değil belki ama yogaya gitmeye karar vermek sana iyi gelecek :)
    * Ben de hiç yapmadım yoga, belki bir gün:)

    YanıtlaSil
  5. Ev erkeğinize acilen Erkeğin Özüne Giden Yol, ikinize de acilen Şiddetsiz İletişim kitabını öneriyorum. Eşe terapistlik yapmamak evlilikte birinci kural bence.

    Yoga konusunda da aynı fikirde değilim. 3 yoga hocam oldu.3.yü bulduktan sonra yoganın ne olduğunu 6.ayda filan anladım. Yani öyle mucizevi bir şey değil.

    YanıtlaSil
  6. selam kahve, öncelikle ev erkeğine ben de hayran kaldım. (blog'unu okumaya yeni başladım, belki zaten yazmışsındır, mühendis mi??!) kuru kuruya sana akıl verseydi gıcık bir durum olurdu ama madem kendisi de meditasyonu deniyormuş, demek ki bir bildiği var adamın hissi geldi bana. çözüme giden yolda ppt sunum mantığını da sevdim ben şahsen.
    ama yoga konusunda elif'e katılıyorum, ilk denemede tutturmak pek mümkün olmuyor. ben de ilk denememde hayatımın çok zor bir döneminde olduğum ve sinirlerim çok bozuk olduğu için yoga hocasının söylediği her şeyi müthiş tepkiyle dinlemiş ve bir daha da gitmemiştim. yıllaaar sonra yeniden denedim ve daha ilk denemede iyi bir hocaya denk geldim. en azından tepkim çok daha azdı. hatta tepkimi fark ettim ilk defa. yoga hiçbir şeye yaramasa bile kendi zihnine ve bedenine 1 saat ayırmanın getirdiği bi yavaşlama ve sakinleşme getiriyor. matta nelerle savaştığını fark edince, gerçek hayattaki savaşlarına farklı bir gözle bakıyor insan. bu nedenle dene derim ben. ama büyük beklentilerle değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ege selam. Bak ne güzel noktaya değinmişsin. O bir saati kendine ayırmak ,bedeninin hiç hatırlamadığın- ayak parmakların mesela- kısımlarını fark etmek bile bana iyi geliyor. Pelin Gezek bizim hocamızın adı bu arada.

      Sil
  7. herkesin yorumları çok yardımcı oldu. Evirip çevirmeme olanak sağladı. teşekkür ederim. işte bu yüzden blog!

    YanıtlaSil

Emmece, gömmece...

Rüyamda lisedeydim. Sık sık o dönemlerde senaryosu geçen garip rüyalar görmeye alışkınım. Okul bahçesi geniş ve orman gibi bir yermiş. E...