9 Şubat 2017 Perşembe

Bence biraz böyle şeyler olabilir.



Geçen yazımda hayatın gizli anlamını kavradığımı yazmıştım. O keşifleri yaptığımdan beri sokakta çıplak dans edip, her gün sevişerek, ayakkabımdan şarap içeceğimi zannediyordum ama olaylar farklı gelişti. Her yeni doğan bir günde 182'den randevu alıp fizik tedavilere, dahiliyelere ya da cildiyelere filan gittim. Orada çeşitli dedelerle, teyzelerle sıra beklerken muhabbetler ettim. Doktorlara bana kızmadıkları sürece sorular sordum. Nisan ayında çekilmeyi bekleyen MR'ı tenzih ederek söylüyorum ki; genel anlamda yanaklarından sağlık fışkıran bir insanmışım. Ha pardon yanaklarımdaki allıklar sağlık işareti değil, sorunlu cilt işaretiymiş. Ne olduğunu tam anlayamayan doktor, elime antibiyotikleri ve jelleri tutuşturup eve yolladı. Bunlar sivilce de olabilir, gül hastalığı da dedi. Sıcak çay içme dedi bir de (alakası çok saçma, geçiniz) Elbette antibiyotikleri almadım. Başka türlü deneyeceğim. İlaçlık bir halim yok bence. Beslenme hataları, yetersiz sıvı, yanlış ürün kullanımı teşhislerime güveniyor ve önceliği bunları halletmeye veriyorum.

***

Geçenlerde yine ev çocuğunu kreşten almaya gittim. Onu beklerken diğer çocuklarla lafladığım oluyor. Çocuklarla olan ilişkimde her türlü ökkeşliğe açık bir insanımdır. En saçma komiklikleri bile yapma özgüvenim mevcut. Ama aklınıza Meg Ryan şirinliği gelmesin. Benimki daha çok Kemal Sunal sempatikliği olabilir. Fakat o gün öyle bir şey oldu ki.. Kendimi ilk kez bir çocuğun karşısında tüm cüssemle yetişkin antipatikliğinde buldum. Ev çocuğunu beklerken bir tanesi hızla merdivenleri çıkıyordu. Beni gördü, tam ona gülümseyeceğim, şöyle bağırdı; 'Aaa çirkin anne' Hö? Çirkin? ÇİRKİN? Çirkin ve anne! Hemen arkasından öğretmeni ona kızdı ve 'şşş..' dedi. O an kafamdaki bereden uzanan burnum daha uzun ve sivri, yanaklarım aşağıya sarkık ve irinli sivilceli, vücudum eğri ve obez, dişlerim çürük ve ağzım yeşil salyalıymış gibi hissediyordum. Öyle bir çirkindim ki bir çocuk beni parmağıyla gösterecek kadar fenaydı durumum. O sırada yavrum geldi tüm heyecanıyla elimden tuttu, annesine hayran hayran bakarak. Yavruma bir üzüldüm.. Duygularım sapıklaştı. Onu iyi temsil edemiyormuşum gibi geldi. Utanılacak kadar çirkindim. Gün boyunca bu olayı düşünüp aşırı aşırı üzülmemden daha tuhafı ertesi gün kreşe gayet makyajlı gitmemdir.

Bence aşırı çekiciyim, sence?


***

Ev erkeği yeniden müzik işlerine döndü. Ve fakat bu yazı müzik değil, evliliğimizle ilgili. İlk flört ve uzun ön sevişmeli günlerimizde söz konusu sahneye çıkmak olunca benim dizlerimin bağı çözülüyor, sanki sevdiğimi başka kızlara kaptırıverecekmişim, o bir seks ve erotizm idolü de herkes ona hasta oluyor, binbir şahane kız seçeneği var etrafında gibi geliyordu. Ve çoğunlukla sahne işleri söz konusu olurken sinsi osuran biri gibi içime gizlice somurtuyor, dışarıya da gülümsüyordum.

Şimdi ise.. nasıl desem. Herif stüdyoya giderken neredeyse çoraplarını filan giydireceğim, öyle bir mutluyum. Çünkü o mutlu. Çünkü gerçekten mutlu. Çünkü onu müzikten ayrı düşünemiyorum. Onun şahane bir gitarist olduğunu ve mutlaka sahnede olması gerektiğini biliyorum. Bunda yıllar içinde karşılıklı gelişen bütünlük duygusunun yanı sıra, aşkın vahşi yanının evcilleşmesinin etkisi var. Eskiden ikili neşemizi önemserken, artık onun iç neşesini de fark etmeye başlamamın da payı var. Ne bileyim işte, insan sevdiği kişiyi kendi siparişine göre değil de olduğu gibi paket haliyle istiyor.

Bir de tabü yıllar içinde her türlü ev hallerini göre göre, kendisi gözümde artık bir rock stardan ziyade abbasa dönüşmüş olabilir bilemiyorum mıh mıh mıh.



Şaka şaka hala yağuşuğlu.


3 yorum:

  1. Sabah neşemiz de yazılmış:)) Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  2. bence insan dünyanın en yakışıklı/seksi adamı/kadınıyla bile evlense 3-5 yıla kalmaz o bahsettiğin ev hallerini göre göre kanıksar, olayın büyüsü kaçar. evlilik kurumunun kendisi sıkıntı. ama idare ediyoruz işte bi şekil. tespitlerin süper, adamın iç neşesini tanımak ve ona gaz vermek şart. mutlu olsun garipler. evlilik dahil her türden ilişki taraflar kendi kendine mutlu olabiliyorsa güzel.

    YanıtlaSil
  3. blogcuanne deki bir yorumunuzdan buralara kadar geldim. İfade ediş tarzınızı, yazılarınızı sevdim. Kendimden de bir şeyler buldum. Paylaştığınız için teşekkürler.- Aynur

    YanıtlaSil

Arkadaşıma Mektup: Bebe Büyürken Ben Ne Okudum?

Bebe olaylarında çok yeniysen, hamilelik sana astronotluk kadar yabancıysa, çocuk kitaplarından anladığın sadece Ökkeş serisi ise, o halde,...