29 Mayıs 2017 Pazartesi

Çaresiz günler


Annelik evreninde gündeminde ne varsa, oradan canın cimciriliyor. Şuanda bu evrenin kendi çapımda en çaresiz yerindeyim. Canım yanmaktan uyuştu, dondum kaldım. Her şey şu şikayet(!) mailiyle başlamıştı:

Merhaba,

27 Mayıs 2017 tarihinde saat 17:00 sularında 3,5 yaşında oğlum Doğu Aköz'ün boğazında şişme ve kendisini rahatsız eden bir şey(!) şikayetiyle Ege Üniversitesi çocuk aciline geldik.

İlk muayene yerinde 37,4 ateş tespti edildi. Telefon ışığıyla muayene edilen oğlum gayet başarılı bir şekilde ağzını açtı. Şişme ve kızarıklık olduğu söylendi. Ancak ben şişmenin yanı sıra minik pütürlü bir doku daha gördüğümü önceden söylemiştim (evde bakmıştım) O pütürlü diye bahsettiğim yapıyı net göremediler. Ve içerideki doktora sunmak üzere raporda 'yabancı cisim' notu düşerek bizi içeri aldılar. 

İçerideki doktor yine telefon ışığını kullanarak muayene etmeye çalıştı. Ancak yine yaşından beklenmeyecek şekilde sabırlı ve doğru şekilde ağzını 5-6 kez açan oğlumun boğazında bir şey görülemedi. İşin içinden çıkamadığını düşündüğüm doktor bizi kulak burun boğaza yönlendirdi.

Kulak burun boğazda yeniden oğlumun ağzını sabırla açması bekleniyordu ama artık yoruldu ve sıkıldı. Babasıyla zorla kollarını- kafasını baskılayarak, 2 kez daha görmelerini sağladık. 

Bu da yetmedi. Kamera ile içeri bakmaları gerektiğini bizlere ilettiler. Orada artık bu akışa müdahale etmem gerektiğini anladım. Herkese bu kadar ilginç gelen şey neydi? Önce, bu işlem acıtır mı diye sordum. Tamamen görevini yapmaya odaklanmış doktor bey 'evet acıtır, oğlunuzun burnundan sokacağız' dedi.

Bu noktada hasta/ebeveyn olarak daha fazlasını öğrenme hakkımız olmalı ama gündemim şuanda bu değil.

Her şey 'yabancı cisim' ifadesi yüzünden oldu, bunu o anda bir şekilde anlamış bulundum. Benim eğitimsiz halimle şikayetlere eklediğim 'pütürlü yapı' ifadesi, yabancı cisim olarak anlaşılmış ve işin uzmanları çocuğumun boğazında bir obje aramaya, dahası 'bulmaya' niyet etmişlerdi. Elbette mesleğin gereğini yerine getiriyorlar, amacım dramatik hale getirmek değil. Ancak raporda kullanılan hatalı ifadenin konuyu nerelere getirdiğini fark etmemek? Mümkün değil.

O günün devamı çok kötü bitebilirdi. Travmalı bir çocuk, komplikasyonlar, vs. vs. Bilemiyorum. Neyse ki anladık ortadaki yanlış anlamayı ama şuan bunu 'olağan' kabul edemiyorum.

Bir şikayet değil ama en azından durum bilgilendirmesi diyelim.
İyi niyetli bir mail.

Saygılar

Elbette geri dönüş yok. Daha sonra günlerden Pazartesi olunca, bir çocuk hekimine gittik ve meğerse bahsi edilen o 'şey' boğazdaki aft olarak kendini tanıttı. Aftı belki damağımda birkaç kere yaşamıştım, fakat boğazdaki versiyonunu ev çocuğumun durmaksızın bir yavru kedi gibi acıdan kıvranmasını izlerken öğrendim. Önce bir türlü düşmeyen yüksek ateş. Ilık duşların, malum ağrı kesici nöbetlerinin ya da kompreslerin yeterli olmamasıyla başladı şenlik.

Daha sonra başrol 'aft ağrısı' çıktı meydana.
Su bile içemiyor. Hiçbir şey yiyemiyor. Ağzındaki ağrıdan yutkunamıyor ve salyalar akıtıyor. Uykuya dalamıyor. Dalsa da acıdan uyanıp duruyor. Ev çocuğum gözümün önünde cehennemde. Ve bunun bir 'iyileştirici' ilacı yok. Doktor, 1 haftaya geçeceğini söyledi. Ağrı kesiciler de işimize yaramıyor. Rahatlatan bir damla daha verdi. Tahmin edin? Evet yavrum onu asla kullandırmıyor. Ağlatarak yapıyoruz.

İç şişmesi, yürek kabarması, deride cimcirmeler yaşıyorum.

Tahminimizce bir gün ağzında fıstıkla koşarken(ağzında fıstıkla koşulmaz evladıım uyarılarıma rağmen) dilini ısıran bebe, yeniden parmak emmeye dönmesi sebebiyle mikrop kaptı. Olaylar böyle gelişti.

Çaresizim blog. Pekmezli su içti dün, azar azar da normal su. Sütlü bisküvi filan yedirebildim çok minik miktarda. Smoothie içmiyor. Ve bu özel gücüm bu kez patladı. Halbuki smoothie'nin envai sağlıklı çeşidiyle ne zorluklardan çıkmıştık biz. Muhallebi, meyveli yoğurt yemedi. Neyse ki iyi bir gelişme olarak, ateş düştü bu gece.

Bir kez daha görmüş olduk. Dünyada bir cismin/duygunun ağırlığı her ne ise, annelik dünyasında onun 33 katı filan. Konu sivilce kadarcık bile olsa.

Özetle her şeyin başı ısrarla, defalarca sağlık. Ve içimdeki toplumsal kalın ses şunu diyor; 'Şikayet etme. Daha kötüsü olabilirdi'

17 yorum:

  1. Üzme kendini kuzucum, neyse ki doktor bir haftaya iyileşebileceğini söylemiş. Zaten su da içmeye başlamış, en kötü ihtimalle serum bağlarlardı, sıvı kaybının önüne geçmek için. Ama gerek kalmayacak ona anladığım kadarıyla. Çok geçmişler olsun sizlere. Öpüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. joe çok sağol. ben de sıvıya ondan abandım. bi düzelme var. daha iyi şuan. öpüyorum <3

      Sil
  2. Geçmiş olsun sizlere. Kendimizle ilgili bir sorunu tanımlayamadığımızda bile bir sürü problem yaşayabiliyoruz, rahatsızlığı yabancı cisim olarak kaydetmek şanssızlık olmuş gerçekten. Dinlemek çok önemli ve biz çoğunlukla dinlemiyoruz, kendi anladığımız şeylerle boşlukları dolduruyoruz. Sizin durum da çok benzer olmuş aslında. Sağlıkla kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kesinlikle!
      ve ne farkettim...
      genel olarak her yerde isteksiz çalışan insanlar kalabalığı. hastanede, metroda, markette, okulda... hepimiz ne kadar isteksiziz. pardon ben değilim, valla değilim. o yüzden anlayabiliyorum sanırım.

      teşekkürler :)

      Sil
  3. Çok geçmiş olsun ben de serum vermemelerine şaşırdım, genelde ben halsizim bir serum yemek istiyorum deyince bile veriyorlar. Birebir aynısı değildir belki ama ben de çok iyi bilirim o acıyı, hiç birşey yiyemez yutkunamaz oluyor insan. Elinden gelenin en iyisini yaptığın biliyorum, eminim çok yoruldun ama geçecek. Sevgiyle kucaklıyorum seni

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. senin yorumu dün görür görmez volkanı aradım.. 'volkaaaan bak GeCe ne yazmış' diye haber verdim : )) Amacım verip veriştirmekti yine törkiy sistemine. Sonra Doğu'nun yine yarım kavanoz pekmezli suyu içtiğini haber verince, halaya başladım.

      Çok teşekkürler Gece <3

      Sil
  4. Geçmiş olsun.Acil şifalar.Bende de eskiden sık sık aft çıkardı. Bir gün dişcideyken sebebini araştıralım dedim. Bir çok nedeni var. Geçmesi biraz uzun sürer yeri çok kötüymüş.Çocuk küçük olunca daha da zor.Doğu'ya tekraracil şifalar dilerim.Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. stres bile neden olabiliyormuş değil mi? ah minik çocukta diş fırçalamak bile zorken :/

      neyse buna da kucak açmalı galiba, daha kötüsü olabilirdi.

      benden se sevgiler.

      Sil
  5. Çok çok geçmiş olsun... Bu aralar yavrular ve hastaliklari konusunda aşırı hassas bir dönemdeyim okudukça gözlerim doldu, Allahtan ki yavruyu daha fazla uzmemisler hastanede en azindan buna sevindim. Dilerim cabucak geçer, acısını cikarircasina mutlu mutlu yemeye saldırır kuzu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her hastalık sonrası saldırır tıkınmalara. Şimdiden o günlere hasretim. Önümüzdeki haftayı deli gibi özlüyorum yani :D

      Mızmız çok sağol :)

      Sil
  6. Canım ya hiç kıyamam kuzuya, çok çok geçmiş olsun... Karadut şerbeti derler aft için ama.. Yavrum su bile içemezken şaka gibi laf oldu bu da... Öpüyorum!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Ceren, karadut o kadar duydum ki... Denemeye tırsıyorum gerçi. Bugün daha iyi, bi uyansın da, bi aşama daha iyi olmuş mu göreyim. Ona göre ilaçsız takviyelere başlayacağım.

      Sil
  7. Çok geçmiş olsun kuzuya.bizim kızın geçen yıl tüm agız içi afta olmuştu dediğin gibi bırak katı bişeyi su dahi içemiyordu,günlerce serum yedi vücudu susuz kalmasın ağrıları dinsin diye.bi ilaç vermişti bizim dr fırçası vardı onunla birlikte gecmişti ama günler sonra sana da ve en çok da yavruya kolaylıklar diliyorum.iyileşince bol bol yiyecek zaten şuan önemli olan vücudu susuz kalmasın.sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hadi ya? ah canım.. günlerce demek? sizin için de çok kıvrandırıcı geçmiştir. fırçalı tedaviyi duydum ama ağzına sokturmaz bizimki. assssla. bizimki tedavi kabul etmiyor ki hızlı iyileşsin.

      biraz düzelme var, bakalım tamamen geçmesi ne zaman olacak.

      sevgiler

      Sil
  8. Ha bir de Cerenin dediği gibi karadut pekmezi çok iyi geliyor sulandırıpbi yudum değicek kadar tatsa yeter

    YanıtlaSil
  9. Onkoloji bekleme odasından edindiğim ve uyguladığımız bir şeydi karadut şurubu.. Kemoterapi sonrası hastaların ağzında yaralar oluşuyordu biz hazır kullanmadık, köyümüzde bahçemizde karadut ağacımız , ilk kez geçen sene karadut şurubu yaptık, annemin ağzındaki tüm yaralara iyi geldi, istersen senin için de yaparım bir kavanoz...

    YanıtlaSil