16 Nisan 2017 Pazar

Serbest Çağrışım




Sabah 06:45'te uyandım. Ev erkeğine babasının ergenlikte hediye aldığı ancak hiç siftahı yapılmamış, - benim ise son 5 yıldır evire çevire giydiğim- gömleği giydim. Kot pantolonumun içine sokuşturdum. Yüzüme en konforlu bakımı yaptım. Yani yıkayıp nemlendirdim, göz altlarıma hafif kapatıcı sürüp, ayna karşısında röportaj veriyormuşum gibi seçkin bir şekilde gülümsedim.

Ben bu aynanın beni nasıl dolandırdığını bir gün eczanede karşıma çıkan gün ışığı aynasında anlamıştım. Bir baktım ki Cindy Crawfod'a tık kala sandığım surat meğer sefillerin yazılmamış 6. cildiymiş. Bakın bu boktan espiri şuan çıktı, çünkü samimiyim. Çünkü doluyum. Cildimde tedavi edilmeye ihtiyaç duyacak denli kızarıklık oluşumunu da o sırada fark etmiştim. Bir süre kinle doldum çevreme. Ev erkeğine, anneme, hatta ev çocuğuna. İnsan hiç mi söylemez cildimin vaziyetini? Çaktırmaz? İpucu vermez? Kaç göz yapmaz? Bu aynaya güvenmeme kararı aldım ama bazen iltifata benim de ihtiyacım oluyordu. Ve bu ayna instagram vazifesini görerek; cilt rengimi dengeliyor, kaş bıyık filan rötuşluyordu. Bu sabah da aynaya baktım ve güne başladım.

Saat 10:00'da Karşıyaka'da olmam lazım. Bu arada ev erkeğinin uykusunu alabilmesi için ev çocuğunu anneme bırakmam gerekiyor. Saat 10:00 'da uyanacak olan ev erkeği, 10:30 'da bebeyi annemden alacak. Anneme yürüyüş mesafesi 15 dakika. Bebek arabasını ittirerek 20 filan. Simitli kahvaltı sözü vermiştim, yolda fırına uğrayıp simitleri almakla beraber, 23 dakika. Evden çıkmadan önce ev çocuğunun yedek eşyalarını bir çantaya koydum. Birkaç saat için bile olsa, çocuğun ıslanan çorabı hoşgörüden anlamıyor. Gideceğim yerde kahve içmek istiyorum ve bardakların iyi yıkanmadığını sinsi bir şekilde fark ettim. Yanıma karton bardak almam lazım, bu yüzden kendime de bir çanta hazırlıyorum. İçine gözlük, telefon, cüzdan, karton bardaklar ve not defteriyle kalem koyuyorum. Ev çocuğu yanına bir şey almak istiyor mu, onu soruyorum. Yeni aldığımız doktorculuk oyuncaklarını istiyor. Parçaları topluyoruz, çantayı kapatıyoruz, sırt çantasına yerleştiriyoruz. Çişini anca bitiren ev çocuğunu giydiriyorum. Saçını acıtmamaya söz vererek, saçlarını tarıyorum fakat bir kaç yerde yine de acıtıyorum. Özür diliyorum hafif dilenci sesimle ve bu sırada taramaya devam ediyorum. Ev erkeğinin uyanmama ihtimaline karşılık cep telefonunu evin içinde Google yardımı olmaksızın bularak başucuna koyuyorum. Ancak şarjının intihar eşiğine geldiğini görüyor ve koşup şarj aletini getiriyorum. Gıcık telefon, şarj olmuyor bir türlü, temas sorunu var. Araya ev çocuğunun terliklerini koyunca, temas ediyor ve şarj oluyor. Vakit kaybettiğim için saati kontrol ediyorum. Evden en geç 08:00'da çıkmam lazım... Randevuma gecikme lüksüm yok. Ah az daha unutacaktım, ev erkeğine not yazmam lazım. Ev çocuğunu aldığında yapılması gerekenleri yazmalıyım! Teknik ve nesnel zekaya sahip olan ev erkeği, tıpkı bir time-line gibi, saniye ve komutları doğru girilmedikçe, doğaçlamada zorlanıyor. Bu sebeple başlıyorum yazmaya...

Dönüştü markete uğrayın, yumurta alın. Eve gelince acıkmış olur, senin yulaflı yumurtanı seviyor, ondan yersiniz. Saat en geç 13:15'e kadar uyursa uyusun, yok uyumazsa zorlama. Üzerini kontrol et, çok sıcaklarsa mutlaka hafiflet giysilerini.

Notu görmesi garanti olan bir yere yapıştırıyorum; banyo aynasına. Hey allaam, bu şimdi kalkınca ekmeğin buzlukta olduğunu unutur. Çıkarayım da, çözülsün hem o saate kadar. Bu kıyaklarımı unutma ev erkeği! Gerçi senin her kıyağa verilecek bir cevabın vardır.

Ev çocuğuna ne çok kışlık ne de çok baharlık olmayan, ara geçiş montunu giydiriyorum. Benim gibi yürümeyeceği için, bebek arabasında oturur haldeyken sabah saatlerinde üşüyebilir. Mantıklı seçim. Çok erken kalktık, açlıktan midesi bulanabilir. Yanıma bir de muz alayım, yolda tırtıklar. Ben de üzerime baharlık montumu giyiyorum ve bu sefer sahiden evden çıkıyorum.

Çıktığımızda saat 08:15... Olsun, yetişirim. Anneme haber vereyim yolda olduğumuzu. Fırına geldik. Çüşlü ohalı! Fırın kuyruğu? Kaç kişi var orada? belki 20 filan. Bekleyemem, vaktim yok. Başka fırından alırız. İyi ki muz almışım yanıma, biraz tıkınsın yavru, acıktık!!!

Anneme nihayet ulaşıyoruz. Annem elimdeki simitleri görünce azarlıyor; 'kaç tane simit aldın?'.  Ayaküstü tartışıyorum en geleneksel halimle. 'Anne sabah sabah kapıda azarlıyo musun beni? Ben de bir şeyler yiyip çıkıcam heralde'. Annem yanlış anlamış taklidi yapıyor; 'he sen de yersin sahi, pardon. ben bize aldın o kadar simiti sandım'. Tipik annem... Ev çocuğu ne zaman kahvaltıya ona gelse, panik yapar. Zelzele geçirir. Güreş tutar. Çünkü çocuk doyurmak en büyük fobisi. Since 1983. Yine köşeye sıkışmış, görebiliyorum. Dolmuşa yetişmek için 20 dakikam var, iyi bari, kahvaltıyı benle halletsin çocuk, annem darlanmasın. Evden çıktığımda ev çocuğu doymuş, oyun oynar haldeyken onlarla vedalaşıyorum.

Dolmuşa yürüme 3 dakika- dolmuşla Karşıyaka'ya ulaşma, 17 dakika- dolmuştan, randevuma yürümek 1 dakika- ve randevum yalnızca 15 dakika sürdü. Kendime ayırdığım bu kuş boku kadar zaman için yaklaşık 4 saat serbest çağrışım yapmışım. Sonuç? Bunca kasışı yapmasaydım da olur muydu? Galiba, olurdu. Ev erkeği 20 dakika erken uyansaydı, kaymak gibi akar giderdi. Kimse ölmezdi, sakatlanmaz ya da sefil olmazdı. İşte illa Anadolu gadınlığı illa bi kurtuluş savaşı ortamı yaratmalar. Siper almalar, bin dereden su getirmeler, acıyı su gibi içmeler, keş gibi kıvranmalar.

Herkese hayat yolunda doğru tekniği bulma dileğiyle. İçtiğiniz kahveler eziyet üstü kahvesi olmasın, keyif kahvesi olsun.


Not: Bugün günlerden #hayır.




11 yorum:

  1. uzun süredir bloglara uğramıyorduk, ilk uğradığımız blog tesadüf sizin ki oldu :) çok güzel bir yazı olmuş kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
  2. Aynı telaşe bizdr sürekli oluyor.Eşimde aynı şekilde.Aman onlar uyusunda biz hortlak gibi gezeris zaten.Yoksa iki cocuk cekilmiyor 😁 cok sirin bir yaziydi ya ellerine saglk 😊💕

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aslında biz anlaşma yapıyoruz. yani izni vardı :D uykusunu almasını ben şahsen özellikle istiyorum. pazar günü için sabah 10 da makul.

      ay teşekkürler ederiim. sevgiler.

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. aslında benim kendi organizasyonsuzluğum. gereksiz kasışım :D

      Sil
    2. Onu demek istemedim..
      Ne yapsalar seviyoruz anlamında yazdım.

      Sil
  4. şu an şoklardayım, ne demek uykusunu alsın ???

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. anlaşmamız böyleydi. yoksa prenses uykusu değil onunki. ben Anadolu gadınlığına soyundum.

      ay yazıda ev erkeğümü kötülemek için yazmadım yauu :D
      kendi saçma organizasyonumdu konu!

      Sil
  5. bacım birkaç yerinde sesli güldüm, iyi ki varsın =)

    YanıtlaSil
  6. :))))))))))) ben de çok güldüm...

    YanıtlaSil

Doktorlar, hastane and the terapi.

Bu aralar en sıkı dostlarım tıp camiası. Bir cerrahtan çıkıp, ultrason uzmanına gidiyorum, öteki jinekoloğun bi çayını içip, cildiyecin...