7 Nisan 2018 Cumartesi

Komünizmden Sonra Çalışmayan Diğer Rejim; Mızıkçılık




Günlerden Pazar, evde herkes uyuyor. Ne güzel bir başlangıç, en azından benim için.

Ev çocuğunun ve yaş grubunun davranışlarını seyrediyorum uzun zamandır. Hepsi heyecanlı, anlatırken coşkulu ve hızla agresifleşebilen - mızıklanan canlılar. Bu agresifleşmeyi / mızıkçılığı anlayamıyorum ve dahası tahammül gösteremiyorum. Her şeyi doğru kodlamış olduğumuzu varsayarsak böyle olmaması lazımdı. Bu kadar kolay sinirlenmelerinin sebebini anlamaya çalışıyorum ve cevabı eldeki malzemelerle bulamayacağımı kabul ediyorum. Fakat yine de bir tahminim var. Bence konumuz yaş alışkanlıkları. Bir şeyi isterken önceki gelişim aralığından alıştıkları ses tonunu kullanmaya devam etmeleri. Aslında onu yapmasalar da olur, bunu halledebilirler, ancak sanırım bu davranış oturmuş.

Örnekle anlatırsam;

'Anne ben bi daa çizgi film istiyorum'
'Oğlum az önceki de bi daha istedin diye izlendi. Artık bitti, kapatıyoruz. Hatta al kumandayı sen kapat'
(Boynu yana devrilir, surat kuru üzüm gibi buruşturulur)
'Amaaaa beeeeen (hıçkırıklar hazırlanıyor) bi dahaaaaaa...'
Ve korkunç ağlamalar başlar.

Hadi bu örnek çok aşırı oldu, daha basitine bakalım:

(Çocuk, düğmesini iliklemeye çalışır, ilk ikisini yapar ve üçüncüsünde başarılı olamaz. Ses tonu yassılaşır, hıçkırık playlist'e alınır)

'Anne amaaaaa yaaaaaa anneeeee yapamıyööööm'
(Anne panikle içeri gelir)
'Oğlum, noldu?'
(Çocuk çok rencide olmuş gibi bir ses tonuyla mızıklı bir şekilde sözüne devam eder)
'Düğmemi anne... düğmemi.. anne.. düğme'
'Bi saniye. Bi dur bakayım. Şimdi ses tonunu bir de sakinleştir, ağlamadan söyle bakayım'
(Burada anne çocuğun mızıklanmasını taklit ederek, kendisinin ne kadar komik şekilde derdini anlattığını göstermeye çalışır ve çocuğun hunharca gülmesini de sağlar)
'Anne ben düğmemi iliklemeye çalıştım ama olmadı, yardım eder misin?'
'Tabi ederim canım, ne güzel yapmışsın diğerlerini, bunu da yapabilirsin aslında ama burası baya darmış, ondan olmadı sanırım'

Bu şekilde ev çocuğunun mızıklı anlatımını filtrelemeye, kendisini net ifade etmesini sağlamaya çalışıyoruz. Bunu bir yerden tavsiye almadık, okumadık (tamamen hatalı da olabilir) İnsan olan bu işi böyle yapar diye düşünerek, oturduk çocuğumuzdan bunu rica ettik. Mızıklanmadan kendini ifade ederse daha mutlu olabileceğini, daha anlaşılır olacağını ve her şeyin yolunda gideceğini de söyledik. Çünkü onu kendi haline bıraktığımda, annesine mi çekti nedir, dramacılık-karamsarlık-hemen kendini koyvermecilik gibi davranışlardan destek alıyor. Ve maalesef, bir ebeveyn olarak bu beni geniş geniş sinirlendiriyor.

Bir diğer mevzu da her akşam diş fırçalama + uyku konusunda bizimle yaptığı inatçı çekişme. Bu konuda da aynı netliği ortaya koyduk. Bu rutinler tartışmaya kapalıdır ve eğer bizimle inatlaşırsa, -belki buradan uzmanlar bana kızacak ama- ben de ısrarı kesiyorum, onu kendi haline bırakıyorum. Bu ne demek? Yani kendisiyle ilgilenmiyorum. Seçimini yapacak. Ya bizimle eğlenceli uyku rutinini yapacak ve yatakta masal hakkı kazanacak... ya da 5 dakka daha, 7 dakka daha izin koparmalarında ona eyvallah dememize rağmen, hala sözünü tutmuyorsa, kendi kendine oyalanmaya razı gelecek- ama biz bu arada yatak odamıza çekileceğiz ve günümüzü bitireceğiz (çünkü çok geç oldu, hepimiz yorgunuz). Tabi ki biz gerçekten uyumuyoruz. Sadece onun içeride yalnız kalıp, durum değerlendirmesini yapsın istiyoruz. Bu gibi hallerde çoğunlukla sıkılıyor, pes ediyor, rutinini geri istiyor. Ama nadir de olsa, geçen gece olduğu gibi, kendi kendine oyununa devam ediyor. Ta ki yorgunluktan mahvolana kadar, yani ben onu kucağımda taşıyıp yatağına yatırana kadar. Burada amacımız, bize meydan okumalarına prim vermemek çünkü uyku+diş+giyinme gibi rutinlerimiz hakkında milyonlarca kez konuştuk, bazen oyunlar yaptık ve biz ev erkeğiyle artık çocuğumuzu idare etmek istemiyoruz. Bundan çok sıkıldık. Günü kurtarmak ve o güne özel çözümler bulmakla yol alamıyoruz.

Bunları düşünüyorum işte. Niçin ya niçin. Neden mızıklanma, neden çabucak agresifleşme ve meydan okuma isteği? Çocuğuma zıt giderek, ses yükselterek ya da ona boyun eğerek enerjimi tüketmek istemiyorum. Şeffaf olalım abi. Üçkağıda gerek yok. Benim de duygularım var.

Dışarıda gözlemlediğim bir de agresiflik konusu var. Bizim ev çocuğunda bunu çok yoğun görmüyorum. Ama o yaş grubunda, sanki çocuk değil de büyük adam hiddeti olan çocuklar görüyorum. Bu çocukların evlerinde şiddet, kötü davranış, ilgisiz aileye maruz kaldıklarını da düşünmüyorum şahsen. Bunun kaynağını merak ediyorum. Bir çocuğun boyun damarlarını şişire şişire, yüzü kıpkırmızı kesilinceye kadar sinirlenebilmesinin nedeni ne olabilir ki? Oynuyorsunuz beraber, ortam tatlı, tüm yetişkinler çevrenizde yapıcı, herhangi bir yoksunluğun yok, neden ama neden?

Ev çocuğunun agresifliği de olmuyor değil. Geçen şöyle bir olay yaşadık. Yine günün çizgi film vaktiydi. Bizimki okuldan gelmiş, dinleniyordu. Yemekten önce muz yer misin dedim. Evet dedi. Muzu gömdü, iki dakkada... Ben de yanında oturuyorum. Naptı biliyo musun? Kabuğunu boylu boyunca üzerime serdi. Hemen manevra yaptım, kabuğu aldım 'aaa? bu ne şimdi? kalk meyve tabağına bunu koy bakalım, çöp bu' dedim. Hiç sallamadı beni. Ben de sinirlendim. Mute'a bastım tv'de. Oğlum, kendi çöpünü kalkıp at diye tekrarladım. Mıyıkladı. Okey dedim, sen böyle yapıyorsan ben de tv'yi erkenden kapatıyorum, dedim. Bu kez koltukta kıvranarak ağlamaya başladı. Ben daha da sinirlendim. Tv'yi kapattım, muz kabuğunu koltukta bıraktım ve odadan çıktım.

Tabi çıldırdı vs. Yaptığım şey doğru mu değil mi bilmiyorum. Ama muz kabuğunu kucağıma bırakacak kadar gevşek bir çocuğu da yetiştiren yine benim. Heralde bugüne kadar her şeyi doğru yapmamışım bu durumda.

Neyse baya ağladı. Sakinleşene kadar bekledim. Bekledik diyim, çünkü ev erkeği de bir şekilde dahil oldu konuya. Sonra gittim yanına, tuttum ellerinden. Anlattım. Kendi çöpünü atmasının zor olmadığını, o sırada tembellik ettiğini ama bu evde herkesin kendi çöpünü kendi atması gerektiğini, kabuğu üzerime koymasının çok saçma olduğunu çünkü kendisinin fiziksel olarak gayet güçlü, büyük bir çocuk olduğunu filan anlattım. Çok sakindim, sarıldım ettim. Sonra bir poşet aldık, sehpadaki tüm çöpleri ona toplattık ve kapının yanına koy dedik. O da yaptı. Ve daha da yapacak, çünkü bu çocuğun her haltını ben ya da babası halletmiycez artık. Bence bu konuda cesur adımlar atmanın zamanı geldi. Yatak da toplayabilir, çöplerini de atabilir, oyuncaklarını da düzenleyebilir.

Bence çocuğun saçma davranışlarına günlük çözümler bulmak, sonradan çocukları gayet mutsuz bireyler yapabilir. Bu konuda acaip netim. Agresifmiş, neyinin agresifliği hacı? Yok mızmızmış, sebep? Bir çocuğa yapılabilecek en büyük jest:

  • Kendini etkili, net ya da anlaşılır ifade etmesine ortam sağlamak
  • Duygularını gözden geçirebilme ve isimlendirebilme yeteneği kazandırmak için teşvik etmek
  • Mümkünse de duygusal dalgalanmalarında-öfke patlamalarında ona yalakalık yapmamak

Nasıl yapılır ben de bilmiyorum. Sadece kendimi takip ediyorum.

11 yorum:

  1. Çocuk milletinde mızıkçılık, ota boka ağlamacılık default özellik ya.
    -ağlamadan anlat, ağlayınca anlamıyorum. Önce bi olayı mızıkmadan güzelce anlat, ben anlayayım. Sonra istersen yine ağlarsın.
    -git odanda ağla (akskdkdk)
    -istediğin kadar ağlayabilirsin, ağlayınca kararım değişmeyecek (ama yine de bence git odanda ağla tatlıqıss)

    Gibi yöntemlerle en azından ağlama-mızıklama döngüsü kontrol altında tutulabiliniyor bence de. Ama bu olayın kesin çözümü yok.

    Bi de bu durumlarda taktiğim hemen müdahaleye girişmiyorum ben. Ağlamaya, durumla kendi başlarına Deal etmeye de ihtiyaçları var. Önce bi ağlasın, kudursun, sinirini atsın, üzüntüsünü, çaresizliğini yaşasın (evet mesela jelibon yiyememek, montunu giyememek, abisinin oyununa kabul edilmemek vs. dev çaresizlik o an onun için, ama yaşasın yani bu duygusunu) 5-10 dakka sonra sarılmaya, sakinleştirmeye girişiyorum. -krizin ve inadın boyutuna göre müdahale sürem uzayabiliyor-

    Bizde de durum aynı aslında bi olaya kızdığımızda, dev öfkelendiğizde, üzüldüğümüzde vs hemen o dakika başkasının yapacağı, söyleyeceği şeyler etkili olmaz ki! Aksine daha çok gerer, darlar. Önce bi olayı hazmederiz, sonra insanların tesellisi, yol yordam göstermesi, desteklemesi, modumuzu değiştirmesi iyi gelir.

    Kısaca senin yöntemleri aynen uyguluyorum, bunu demek istedim :) yeni bişey eklemedim ehehehe tamamen katılanzi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. git odanda ağla jsgjfgjfg
      çok ağladığında, ben de 'ağlamanın kaderine bi faydası olmayacak' mesajını vermeyi bi seviyorum, ah o netliğin yüceliği, ahh o konuyu kapatmanın iç ferahlatıcılığı.

      ve aynı şekilde ben de bir süre kendi haline bırakıyorum. iyice bi kavrulsun, elinden gelenin en iyisini yapsın beybisi :D

      kesin çözümü yok diyosun ya. evet çözüm yok ama eğer mızıkçılığı normal görürsek, bu iş çok büyük yaşlara kadar uzuyo, tecrübelerimden biliyorum. ayh tahammüller cancelled!

      Sil
  2. şu aşırı sinirli modelden var bende de . tamam kabul dünyanın en sakin anne babası değiliz ama çocuk bildiğin psikopat çıktı.adam oyuncağını yere atıyor hızını alamayıp kaldırıp kaldırıp bir daha yere çarpıyor.ya da o dediğin damarını çıkara çıkara bağırması var ki akıllara ziyan. öyle bir bağırmadan sonra teknik olarak a bile diyememesi gerek ama öyle olmuyor. napacayuk hiç bilemedim ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. oyuncak atmaları geçen sene bizimki de yapardı. sinirinden değil de, oyuncak atarak bizden tepki görmeyi umar gibi, bizi denerdi. özellikle uykusu geldiyse, onunla oynamayıp sohbete daldıysak ya da hastaysa filan puştluk olsun diye çok atıyordu.

      Sil
  3. Kahvecim,
    sanki kizimla beni anlatmissin; o da 4 yasinda ve herbirseyi aglaya aglaya anlatma huyu edindi son zamanda. Veee ben de senin gibi saskinlikla sicradim gecen gün; kizim sanki dünyanin en normal seyiymis gibi kapidan iceri girdi ceketiyle beresini ardindan da salini cikardi oraya buraya serpti, atti, yaydi. "Kim kaldiracak bunlari?" diye sorunca da "e, seeeeeen tabiii ki" diye cevap vermesin mi? ben de durdum "oha ya, ben kul, köle olmusum en güzelini, dogrusunu yapayim derken" dedim kendi kendime. Sonra hayir lütfen sen kaldir dirdirinin ardindan aglamalar, sular seller. ben: aglamanin gecmesini bekle, sabirla bekle... veeee- final olarak sakin sesle ona durumu anlatma ve sarilma... son :-)
    Sevgiler
    Asli

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslı :)

      Bizi maaşlı çalışan gibi görüyorlar sanırım. Buna bir dur demek lazım. Anne fedakarlığını bir yerde yanlış kodlamışız. Nayynn Daaavut kıvamına gelmeden bu işi usta bir şekilde, doğal akışında çözmek iyi olur şahsım adına. Kimse kimseye atarlanmadan o eller yıkansa, o oyuncaklar toplansa, o pijamalar giyilse- ama mesele etmeden- bence bu yaş için pek şık olur.

      nasıl olur, onu görücük, denücük. zaten bu analık babalık işi hep deneme-yanılma-tekrar deneme döngüsü.

      Sil
  4. Cosku tamam, hatta agresiflik de tamam... 7-8 aylik olduğu gunden bu yana neye sinirlense kendini kaskatı olana kadar sıkan ya da tam tarif ettigin şekilde bagiran bir yavru cunku bendeki. Fakat 2 yasla birlikte gelen miziklanmaya ben de dayanamiyorum. Sinirli hali bile daha cekilir. Gerci o mizmizlik su an bizde sinir krizi ile sona eriyor ama yine de zorlaniyorum. Üstelik neden sonuc iliskilerini tam anlayacak yasta da değil benimki, yokus yukari ittigi araba birakinca geri kayıyor diye deli olabiliyor falan...

    Ayrica sondaki tespitlerine bayildim! Baska da çözüm düşünemiyorum zaten

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yokuş yukarı itilen arabanın geri kaymasına deli olmak ksjhkjkjajhfs :D

      Mızmız, bence sen şimdi hiç deşme :D 2 yaş tersoluğuna kimse dur diyemez. sorgu sual kabul etmez. ya daha bu sabah düşündüm. 2 yaş sendromu dönemlerinde, geceleri saçma şeyler için kalkardı, evin delisi gibi... hiç afallamazdım, nasıl boyun eğmişsem bu yaşın hırtoluğuna.. ama iş 4 yaşa gelince, bakıyosun ki karşındaki acaip normal bir birey. seni çok iyi anlıyor, iletişiminiz 10 numara oluyor. hırtoluğa başvurduğunda, sırf hırtoluğundan yaptığını anlıyorsun. tabi ki yine de 4 yaştan ne kadar olgunluk beklenirse o kadar bekliyorum. 2 yaşla kıyaslarsak arada ciddi bir devrim var. bu yüzden mızıkçılığa eyv dersem, bu davranışını parlatacak gibi hissediyorum. 2 yaşındayken mızıkçılık kaka yapması kadar olağan sayılıyor ama bu yaşta itici buluyorum şahsen.

      Sil
  5. Mızıklanma tipik 4 yaş özelliği :) Başkaldırma denemeleri, tek başıma ayakta dururum ben sanısı, bakalım nasıl tepki verecekler merakı :D Sinirlenmemeyi başardığın sürece çok keyifli oluyor izlemesi ama işte bazen yaaaa havleeee

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ah Ceren ya.. sinirleniyorum ben! ama sinirimi agresifleşerek belli etmiyorum. oturup anlatıyorum. anlatmazsam ve hep ona çalışırsam deliririm. bazı mızıklanmalarını yadırgamıyorum.. uykusuzluk, şu, bu.. ama çok nedensiz, sırf her şeyi elde etmek, başka bir tabirle şımarıklıktan yaptığı şeyleri fark ettiğimde, bunun doğal gelişiminin parçası olup olmadığından şüpheleniyorum.

      ben nerde yanlış yaptım da bu çocuk bu kadar laçka oldu dediğim günlerim de olmuyor değil. tabi bazen de tam tersi, ben ne yaptım da bu çocuk bu kadar şahane oldu da diyorum :D kısacası, şımarıklık belirtilerine karşı takıntılıyım sanırım.


      Sil
    2. keşke şımarık çocuklarla ilgili yazsan birgün.

      Sil

Komünizmden Sonra Çalışmayan Diğer Rejim; Mızıkçılık

Günlerden Pazar, evde herkes uyuyor. Ne güzel bir başlangıç, en azından benim için. Ev çocuğunun ve yaş grubunun davranışlarını sey...