26 Şubat 2017 Pazar

Sihirli Uyku


Ben bu satırları yazarken evde herkes uykuda. Ve saat sabahın körü değil. 09:00'a geliyor. Bizim evde genel hareketlenme saatleri 07:00 civarındayken, yaş 3 olunca hissedilir değişimler yaşanıyor.

Ev çocuğunun ilk bir buçuk yılı, genel anlamda uyku eğitimini temel aldığım bir düzende geçmişti. Kendi yatağına koyuyordum, o döne döne uyuyordu. Bazen zor günleri oluyordu tabi. O zaman da ufak yardımlar yeterli oluyordu- örneğin hafif pışpışlama, yatağına sallama efekti verme ya da müzik.

Sonra biz İzmir'e taşındık. Her şey alt üst oldu. İki yaşına girmek üzereydi ve taşınma durumu onu çok etkilemiş-ti. Biz bunu sonradan anlayacaktık. Bir türlü kendi odasını kabul edemiyor, yeni yatağına alışamıyor, gece uyku arasında çılgın ağlıyor, bensiz kalmayı asla göze alamıyordu.

O dönemlerde Başak ve Ceren'e bir dilenci gibi fikir ve destek için danışmıştım. O sayede biraz önümü görüyor, pes etmeden denemelere devam ediyordum. (Ceren'in taşınma etkilerini en büyük ikinci travma olarak ifade etmesi, Başak'ın uyku konusundaki geçit vermez rutin sevgisi)

Sonra ev çocuğu eve alıştı ama yeni alışkanlıklarıyla. Yani ben onun bir peluşu gibi yanında olmadan sızmıyordu, gece beni göremeyince ağlamıyor ama sakin bir sesle beni çağırıyordu. Öğle uykusunu aldığında, ki erkenden uyuyup uyansa bile, akşamları iki saate yakın uykuya dalamıyordu. Anadolulu bir kadın çevikliğinde ayakta sallamalara bile başlamıştım. Üstelik fonda klasik müzik çalarken.. Bu 'neye niyet ettim, başıma ne geldi' çıkmazları beni çok zorluyordu. Böyle böyle aylar geçti.

Ben ev çocuğuyla koyun koyuna uyumanın romantizmini yaşıyor da olsam, bu iş artık abartı hale gelmişti. Ev erkeğiyle evin içinde iki pansiyoner gibi birbirimizi koridorda selamlamaya başlamıştık. Ev çocuğu geceleri uyanacak da beni görmezse kıyamet kopacak diye elim dalağımda yaşıyordum. Bir gün arkadaşımın evinde (karşı apartman) takılırken ev erkeğinden telefonuma gelen 'ev çocuğu uyandı, sakinleştiremiyorum, seni istiyor' mesajıyla, o evden nasıl çıkıp da eve ulaştığımı görseydiniz, sporculuğuma iltifatlar ederdiniz. Ve karşılıklı ağlardık.

Neyse, sonuçta durumlar böylesi aşırıydı.

Ve biz bu durumu sanıyorum 14 Şubat'ta çözdük. (Hadi işalağ)

O gün ev çocuğun yeni büyük yatağı geldi. Bu büyük yatak genç yatağı gibiydi. Yeni yorganı büyük ve pofuduktu. Yeni bir gece lambası vardı, yıldız şeklinde (ikea)... Ve yeni şirin nevresim takımları...
Biz içeride sevgililer günü şarabımızı içerken, ev çocuğu saat 07:20'de yeni yatağına girmiş, çoktan sızmış ve sabaha kadar da deliksiz uyumuştu. İlk günden hemen 'oldu bu iş' diye sevinmeyelim dedik.
Sonra ertesi gün ve onu takip eden günlerde de deliksiz uyudu sabaha kadar. Arada uyanıp yatağa o gece hangi oyuncağıyla girdiyse onu getirmemizi istiyor ve illa annesi getirsin diye fil öldüren ağlayışı yapmıyor.

Bu nasıl olabildi? Ben ilk bir ay çok zorlanırım, başında beklerim, bol bol gözyaşı dökülür zannederken, bu iş nasıl bu kadar sihirli oldu?

Tahminlerim:

* Küçük yatağında küçük yorganı vardı ve onu güvende hissettirmiyordu. Benimle uyumanın da belki büyük yorgan kısmını seviyordu. Aslında beni kullanıyordu?!
* Yatak gelmeden önceki 'artık herkes kendi yatağında uyuyacak, yeni yatağın olacak' ön alıştırmaları işe yaramıştı.
* Yatağını sandığımızdan çok sevdi ve olumlu odaklandı, kısa sürede de alışıverdi.
* 3 yaş diye bir şey var.

Bilemiyorum.

Tek bildiğim bir çocuğa yatma vakti gelince, diş-çiş ve pijama giydiriş işlerini yaptırıp 'iyi geceleeer' diyip odadan ayrılmak (Başak sana selam eylerim burdan) bir konformuş, jakuziymiş, detoks kampıymış, jetskiymiş.

Analıkta lüksü yaşamakmış.

Aşırı sevinme dansı


5 yorum:

  1. Yaw ben de dün Ceren'e laf yetiştireyim derken bir bakmışım akıyor uyku yazısı :))) ne zamandır aklımdaydı zaten hemen döşendim yazıyı. Takipte kalınız sır perdesi açılıyor asjdkflfl
    Aslında çocuklarda tam tersi büyük yorgan değil küçük ortam-küçük yorgan daha güven verici gibi bir mantık kurdum şuan. Hani anne karnına atıf; küçük basık sarmalayıcı kapsayıcı ortamlar falan filan... Ama gerçi ev çocuğunun da yaş oldu 3 o noktadan kopmayı çoktan gerçekleştirmiştir. Velhasıl hayırlı uğurlu olsun :)
    Uyku deyip yaş deyip geçme 6-7 yaşa kadar dahi sürebiliyor uyutulmayı bekleme, yalnız yatmama durumları... Eminim ki senin payın büyük! Yazımda açıklıyorum işte hep bunları azzzz sonra dındındın :))
    Zaaanum benim yazıda benden bahsetmen çoğoşuma gitti öpüyorum seni koskocaman
    Genç yataklı ev delikanlısına da aferimler, tebrikler, halaylar, sırt sıvazlamalar gelsin benden <3

    YanıtlaSil
  2. Bir tane fransızca şarkı vardı, çok eskide kaldı tabii artık, ben öğrenciyken dinlerdim, kanadalı fransızcasıyla "kendi çocuk sürüm olsun istiyorum, ona pijama giydirmek istiyorum" diye, yazında o pijama giydirme faslı onu hatırlattı. Çok şirin ama unutma sakın tadını çıkarmayı. Tabii davulun sesi belki uzaktan... :)

    YanıtlaSil
  3. Tam 10 aydır yavrunun odasindaki pencereye bakıp düşünüyorum; bunu uyutacagima surdan atlasam daha kolay....ahahaha abarttim, ama cok değil. O durumdayim yani, o yuzden cok iyi anliyorum. Yatagina koyunca uyuyan ve zirt pirt uyanmayan cocuk benim icin hayallerin en tatlisi en güzeli. Ayy bi gün öyle bir sey olursa ağlarım sevincimden hem de bi kac saat... Basak da yaziyorum demis bu konuyu, nasıl heyecan yaptimmm. Ayrica burdan da bi itiraf yollayim, bi yazisinda benim cocuklar kolay uyuma konusunda efsanevi demisti de böyle icimde fena bi kiskanclik hissetmistim:))))

    YanıtlaSil
  4. Gözün aydın ne güzel yakalamışsın doğru çözümü. Belki de küçük yatakta dönüp dururken çarpıyordu eli kolu. Şimdi ona bol uykular sana bol keyifler dönemi başlasın !

    YanıtlaSil
  5. Evet işte yaaaa, kesinlikle katılıyorum. Bir de ben artık büyüdüm, büyükler gibi büyük yatakta yatıyorum, kendi başıma yapıyorum falan gazı var! :D Şahane haber, çok sevindim, tatlı rüyalar, mışıl mışıl uykular! <3

    YanıtlaSil