17 Nisan 2017 Pazartesi

Blogda Yazmak Üzerine...




Hayatın bana bahşettiği özelliklerden biri 'sabırsızlık'.

Bu sıfatla bakacak olursak insan kişisine, 'yazmak' eylemi sabırsız insanlar için oldukça zorlayıcı. Can sıkıcı.

İlkokulda üzerime yapışan bir diğer sıfat da 'dikkatsiz' öğrenciydi. Bu da sabırsızlığın kuzeni diğer bir durum işte. Genelde olayları hızlı kavramak ve gerisiyle ilgilenmemekle ilgili. İlkokulda çok hızlıydım. Hızla öğreniyor ve sıkılıyordum. Ancak sınavlarda 100 üzerinden 98 aldığım kağıtlar için bile öğretmenimin anneme 'dikkatsiz' olduğumdan bahsettiğini hatırlıyorum. Bak bu sabırsız ve dikkatsizin bir diğer akrabası da 'acelecilik'.

Blog yazarken en sık yaşadığım sorun bu. Yazıları uçar gibi 20 dakikada ön hazırlıksız ve taslaklarda hiç çalışmadan yazıp, sabırsızca yayınlıyorum. Sonra da kendimi aşırı alakasız yanlış ifade ettiğimi görüyorum. Örneğin geçenlerde ne zorum vardı da çocuk yaptım yazısı üzerine aldığım birkaç olumsuz yorum beni 85. kez bu konuyu düşünmeye itti. Çocuk sahibi olmayla ilgili şikayet ediyormuşum gibi bir tat bırakmış. Bu yorumu 'iyi okuyan' bir aile insanımdan aldım üstelik. Anlatmaya çalıştığım şeyi iyi aktaramıyorum. Net olmuyor, belirsiz havada kalıyor. Çünkü koşarak yazıyorum. Aynı şekilde dün yazdığım yazıda da sanki ev erkeğinden şikayet ediyormuşum, o beni mağdur ediyormuş gibi bir hava oluştu. Bu epeydir var. Konuşmadan önce düşünmek ayran içmekse, yazmadan önce düşünmek kefir içmek değerinde bence. Çok daha kıymetli ve gerekli. Yorumlarda sık sık 'ya aslında ben orada şöyle demeye çalışmıştım...' diyerek savunma veriyorum. Benim bloğumu okuyan insan çok olmasa da aklına, fikrine güvendiğim insanlar. Çoğu -son 3 senemi düşünürsem-benden daha çok okuyor. Hem yazıyorlar da... Bunların hepsi aynı kapıya tıklatıyor; sabırsızca yazıyorum!

Birkaç blogger var bayılarak okuduğum, bazen anlatımlarındaki sabıra hayran kalıyorum. Öyle detayları öyle sıkılmadan ve beni de okurken sıkmayarak veriyorlar ki...

Blog meydanı işte bu yüzden var. Derdi yazmak olanların mutfağı. Yazmayla ilgili egzersiz yeri. Daha önce 6 sene boyunca yazdığım Dukuju bloğumdan 'yanlış anlamalar' yüzünden (tamamen farklı konulardı) uzaklaştığım için, biraz da tecrübeye dayanarak- aynısını burada yaşamak istemediğime karar verdim. En son Japon Kedi'nin yazısında iştah açıcı şekilde bahsettiği yazma eylemi üzerine bazı ipuçlarını okuyunca 'mükemmel zamanda gelen yazı' duygusuna vardım. Ben de uygulamaya ve bu işi daha fazla ciddiye almaya niyetlendim. Artık yazılarım üzerinde işçilik yapacak, biraz daha emek vereceğim. Belki okuyanlar için kayda değer bir değişiklik olmayacak- bilemiyorum ama yazma yöntemim üzerine çalışarak, kendi adıma yol alabilirim sanki.

Yazmayı seviyorum. Yazarak hafifliyorum. Madem öyle, bu işi neden aceleye getiriyorum?

Biraz yavaşla, kahveni yudumla ve dök kelimelerini usulca.




21 yorum:

  1. Yazılarınızı keyifle takip ediyorum!:) Yavaşlamak, her şeyde olduğu gibi yazarken de olumlu bir etki yaratabilir. Ancak orada da "mükemmel olma" kaygısıyla "doğal olan"ı dengeleyebilmek gerekiyor sanırım. Onu da hakkıyla kotaracağınızı düşünüyorum:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. haklısın!

      mükemmellik gibi kaygım olmasa da kendimi biraz daha yormak istiyorum. bu arada daha iyi yazma beklentisi olacak elbette. doğallığı korumak lazım.

      güzel yorumun için çok teşekkür ederim <3

      Sil
  2. kahve'm bence o bahsettiğin yanlış anlaşılma potansiyeli hepimiz için var. biz bir şey yazıyoruz ama okuyan kendine göre anlıyor. yani sen yazmadan önce daha çok düşünüp plan yapsan da o yanlış anlamalar tamamen bitmeyebilir.

    ama yazılarını ve tarzını çok seviyorum. bu işi daha çok ciddiye almanı -mutlaka sana da faydalı olacağından gayrı- gayet bencil bir şekilde kendim için isterim en çok =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. oyş!

      şıkıdım.

      elbette okuyanın algısına etki edemem ama azcık daha emeği hak ediyor yazmak be Japon Kedim! Bir de senin o yazıda bahsettiğin tarz bir titizlik beni heveslendirdi. Çok savruk buldum kendimi.

      Sil
  3. Ay bisey diyeyim mii aynisi bende de var.10 dakika bike yazi cikardigim oluyor.Sonra bir bakiyorum hata üstüne hata yapmisim.Hooopp geri toparliorum arkasini :) yani kısacası sallaaaaaa.insanlar elestirmeye alismislar.Hem yeri gelir sikayette edebilirsin eş kisisini ne var bunda.😃 İnsanlar her konuda birbirlerini anlamak zorunda degiller ki.Benmkide habire uyur ben horoz gibi ezanla kalkiyorum sıpamdan dolayı :) ee ben bunu anlatnca bende mi sikayet etmis oluyorum yani 💕😄

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. benimki de erkenci :d benim normalim bu oldu artık. biraz gecikse uyanmaklarda, sıkılıyorum :D

      yok ya eleştiren olmuyor bu blogda beni. o tip okuyucular yok, hepsi arkadaş tonlamasında. fakat ben mesela pembeyi anlatırken tam tarif edemeyip kırmızı gibi yazıyorum yazılarda.

      haklısın eş kişisini dedikodu pek zevkli tabü kü.

      Sil
  4. Acelecilik hepimizde oluyor zaman zaman.Dayanamayıp yayınladığım yazıyı sonrası tekrar tekrar okuyup editörlüğümü yapıyorum.Defalarca güncellemek durumunda kalıyorum tabii ;))
    Bazen de gözünde canlanan kareleri, yazıya dökerken farklı anlamlar çıkabiliyor okuyucu için. Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ayy! ben de kaç kez 'güncelle' diyorumdur, yeniden ve yeniden. ajhjsgdjsajf : )) işte bunlar hep acelecilik.

      bana göre iyi yazı, sadelikle her şeyi olduğu gibi aktarabilendir. bunu yapmak isterim en çok.

      benden de çok sevgiler

      Sil
  5. Bence daha çok okurla ilgili bir olay bu.Anlayan o çünkü özne burda.Yazıya attığınız başlık ve posttaki görseller bende ilk kodlamayı yapıyor.Şimdi bahsettiğin o yazıyı düşününce aklıma başlığının olumsuzluğu ve görseli geldi.O yanlış anlayan kişilerdede bu olmuş olabilir.Ha neticesinde annelikten şikayet etmediğinizi zorluklardan dem vurduğunuzu algıladım.Ama dediğim gibi her zaman başlık ve resim alıp götürüyor esas manayı.Aynı yazıyı 3 yıl sonra farklı görsel ve başlıkla yayınlayıp deneyebilirsin.Sanki farklı algılanır gibi geldi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kesinlikle başlık ve görsel!

      genelde ben kendimce geyik yaparak seçiyorum. yaa işte daha çok kafa yormak lazım. metin ve başlık tamamlamalı birbirini.

      Sil
  6. Ben seni tanıdığım için (kişisel olarak ne yer ne içersin olarak tanıma değil de; yazı ve konuşma üslubunu tanıma, söylediklerinle ne anlatmak istediğini çözme) iki yazıda da öyle anlamadım...
    Ama bende de şu huy var, bir blog yazısına yorum yazarken o yazıyla alakasız olarak kendi deneyimimi yazıyorum :)
    Yani yazıya katılma/katılmama, beğenme/beğenmeme vurgusunu yapmadan, yazıya geri bildirim vermeden sadece kendi deneyimimi-düşüncemi patlatıveriyorum. Hehehe.
    Yani benim yorumda da "benim ne demek istediğimi anladığına dair Bi vurgu gelmedi acaba anlamadı mı" diye düşündüysen yoğöylebişe, ben anladım. :)
    Hızlı ve detaysız, esprilerle komik benzetmelerle, lugata geçmelik sıfat tamlamalarıyla falan bezeli harika yazılar oluyor seninkiler! Mesela ben de senin gibi bir oturuşta gelişine vole şeklinde yazsam senin verdiğin tadı yakalayamam. Her yiğidin yoğurt yiyişi farklı :D
    Bir rivayete göre jack kerouack'ın on the road romanını bir oturuşta, hiç başından kalkmadan 20 saatte falan yazıp bitirdiği söylenir!
    Hastasıyım yazılarının <3 tabi ki anlam kargaşası çıkacağını öngördüğün hassas mevzularda biraz daha detaylı düşünüp dikkat edebilirsin içine sinmezse ama genel olarak iyi böyle yeaa ben seni böyle seviorum tatlı qıss <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. : )))

      biliyorum senin o özelliğini konuşmuştuk. ya senle kulis yapıp bir sürü gevezelik ediyorum. artık beni biliyorsun sen : ))

      daha önce de yaşamıştım böyle bir sorun, seninle paylaşmıştım. artık yeterin dedim yahu, birazcık disiplin. maaş alsam blogger'dan nasıl hizaya gelirim. işin içinde 'pere' olsa...jshfjfg : )

      bahaneyle yazma olayını geliştirmek derdim aslında. hakkımda söylediğin iyi şeyler için de binbir utanç duygusuyla şey ederim.

      ben hem seviyör hem iştahla takipliyorum!!



      Sil
    2. ayrıca bahsettiğin yazarın kafasında olmak nasıl bir ability'dir kimbilir <3

      Sil
  7. Kimse yanlış anlaşılmak istemez tabii, hiç bişey degilse bile yazarken o konunun üstünden gecip kendi içimizde anlamlandirmak icin yazıyoruz sonucta... O yuzden yanlış anlaşılmış olmak belki seni rahatsiz etmis olabilir. Ama işin açığı benim icin annelikten sikayet etmen (oyle anlamamistim) ya da koca kisisine kizman ( acaba? Demistim) birsey degistirmez. Sonuçta yazdigin her yazidan muthis keyif aldigim ve takip ettigim diger herkeste oldugu gibi farkli bakis acisi ve tecrubeleri gormek icin okuyorum ben kendi adima. Yazdigin her yazida biraz guluyor biraz dusunuyor ve ,valla ne yalan soyleyim, bu kizin bazi tuhafliklari da bana benziyor diye seviniyorum ben:) ayy yine cok uzattım, yani super yaziyosun Güneş, biz seni her türlü okuruz. Kendini daha iyi hissedecegin seyi yap tabii ama kasma kendini.
    Sevgiler opucukler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahçupluklar ve yerin dipleri oldum. Güzel yorumlar, datlı mesajlar, şiştim, kabardım :D

      bu arada bir bloğun olduğunu yeni görüyorum. epey önceden ben başka diyarlardayken, yoktu ortada. hemen dalıyorum bu akşam madem ben.

      Sil
    2. Şimdi de benim yanaklarim kizardi... Sevindim heyecanlandim ay bi hos oldum! Ustelik benim yazmamda senin tesvikin var desem hatirlar misin? Dukuju'da yazarken yorum yaptim da, "keske sen de yazsan Sibel" demistin... Aradan zaman gecti yazdim:)

      Sil
  8. Boşver Güneş, içinden nasıl geliyorsa öyle yaz. Kimin ne dediğine takılacağını sanmıyorum , sanırım içten içe düşündüğün şeylerin başkalarınca dile getirilmesi rahatsız ediyor seni. O kadar aksiyonlu bir sabahı yazarken (dünkü yazı) senin içinden de ''Başlarım bu adamın sabah uykusuna, hangi akla hizmet anlaşma yaptım'' vb şeyler geçmedi mi? Ne kadar yardımsever medeni olsa da erkeklrimiz, dünkü evde kalan sen olsaydın sabah 6 da zımba gibi ayakta olurdun bence. Böyle kıyaslar yapıyoruz illa ki çünküüü sanırım çok derinlerde bir yerde o cefakar türk anasının aslında olması gereken olduğuna dair bir inancımız var. Ne dersin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynı yorumu ev erkeği yaptı. demek ki kıl olmuşsun bana içten içe, yazı da bunu ele vermiş dedi sgfjhagfjhgf : ))

      vallai de olmam billai de olmam çünkü herif hakikaten adil bir partner. benden bile adil. bu bir anlaşmaydı aramızdaki. sabah uyanmalar söz konusuysa refleksleri benim kadar iyi değil ama kaçmaz işten. randevum da önemliydi üstelik. öyle anlaşsak yapardı. fakat mevzu dediğin gibi o cefakar olma kasışları. ne lüzumsuz..

      fakat diyelim öyle de olsa, ben içten içe kıl kapmış da olsam, sonuç yine değişmiyor Elif. gün özeti yazısı olsa eyvallah ama bir ironiye odaklanmış, yazıyorum. amacım onu ortaya koymak. sabırsız olmasam da az emek versem, belki daha iyi ifade edicem.

      : )

      Sil
  9. Ben de severek okuyorum seni, öyle seviyorum ki ilham bile alıyorum bir de aynıyız bu sabırsız yazışta, bir oturuşta yazmazsam olmaz, bir solukta o an neyi soluduysam onu yazıveriyorum sonrası pişmanlık...önerdiğin sayfayı okuyacağım umarım faydasını görürüm çünkü disiplinli yazmaya ihtiyacım var..

    YanıtlaSil
  10. Böyle olduğun için okuyorum seni.
    Uzunca düşünmüş hatta kararlar almışsın..okurun olarak ben sana 100 üzerinde 98'i çoktan verdim neden,böyle yazdığın için.Senin için ne ifade eder bilmem kaleminin değişmesinden korktum.
    Korkutma beni.

    YanıtlaSil
  11. Acelecilik bana ortaokul yıllarımın bir armağanı. Devamı de üniversite yurt yıllarımdan geliyor. İlkokulda servis öğle yemeğine son bizi bırakıp ilk bizi alırdı, öğle yemeği için 15 dakikamız olurdu. Üniversite de yurdun banyoları pis diye 3 dk da banyo yapmaya alıştım.

    Acaba serde acelecilik vardı da mı böyle oldu, böyle olduğu için mi aceleci, sabırsız oldum?

    Neyse ben keyifle okuyorum aceleci aceleci :))

    YanıtlaSil

Oğlumun Öpmek İstediğim Davranışları

bakışı öpmek İnsan evladı, çok emek verdiği her ne ise; köpek, tavşan, hırbo sevgili, aile, ders, iş ya da çocuk- verdiği emeklerle sev...