17 Haziran 2020 Çarşamba

Dikkat, kendini ele veriyorsun!


Ne zaman adı 'Titiz Pide Salonu' olan bir restorana gitsem, titizliğin henüz keşfedilmediği- vebanın trendlerini kaybetse bile, ortama girmek için direttiği bir yerle karşılaşıyorum. Mahallede 'Güleryüz Halıcılık' diye bir dükkan var, parkın hemen içinde. Ben böyle nemrut suratlı, çocuklara asabi ve hayatta bir tane bile mutlu anısı olmamış gibi varlık gösteren halıcı görmedim, yemin ederim. 

Güleryüz Halıcılık


Bizim ev erkeğiyle bir dönem oyunumuz buydu. Kurum, dükkan, firma her neyse; tabelada yazan adıyla çelişen yerleri tespit ediyorduk. Ve şunu anladık: Bir yerde ne yoksa, adında onu iddia ediyor! :D

Örneğin, Çalışkan Elektrik tabelasını gördüysen uzak dur! Orası kesin kaytarıyor, işi zamanında bitirmiyor, kaç. Sevecen Çocuk Kreşi, mesela. Asla yaklaşma... Çocuğuna karşı tahammülsüz yaklaşımı garanti ediyorum, bana güven :D

Tabi istisnalar vardır ama onu da incelersek, kurucularının yaşam senaryolarında bir kırılım, anlamlı bir değişim; yani mantıklı bir açıklama mutlaka buluruz.

Market raflarını gezerken de aynı kural geçerli. Eline aldığın ürünler üzerinde bazı iddialar görürsün: 'Sağlık Deposu, Bol Vitaminli, Yaşam Kaynağı'.. Bak böyle aşırı sağlıklı olduğunu iddia eden ne kadar ürün varsa, hepsinin içindekiler kısmında sakladığı günahları vardır. Basmışlardır ona sentetik, kimyasal eklentileri.

'Gerçek Çilekli Kefir, Probiyotik Zengini'
(emin ol, o üründe max. 1 adet çilek var, gerisi paso yapay aroma)

'Diş Dostu Macun'
(kesin içeriğinde ağzımıza sıçan bir şeyler kullandılar)

Bunun yanı sıra, kendi halinde- sade- güvenilir ürünler daha nettir:

'Foça Yoğurdu'
(neysek oyuz)

'Kuru Kayısı'
(daha ne diyelim ki?)

Kendilerini ele veriyorlar. Alışverişimi nerede iddiasız ürün var, onlarla yapıyorum. Bir şeyin sağlıklı olduğu yazıyorsa, sağlığımı korumak için onu eliyorum :D Çelişkisiz, sade, sertifikası belli, sakin, heyecansız ürünler dostumdur. Peki ya insanlar? Fark ediyor musun, etrafında bir özelliğinden fanatik şekilde bahseden kişilerin o konuda bir çürüğü var. Aldığı eğitim, olduğu yaş, anne-babasının sağlık durumu / meslek durumu, kendi mesleği (ben doktor olduğum için, doktorum ben, nasıl da doktorum ben ya?, doktorluk bee), statüsü, gayri-menkul bilgisi, oturduğu mahalle vs. İşte böyle ayrıntılar fazlaca satır aralarında geçiyorsa- kişide o meseleyle ilgili olmamış bir şeyler var. Ya, aslında iddia ettiği mevzunun hakkını hiç veremiyor. Ya orda bi emek hırsızlığı var, torpil- kayırma var. Yalancılık? (belki) Ya da obsesif.

Ben şahsen böyle durumlarda kimseyi kurcalamıyorum. Üzerine gitmiyorum. Çelişen bir yanı varsa kendiyle ilgili, kendi davası, bana ne. Ama kendisini ciddiye almıyorum. Kurumlar-firmalar-dükkanlar konusunda, belki yanılırım diye şans veriyorum aslında eheh. Kolayıma gelmesi önemli. Genelde yanılmadığımı söylemiş oldum yukarıda değil mi? 

Ve gelelim bana bu yazıyı bir hışımla yazdırıveren asıl sebebe: Haberler ve bende uyandırdığı alt anlamları.

Biliyor muydunuz, korona sürecinde ekonomik olarak büyümeye devam eden tek ülkeymişiz?
(ne kadar bi sıçıştan bahsediyoruz?)

(azcık aceleyle yazdım, hatalar-tekrarlamalar varsa sorry)

13 yorum:

  1. tam atlayacaktım insanlar da öyle diye sen yazmışsın zaten. Özellikle dürüstlüğü biri iki lafından birinin arasına sıkıştırıyorsa artık o insanın yalancının önde bayrak sallayanı olduğunu düşünüyorum. Özellikle romantik ilişkilerde bunu tespit ettim. İlk lafı birbirimize dürüst olalımsa hmmm diyorum başka birisi olabilir çok dikkat et. Ama dükkanlarda bunu tespit etmemiştim. Ürünlerde de sezgisel düzeyde kalmış. Süper tespit.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. biliyorum ben öyle birini. 'bak Güneş, bilirsin ben dürüstümdür' onun sohbete giriş lafıdır, ama onun dürüst olduğunu nasıl biliyorum, hakikaten kaçırmışım :D bana öyle bi bilgi gelmedi :)

      ilişkiler konusuna koptummm. kesinlikle doğru tespit, sağlam bir eleme yöntemi.

      Sil
  2. Çok iyi :D Kesinlikle katılıyorum :) Bak benim adım da Nur Rüya ama ne nurluyumne ne de rüya; tam tersine bildiğin kabusum :)))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. sayılmaz o :D isim konusunda iddia eden sen değildin ki, ailendi :D

      Sil
  3. Ay bir de laf arasında ne kadar temiz kalpliyim görüyon mu bak pıt diye boş yer buluverdik (misal) diye her şeyi kendi muhteşem özelliklerine mal edenler 😤

    Şu büyüme olayını anlamadım ya nasıl ya ekonomi çökmeniş miydi 😒

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. volkanın annesi çok temiz kalplidir, başımıza iyi ne gelse onun kalbinin temizliğinden :D

      bende anlamadım gececüm, türkiye giderek büyüyor- durduramıyoruz. aşırı iyiyiz.

      Sil
  4. Mantıklı açıklama is loading:
    Titiz, çalışkan, güleryüz tarzı dükkan isimleri kuvvetle muhtemel “soyadı”.

    Soyadı kanununun gelmesiyle atalarımız kendilerine atfedilen özelliklerden bir tanım seçmişler (o zamanlar daha bi kendini bilirmiş insanlar ısısıısıs.)

    Ve tabi ki çocuklar ailelerine tepki olarak, onlar gibi olmamaya çalışır ısısııs babasının despot titizliğinden ciğeri solan çocuğun pasaklı olması sörprayz değil :D

    Soyadı kanunundan sonraki en az 3.kuşağız gerçi! Şuan hakkını veriyor olmamız lazım ismin. Örn: dede titizdi baba tepki olarak pasaklı oldu; torunun da kendi babasına tepki olarak tekrar titiz olması lazım. Demek ki senin titiz 4. Kuşak. Eheuehe mantıklı açıklamam beyin yakıyor :))

    Annem ve halam senin bu teorini yıllar önce keşfetmişler! Babam hekimoğlu türküsünden özenip adımı “narin” koymak istemiş. (Elbette o yıllarda genç bir hekim olarak bu özelliğini bütün dünyaya duyurmak istiyormuş. Kız olmam bile “hekimoğlu” olduğum gerçeğini değiştirmiyormuş akskdkkd)

    Annem ve halam “iri-yarı” bir gız olursam ileride “narin” ismi ironi olur diye karşı çıkmışlar :D (o zamanlar beden olumlama da yokmuş. “Narinliği” ruhsal ve davranışsal özelliklerle bağdaştırmayıp direkt 34 beden ve ince kemikli olmayla ilişkilendirmişler) ve adımı dümdüz “başak” koymuşlar. İddiasız, her toprakta yetişen, özelliksiz bir bitki! Ama ekmek ve bira yapılıyor aslında bence dünyanın en süper bitkisi ısısıısıs

    “Bir özelliğe ne kadar vurgu yapılıyorsa o kadar dikkat” olayına katılmaktayım ;)))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. soyisimleri konusu benim de inceleme alanım bak :D mesela benim baba soyadım KURUÖZ. çünkü tipimiz kemikli, zayıf. yani inceyiz. bu iç Anadoluda 'kuru' olmak anlamında :D annene hak verdim, ben de doğunun ismini düşünürken 'uzay' seçeneğinden son anda vaz geçtim- neden? bana çok iddialı, dikkat çeken bir personayı temsil ediyor gibi geldi. belki saçma :D

      tabelalara dönersek, yok yeaaa soy ismi değil- bariz marketing kasmışlar- ' Titiz eller Lahmacun' - 'Sürat Kargo' :D

      Sil
  5. Merhaba kahve,
    Bu yazına ve Oktay Sinanoğlu'nun şu lafına aynı gün içinde denk gelmem: “Neyin lafı çok ediliyorsa, kendisi ortada yok demektir.”
    :D

    YanıtlayınSil
  6. 10 gün oldu yan ilçemdeki kargo gelemedi bir türlü, kağnıya yükleyip yola revan etseler geldiydi.
    bil bakalım hangisi? SÜRAT KARGO !

    YanıtlayınSil
  7. Oh, yeni bir blog keşfettim. :)
    Uzun yazılarla dolu böyle blog'ları pek seviyorum! :)
    Çünkü ben de genelde uzun uzun yazıyorum :))
    sevgiler

    YanıtlayınSil
  8. Köşem birahanesi ve şen kasap da vardır. Adam olmuş on ton. Guttan ölecek neyin şeni derdik hala koyunun kıçına karanfil takma peşinde. Sonrasında her yer Marmaris Büfe oldu bir ara. Kansız vitaminsizler adamın firmanın adını çalmışlar. Hırsızlık DNA'mıza kadar işlemiş. Özgünlük sıfır.

    YanıtlayınSil
  9. Ne kadarda hoş bir yazı olmuş. Uzunluğu asla göz korkutmayan aksine insana okudukça valla çok doğru dedirten samimi bir yazı. Bu blogu keşfettiğim için mutluyum.
    Benimde bloguma bakarsanız çok mutlu olurum kendimden bir şeyler paylaştığım yeni bir blog

    YanıtlayınSil

Dikkat, kendini ele veriyorsun!

Ne zaman adı 'Titiz Pide Salonu' olan bir restorana gitsem, titizliğin henüz keşfedilmediği- vebanın trendlerini kaybetse bile, orta...