12 Eylül 2019 Perşembe

İyi okul- kötü okul nedir?

Okulun başarılı, faydalı, çocukların hayatında olumlu iz bırakanını neye göre anlayabiliriz? Çocukların tam kalbine okuma iştahını, eğitim merakını, bilim hevesini, edebiyat ilgisini yerli tohumlarıyla ekecek olan okulu gözünden nasıl tanırız?

Özel okul mu devlet okulu mu sorularının cevabını ararken, nerelerden referans alabiliriz? Eğitime bütçe ayırırken tam olarak 'ölüyoz ulan, çok para be' noktamız ne olmalıdır?
'Öğretmeni iyi olsun aman, gerisi sorun değil' mottosuyla benliğimizi sarmış ebeveynlik stratejisinin aslı var mıdır?

Sahi, iyi okul- kötü okul nedir?



Eser miktarda ebeveynlik deneyimime bakarak, uzun uzadıya gözlemlerime dayanarak ve en çok da bu konuya olan özel ilgime sığınarak söyleyebilirim ki, okulun iyisini kötüsünü okulda arayamayız.

Okulun niteliğini görmek için, biraz daha dışına çıkmak; yani veli profiline, çevreye, o okula çocuklarını gönderen ailelere bakmak bize 'temiz' gerçeği söyleyecektir.


Elimizde bir eğitim sistemi var. Yanlışlarıyla, sempatik taraflarıyla, saçmalıklarıyla, güzellikleriyle(yoruma açık) ortada duruyor. Okulların alt yapısı, yönetim kadrosunun zihniyeti, öğretmenlerin aldıkları eğitim aşağı yukarı benziyor. Arada zaten farklı olanları, haberlere çıktığında duyuyoruz (çocuklarıyla sınıf duvarlarını boyayan, sevgi dolu öğretmen bu ülkede haber oluyor) Gerisi, birbirine benzeyen, standart okul hali. Bize bu işin gelişi böyle.

Ülkenin en aydın denilen şehrinin, en iyi devlet okulları listesine girmeyi üstlerden başarmış bir kurumuna oğlumu gönderiyorum. Öğretmeni, özel okulda olsa, herkesi peşinden sürükleyecek kadar deneyimli, işinde idealist, çocukları seven biri. Okul müdürü, çalışkan, işini sevdiği belli. Okul temiz, sınıflar özel okuldan farksız. Hatta devlet okulu demezsin ama branş dersleri bile konmuş anaokuluna.(satranç mesela, ücretsiz)

Bu okul, ülkemizde olabilecek en iyi okullardan biri, içim rahat- alnım ak çocuğumu özel okuldan aldım ve sisteme akıttım.

Her şey çalışır vaziyette, iyi bir eğitim yılına hazırız. Yolumuz uzun, heyecanımız yüksek, gençliğimiz var.

Dün veli toplantısı yapıldı. Bu ilkti.

Veliler, ne talep etse kabul edebilecek kadro, çocuklarımız ve onların geleceği için harika bir başlangıç yapabileceğimiz malzemeler elimizdeydi inanın.

Ve bir velinin çocuğunun geleceği için yapabileceği tek şey, okuldaki gıda seçimlerine müdahale etmektir. Dersler için hangi yayınların seçileceği konusu, velinin uzmanlık alanı olmadığına göre?

Beslenme her şey. Hele bizim ülkemizde. Çocuklarının eğitimi hakkında hassas olan, bilişsel gelişime önem veren anne babalar, bu konuda beslenmenin büyük rolü olduğunu göremiyor.

Bahsettiğim şey, 'yesin aklı çalışsın, karnı tok olsun' gibi bir sırt sıvazlama değil.

Kapalı meyve suları, şokellalı ekmekler ve limonataların yazılı olduğu okul kantini listesinde kimsenin söyleyecek bir sözü olmaması. Anlamıyorum. Her gün gidilen okulda, her sabah orada kahvaltı yapacak olan çocukların, rutininde gerçekten mis gibi bitki çayı (hele kış yaklaşırken) olabileceğine, 'vitamini var' diye kapalı meyve suyu önermesini kabul etmeleri?

İçeriğinde sigara kadar sağlığa zararlı olan içecekler ve yiyeceklerin çocukların masasında ne işi var? Bir tek ben konuştum blog, sadece ben. Ve kimseden destek göremedim. Arkamdan bir de dedikodu yapılmış: 'Ay meyve suyunu kaldıralım diyen bir tip vardı yhaaa' demişler. Toplantıya katılamayan bir öğretmen veliden öğrendim (bu konuda bana tek yakın olan kişiydi ve maalesef iş sebebiyle gelemedi).

Yani şöyle, okulda kahvaltı ZORUNLU. O para ödenecek ve çocuklar beslenme saatinde arkadaşlarıyla birlikte kahvaltı yapacaklar. Ve kahvaltı seçenekleri tercihle değil, ZORUNLU. O gün çocuğun önüne sabahın köründe limonata konacak yani.

İçiversin ya ne olacak bir limonatadan canım, sen dengelersin, bilinçli annesin dersen blog:

Sorun da bu zaten. Okul bir eğitim yeridir. Kahvaltı, gıda seçimi de -eğitimin parçasıdır. Biz çocukken 'meyve suları faydalıdır, içindeki glikoz şurubundan hiç haberimiz yok, zaten bu içeceğin içinde meyve dışında her şey varmış bunu da bilmiyoruz' dönemi vardı. Fakat şimdi? Her şeyi apaçık biliyoruz.

Şekerin zararlarına, endüstriyel yumurtaya, kalitesiz peynire, beyaz ekmeğin lanetine hiç girmiyorum bile. Çünkü bunları masaya yatıracak kadar delirmedim.

Toplantıda tek ricam; lütfen hazır meyve suları yerine bitki çayı; şokella yerine de bal olur, pekmez olur (bunları bile istemem tabi ama sonuçta bir orta yerde buluşmak gerekirdi) şeklindeydi. Çocuklarımızın hayatından abur cuburu komple çıkaralım, birlikte yeni bir sayfa açalım, badem sütünü- avokadolu tostu duydunuz mu ya mesela- filan da demedim. Okulda alacağı tek besinde, bunlar konmasın önüne, şimdiden teslimiyetçi bir alışkanlık haline gelmesin (nasılsa ilerde içecekler mantığı), kapalı ürün seçeneklerini normalleştirmeyelim dedim. Sonuç- uzun uzun sessizlik. Öğretmen, menüyü değiştirmek bizim elimizde, dediği halde. Geçen sene aynı okulda bunu başarabilen bir sınıf olduğunu ilettiğim halde.. sessizlik.

Bırakın destek almayı veliler tepki bile gösterdi. Biri dedi ki, benim kızım da bal yemez, ne olcak şimdi dedi. Öteki dedi ki, ben burda çocukların ne yiyeceğini değil, hangi kitaplarla çalışacaklarını konuşmak isterdim dedi.

Haklı olabilirler, belki ben takıntılıyım.

Ülke olarak, ellerimizle geleceği zehirliyoruz. Ağızdan içeri girer, popodan çıkar ama bıraktıkları? Zihinsel etkileri, fiziksel kalıntıları? (hayır obeziteden bahsetmiyorum, o işin en magazin kısmı) Eğer şekeri ve sağlıksız gıdayı (aşırı uçlarda olanlar yeter, illa organik diye kudurmuyorum) reddersek, hep birlikte bunu yapabilirsek, değişim olur.

İyi okul kötü okul yok ki. İsteyen, söyleyen, talep eden veliler var. Azınlık bile olsa, yeter ki birlik olsun. Özel ya da devlet. Kişiler, veliler, bir öğretmen hatta bir öğrenci bile tek başına fark yaratır.

Moralim bozuk blog. Fakat, bulucam bir çıkış yolu.
Saat 7 olmuş, çay suyu koymalı.


okul alma veli al.



16 yorum:

  1. Tedirginlik içinde okudum ve inanılmaz ama okul alma veli al konusunu eve dönerken ben de düşündüm. Yavrunun okulundan -ki evin diğer köşesi- eve dönene kadar 2 adet özel okul önünden geçiyoruz. Hangisi iyi acaba, ya da iyi okullar mı acaba derken bu muhitte oturan insanların çocukları geliyor, tahminen büyük çoğunluğu beyaz yakalı çocuğu, kötü değillerdir herhalde, sınav odaklı okullar olabilirler diye tahmin ettim. Sonra kafama dank etti; veliler ne beklentisi ile çocuğu buralara gönderiyorlar o önemli dedim... cidden kilit bu, çünkü kreşler de dahil okullar -özellikle özel okullar- beklentiyi karşılamak üzere şekilleniyor.
    Bir de beslenme konusuyla ilgili olarak; eski evimizin yan tarafında İngiliz kültür koleji vardı. Aynı servisle bakanlığa gittiğimiz bir hanım sırf şeker ve organik beslenme konusundaki hassasiyeti için bu okulu tercih ettiğini söylemişti.
    Bir Allahın kulunun da sana destek vermemesi çok garip değil mi yaa? Bişey söyleyeyim mi, hani demişsin ya zararları herkes biliyor diye, evet biliyor ama kimse buna dikkat etmiyor. Velilerin pek çoğu emin ol evinde de nutellayı kahvaltı masasına koyuyor, okulda olması onu niye rahatsız etsin...
    Yine bi dünya yazdım... Aslında hızımı alamadım, dur ben sana bugün bişiler yollarım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İngiliz kültür kolejinin ödemeleri çok uçlardadır kesin. değilse bile, herkes karşılayamaz işte. fakat devlet okulunda, istesek sadece biz istesek, muazzam bir şeye vesile olmuş olacaktık. İsteyen 'ay benim çocuk özel okul gibi devlet okuluna gidiyo' diye övünebilirdi bile.

      nutellayı koyuyorlar ama bu daha da fenası, en dandik en merdiven altı malzeme çikolatası olacak :D

      sen yazınca seviniyorum, yaz yaz :D

      Sil
  2. Ceren'in bloğundan geliyorum:)) Mahsuru olmazsa bir de buraya salça olayım, belki bir bakış olur. Öncelikle şu okullara çikolatalı ekmek, yağlı börek saçmalıklarını kim dolaşıma soktu merak ediyorum. (Anaokulu öğretmenleri ve idarecileri tabii ki!) Köydeki nenem bile evde yapıldıysa sağlıklıdır inancında; kültürümüz de zengin kahavaltılar, köyden gelen peynirler, kış için hazırlanan salçalar... Aklın yolun bir. Sen neden kendini uzaylı ve yalnız hissediyorsun? Üstelik çocuğunun beslenmesine bu kadar özenirken birinin zorunlu olarak limonata içecek demesi kadar abes bir durum yok. Eğer toplantıda olsaydım emin ol öyle bir destekçin olurdu. Ancak iş gerçekten öğretmende bitiyor, sağlıklı bir menü hazırlayabilirdi; mesele paraysa eve liste yollayıp velilere hazırlatabilirdi. O zaman hiçbir veli karşı çıkamazdı. İnisitatif almamış, almak istememiş ya da okul müdürü bir yerleden ekmek, çikolata, limonata aldırmak istiyor. Olay bu. Türkiye'de anaokulu öğretmeni olmak çok kolay olduğu için geneli biraz kültürsüz, vizyonsuz ve donanımsız oluyor. Gerçek bu. :) Biziminkinin açık öğretim mezunu olduğunu, eşinin torpil nedeniyle okulda çalıştığını ve aslında hiçbir donanımı olmadığını sonradan öğrenmiştim. Sınıf öğretmenleri daha kaliteli ve eğer bu seneyi Doğu atlatırsa, senin kafanda bir öğretmenin sınıfına denk düşerse o zaman tünelin ucundaki ışığı göreceksin. Özel- devlet ayrımından ziyade bence önemli olan gerçekten öğretmen. Bizminki özelde, okul ve veliler başarı merkezli, saçmalıyorlar. Parasına değer dediklerimle lokasyon problemimiz var. Minicik çocuğu saatlerce servislerde süründürmek istemiyorum. İşyerimin yanındaki bir devlet okulu hoşuma gidiyor. Bir arkadaşımızın çocuğunun öğretmeni bayağı popüler ama öğle araları çocukla ilgilenmek ve saat 15'te onu yanıma getirmem gerekiyor ki gelen giden oluyor, işlerim nedeniyle ofisten çıkmam gerekiyor yani beni çok zorlar. Bir de arkadaşları var ve düzenini bozmak istemiyorum. Az çalışıp az kazanıp devlete de yolllayıp memnun kalabilirdim; şimdi çok çalışıp çok kazanıp özele yolluyorum ve memnun değilim. Çocuğum okulda 9-17 arası hapis ve uzun saatler kalmasının nedeni de beğenmediğim bir okula göndermek için çok çalışmam. Ben de çıkış bulamıyorum... Başa dönersek bence kahvaltısını yaptırıp yolla; öğretmene de biz erken kalktığımından çocuk tok okula geliyor, yemezse zorlamayın de; Doğu'yu da tembihle artık bir çocuk ne kadar çikolataya direnirse. :) Başarılar dilerim. Duru.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hoş geldin duru.

      fakir ülkeyiz : ) dolaşıma ordan girdi bence bu çöp gıdalar.

      öğretmen konusunda yazdıklarına aslında ben de katılıyordum. fakat devlet okuluna çocuğu yazdırdığım gün, uçsuz bucaksız bir belirsizlik ve kontrolümde olmayan bir sisteme girdiğimi kabul ettim. sadece ve sadece 'ay çocuğu seven biri olsun' kıstasına sığınıp, gerisini düşünmedim bile çünkü en yakın arkadaşlarım dahi çocuklarına şakır şakır şekerli çöp gıdayı rutinde veriyor. (özel günlerde vermeye okey desek hadi) emekliliğine yaklaşmış, bu işi 26 senedir yapan ve kendinden çok emin bir kreş öğretmeninin şefkatine sığınmaktan başka çarem yok şu anda :D

      dediğin gini yapmayı planlıyordum. güne erken başlıyoruz zaten. evinde doysun, okuldakilerden de öyle ucundan isterse kemirir =o

      desteğini şimdiden hissettim, çok iyi geldi, teşekkür ederim <3

      senin durumuna gelince, evet yorucu görünüyor hem onun hem senin için. seni çok iyi anladım. ama eminim, tüm senaryoları düşündüğünde böylesini tercih etmende bir neden vardır. belki senin bile fark edemediğin bir şekilde beynin 'avantajlı' olan hayatı uygun göstermiştir sana.

      kısacası aslında 2019 türkiyesinde hepimiz çocuklu yaşamda, kar-zarar dengesi odaklı, çocuğun duygusal durumunun kazanç tablosuna da bakarak, rota çiziyoruz.

      ve son bir şey..
      hapis demişsin ya.
      çoğu çocuk onun fark etmiyor olabilir :/ hepsi kendi ortamında eğlenir haldeler.

      Sil
    2. Hoşbulduk:) Okula karşı majör bir reddi yok(her çocuğun sevmediği kadar sevmiyor) ama arkadaşlarını seviyor. 16:10'da ders bitiyor. Benim gelmem çoğu zaman trafik ya da son dakika şunu da yapmam lazım, şu geldi, bu gitti derken derken 17'yi buluyor. Müdür yardımcısının odasında sessizce bekliyorlar 2- 3 çocukla. Ona ifrit oluyor, sıkılıyor. E haklı. Yoksa çocuk olumsuz bir geri bildirimde bulunmasaydı kafaya takmazdım. Ben de kendimi bir türlü ayarlayamıyorum. Herkes ilkokula başlayınca rahatlayacaksın diyordu, ben zorlanmaya başladım. :) Duru.

      Sil
    3. evet gerçekten gıcıkmış :D müdür de gıcık oluyodur bence : ) rahat rahat whatsap yapamıyordur filan ajafjgf.

      o zaman şöyle diyelim.
      belki zaman içerisinde bu düzenin içine minik balyajlar atılabilir. anneyi beklerken 2-3 arasında geliştirilmiş bir geyik / oyun ya da güvenli başka bir bekleme yeri.

      okulun başlarında her şey sıkıcı aslında. sonradan yaşasın ki çocuklar, biraz renklendiriyor şartları, çekiştirerek :P

      Sil
  3. Yeğenim devlet okuluna gidiyor ve gerçekten iyi bir öğretmeni var. Her yılın başında kadın beslenme listesi hazırlıyor haftalık (galiba tüm öğretmenler yapıyor) ve ilk haftanın sonunda kimse artık o beslenmeye uygun getirmiyor ablam bile. Sebebi çocuk yemiyor. Okula giderken bir simit bir ayran, bir kek bir meyvesuyu alınıyor pastaneden hoop tamam. Biliyorsun senin kadar kasmıyorum ben ama yine de sağlıklı içeriğe dikjat ediyorum. Ve malesef ablam, hatta tr de gördüğüm her anne o kadar umursamıyorlar ki beslenmeyi. Ekonomik şartlar diyip geçiştiriyorlar ancak biraz düşününce dengeli ve temiz beslenmek o cipslerden nutellalardan meyve sularından daha ucuz aslında. Sadece anneye biraz daha fazla iş düşüyor. Kolaylıklar diliyorum, böyle bir kitleyle mücadele etmek zor :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gece evden beslenme koymaya razıyım. ilk hafta öyle yaıyoruz. oraya öğretmen kek yazıyor mesela, ben sağlıklı kek koyuyorum çantaya. bizim velet ben ne koysam yiyor. bak dün şekersiz kurabiye koydum (kurabiye günüydü)- onu bile çok güzel bir şey zannederek yedi garibim ya.

      ona üzülüyorum zaten. çocuğun önüne hiç koymasan yemeyecek ama koyduğunda nasıl direnecek, şimdi 'ben kapalı meyve suyu içmem anne, sporcuyum' diyor yavrucum ama zorlayacak bu onu biliyorum.

      sana çok katılıyorum, temiz besin daha ucuz ve daha uzun süre tok tutucu. çocukların derslerdeki enerjisi için de daha iyi.

      bir de gece, senin yaşadığın ülkenin 'kapalı gıdası' ile bizdeki içerik olarak çok farklı. sadece basit bir kapalı dondurmanın, aynı marka aynı ürün olsa bile- kıyaslarsak, aradaki ciddi farkı görebiliriz.

      Avrupa'da yaşasam daha esnek olurdum kesin :D

      Sil
    2. Gıda dedektifini takip edince ben de şok oldum, ne kadar farklı içerik gerçekten aynı ürün olmasına rağmen.

      Sil
    3. kimbilir daha neleri kıyaslasak neler çıkar. ben onun yerine yok sayıyorum o ürünleri komple :D

      Sil
  4. Müsadenizle şurayı azcık da ben işgal etcem kendi trajikomik okul deneyimim ile. Bizim okul daha sağlıklı beslenme kısmına gelemeden çuvalladı. Kızım bu sene ilkokul 1. sınıfa başladı. Okul evimizin karşısındaki bir devlet okulu. 6 adet 1. sınıf var, 6 adet sınıf öğretmeni. Bu öğretmenlerden 2 tanesi yaşadığımız ilçede tanınan, böyle baya ünlü, aranılan, peşinde koşulan hocalar. Hal böyle olunca herkes çocuğunu onların sınıfına yazdırmak istiyor. Okul da geçen senenin sonunda karar alarak "Noter huzurunda kura çekilecek" dedi tüm velilere. Sonra ne mi oldu? Yaz boyu araya sokulan hatırlı tanıdıklar, el altından yapılan bağışlar, açıktan yapılan baskılar... Kura noter huzurunda değil kapalı kapılar ardında tek bir veli bile içeri alınmadan yapıldı! tüm mevki ve "hatırlı" tanıdık sahiplerinin çocukları o 2 öğretmenin sınıfına yerleşti. o sınıfların mevcudu 34'e çıktı, diğer sınıfların mevcudu 26-27. Milli Eğitim'e gidip durumu anlattığımda aldığım cevap: "Her işte bir hayır vardır Hocam, çok seversiniz, çok memnun kalırsınız belki siz de öğretmeninizden" oldu. Kızdığım şey kızımın o sınıfa kayıt edilmemesi değil, kızdığım şey adil bir kura yapılmaması, insanların aptal yerine konulması ve bunun göz göre göre alenen yapılması! Bunu yapanlar dolandırıcı değil, sözüm ona "öğretmen"! Yapılmasına göz yumanlar da yine öğretmen, doktor, hemşire, makam, mevki sahibi insanlar! Demem o ki iyi okul, kötü okul mevzusu çoooooook geniş bir bataklık! Bunu belirtmek zorunda hissetmek bile çok acı ama kızımı sonradan o sınıflara kaydetmek için fırsatım oldu ama kılımı bile kıpırdatmadım. Öyle bir ahlaksızlığa kıyısından köşesinden bile bulaşsın istemedim kızım. Kısmetimizde ne varsa o olsun şansımız. Öğretmenini sevdi kızım, öğretmeni de onu sevmiş. Gerisi boş!

    Asıl konuya döneyim. Kızımın öğretmeni okulun 2. günü: "Kantinden alışveriş yapmasın öğrencilerimiz, yanlarına kuruyemiş, meyve ya da evde kendi yaptığınız tost/poğaça/keklerden koyun lütfen" diye mesaj yolladı tüm velilere. Ben de ilk günden itibaren öyle yaptığım için çok sevindim bu mesaja. Çok uzun yazdım, kusuruma bakmayın lütfen :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kuyruksuz kedi, yorumun uzununa bayılıyorum :D <3
      teşekkür ederim.

      öncelikle, çok sevindim öğretmenini sevmiş olmasına, en önemli kısım değil mi aslında? sonralıkla, ben böyle öğretmeni şu an özel okulda arasam bulamayabilirim. ya da civarda çok popüler olmuş deneyimli bir öğretmenden böyle tavır göremeyebilirim.

      diğer konuya gelince, okurken midem buruştu resmen. ne kadar küçük dünyaları var, bu ne pişkinlik! milli Eğitim'in o tavrını çok iyi biliyorum, geçiştirici ve hafiften de insana kendisini 'takıntılı' hissettirici.

      halbuki daha eğitim yılının en başından, en basit konu olan 'sınıflara ayrılma' başlığında bile çuvallamışlar, neyin 'yönetimi, neyin idaresi' allasen?

      iyi okul kötü okul konusunda, aslında bilinç kulisim her zaman sistemin bu halinin farkında. ondan çok şey beklememeye kendimi şartladım. artık velilerden hamle bekliyorum. en başta da kendimden.

      Sil
  5. Bence en temizi evden beslenme çantası getirilmesi. Bu kahvaltının içeriği de “sandviç + çiğ ve dilimli meyve-sebze” yle sınırlandırılmalı. Paketli ürün, kutu meyvesuyu/aromalı süt vs ve şekerlemeler yasak olmalı. Yassah hemşerim!!

    Nerdeyse 5 senedir 2 çocuğa birden her allahın günü beslenme çantası hazırlıyorum. İnan ki 3 dakikamı almıyor... maliyeti de 2 lirayı bulmaz... (tam tahıllı 1 dilim tost ekmeğini ikiye bölerek arasına peynir koyup sandviç yapıyorum yanına da 1er parmak havuç, elma, hıyar falan işte) içecek olarak da su! Zaten yemeğin yanına su dışında şekerli kalorili şeyler içme alışkanlığı beslenme dünyasının en leş olayı bence... Bu illete bir kez alışınca da geri dönüşü çok zor. (Yıllardır şekerli içecek-ice tea yancılığından sıyrılmaya uğraşıyorum. Çok zor oldu ve koladan hala vazegemedim... bazı yemeklerin yanına kola arıyorum hala)

    Yani bana kimse şunlarla gelmesin:
    -evde daha maliyetli okul menüsü uygun fiyat (yalan)
    -annelere iş çıkmasın, hazır menü pratik (iş çıkmıyor bacım)
    -çocuklar yemiyür (ekmeği hangi çocuk yemiyo ya? Ahshdhhd illa ki vardır yediği en az 1 adet meyve ve sebze de)

    Ayrıca yazının başından beri 50 kere söyledim ama devlet okulu olduğu için alım gücü, gelir dengesizliği, sağlıklı besinlere ulaşılabilirlik açısından “fix menü” daha adil bulunuyorsa “sandviç meyve sebzeyle” sınırlanacak işte!
    Nasıl ki kutu meyvesuyu yasaksa
    Kivili avokadolu çiyalı smooti de yasak olsun ne var?? Getirmeyiversin hiçbi çocuk okula instagram gızı besini :D

    Bu derece desteksiz kalacağını hiç tahmin etmezdim... veliler doğalcılar ve hazırcılar olarak ikiye bölünür; tartışmalar, tripleşmeler sonucu bir tarafın kararı kıl payı çıkar derdim maksimum. Koca sınıfta senden başka ses çıkmaması ters köşe yaptı.


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. başak, bazen mesela şöyle düşünürüm. benim yerimde x kişisi olsaydı ne yapardı orda? ordan güç almaya, biraz o ağızı yapmaya çalışırım :D şimdi mesela orda sen olsaydın, şu evden beslenme hazırlamak konusunda yazdığın aşşşırı ikna edici şeyleri söyleseydin, belki veliler etkilenirdi :D

      ben de sevdim 1 hafta süren beslenme çantalı olayı. haftaya leş fix menüye geçiş.

      ben de kolaya bol soslu makarna, balık ve lahmacun yanında bayılırımmmm.

      ama artık yassahladım gendüme. (yaz aylarında zorlanıyorum hala)

      Sil
  6. Aynı ikilemde kalıp, aynı süreçleri yaşadım. Evimin tam karşısında yürüyerek 1 dakikadan kısa sürede gidebileceği bir devlet anaokulu varken, 2 km ileride servisle gideceği bir özel okulun anaokuluna gönderdim oğlumu. Sebebin %80'i okul menüsü. Bildiğim kadarıyla bütün okullarda standart veriliyor bu menü. Şimdi gittiği okulda yine beklentilerimi karşılayan bir menü yok maalesef ama meyve suyu ve paketli gıda verilmemesi, menüde tavuk olmaması, günlük süt verilmesi beni bir nebze rahatlatıyor. (Bu hafta menüde yumurta yok diye az önce okulu aradım, biri daha aynı konu için aramış şükür :)) İlk zamanlar ikindi kahvaltısında, okul bünyesinde yapılan kek, böreğe bile takılıyordum, onu aştım neyse ki :) Sınıfta 15 kişi varsa bunlara takılan 1 ya da 2 kişidir eminim.
    Geçen yıl oğlumun arkadaşının 5 yaş doğum gününe gittik. Yaptıkları onca kek, böreğe rağmen her çocuğa MC Donalds çocuk menüsü söylemişler. Ben hariç kimse yadırgamadı ve hepsi hapur hupur yuttu her şeyi. Allahtan oğlum toktu, oralı bile olmadı. Ben o zaman dank ettim, bu insanlar için çocuğun bu yaşta ne yediği değil, hangi dilleri öğrendiği önemli :/

    İmza
    Bu konularda çıkmaza girmiş, kendini telkin etmeye çalışan Derya :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deryaa. Gerçekten dernek filan açalım biz ya. Diğerleri de bizimle daşşak geçsin, geldi yine obsesifler desinler :D

      2 senelik özel kreş deneyimim boyunca hep aynı noktalarda konuştum yönetimle, sağolsun bana eyvallah çekip, düzeltme yaptılar.

      bu arada bizim de bu okul hemen sokağımızda. yürümeyle 50 saniye filan. okulun genelinden memnunum ben, bakalım şu beslenme kısmında cingöz recailik yaparsam içim huzurlancak.

      mc donalds'a çok pis kuruldum şu an ya.

      Sil

Oğlum için nasıl bir hayat hayal ediyorum?

Ev çocuğu dünyaya gelmeden, ben anneliğin kulisine girmeden; az gelişmiş bir ülke vatandaşı olarak duyduğum ifadeler: 'Bu ülkeye ç...