27 Eylül 2020 Pazar

Değişim.

Yoğun çalışıyorum. Yemek pişirmeye, bi koşu tuvalete girmeye, yeni çay almaya vaktimin olmadığı anlar, az değil. Bocaladım, şok oldum. Benimle beraber evdekiler de şok oldu. Ev erkeği, yılda toplasan 5 günüm böyle yoğun geçiyordur, dedi mesela o ilk hafta. Annem bizdeyken, sağlığım için endişelendi. Çok stresli, nasıl olacak böyle, kendine bakamıyorsun bu şekilde, diye mırıldandı. Ev çocuğunu anneannesiyle odasına çekildikleri bir anda 'annemle sabahları oynardık, artık oynamıyoruz' derken duydum. Sonra 'konuyu değiştirelim' diyerek ağlamasını yuttuğunu da. Daha bile fazlasını duydum, sessiz bazı şeyleri. Mesela İzmir'den ayrıldığımız için içinde yaşadığı kalp kırıklıklarını, özlemelerini, kendini kaybolmuş hissedişlerini.. Ve bunların hepsini minicik haliyle içinde yaşayışını. 

Normal şartlarda, belki etkilenirdim ama bunların bir sürece doğru evrilen 'değişim' günleri olduğunu anladım. Biraz sancılı oluyor işte. Carpe diem'cilere baksan, anı yaşamayla oyalanmaktan bütünü kaçırırsın. Ben de kaçırdım bazen tabi.

Örneğin sık sık şikayet ettiğim oldu. Arkadaşlarıma iş derdi yandığım. Matematik olarak, insan formüllere dökmek istiyor eylemleri. 2 artı 2 eşittir 4 ise, o zaman şu olayla bu olayın birleşiminden, şuraya varırız, gibi şeylerle hayatı basitleştirmeye ihtiyacı oluyor. Yok, bu benim için basit değil. Fakat ilginç, bana çözülecek bir sürü soru çıkarıyor. Yorumlanacak ifadeler... Tam altında kaldın sanıyorsun, üstesinden geleceğin zihin berraklığına çıkma yollarını öğretiyor. Yoğuruyor, zorluyor ve sonunda tüm o acıların peşinden, haz borcunu da unutmuyor, mesai bitiminde ödüyor. Hafta bitse de Cuma içsem diye beklediğin birayı açtığın o ilk an gelen 'tıpsssss' sesi mesela... İşte o bir haz ödeme paketi. 

Ev çocuğu, tamamen kendi çabasıyla yeni evine, mahallesine, parkına bağlandı. Mücadele verdi. Bence, kendine feci güveni de arttı. Arkadaş ortamı yaptı. Yine parkta uzaktan belirdiği anda 'Ev çocuğu geliyooor, ev çocuğuuuu' diye karşılanıyor mesela. Bir düzenimiz var burada; neşeli sabahlar, öğlenler, akşamlar.. Mutlu olduğunu, pervasız zıplamalarından görüyorum. İzmir, onun için hala kıymetli. Ama İstanbul'u dünyanın merkezi görmesine birkaç ay kaldı.

Her şeyi geride bırakıp 'hayatımı değiştirmek istiyorum' diye yollara düşmek, sert bir eldi, farkındayım ama 'bize' güvendim. Aramızdaki güçlü bağa, oluşturduğumuz duygusal harca... Birkaç espirimize güvendim ya resmen :D Muhabbetimize filan.

Bu aralar yoğun çalışıyorum, evet. Ev çocuğuyla alışkın olduğumuz gibi sıkı fıkı değiliz. Fakat bu da uygun, olur, olabilir. Neden olmasın? Yeni bir düzen, yeni bazı şeyler.. Zaten 'alışmak' insanın ilkel hobisi, alıştık nerdeyse. Hatta hoş kısımları var: Mesela yarın sabah çok erkenden 'tank' oyunu için randevumuz var. Sonra ikimiz için de gün dolu. 

Her şey konfor içinde, ezbere ve kolayken, böyle hissetmiyordum.

Yani böyle işte; heyecanlı, hevesli. 

Değişmeden, değişim olamaz ki. Yani bak ben şu kaptan öbür kaba geçmek istesem, o geçişi yapmak için şekil değiştirmem lazım. Hem bu kapta, hem o kapta aynı kişi olamam; ikisi farklı ölçülerde. 

Değişimdeyiz, anacım. Çatır çutur.


5 yorum:

  1. Garip bir şekilde insan yoğunlaştıkça iş yapma kapasitesi artıyor. Farklı şeylere daha kolay zaman ayırabiliyor. Değişim iyidir, fakat İzmir unutulmaz:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İzmir unutulmaz, kişisel bir arguman.
      Nesi unutulmaz mesela?

      Günbatımı? Havası? Sokakları? İnsanları?

      Bunlarla ilgili bazı iddialar var ama bağını kuramadıktan sonra çok anlamsız. Her şehir gibi İzmir'in de güzel semtleri ve kendine has birkaç şapkası var.

      Bence hangi şehirde, hangi memlekette olursak olalım, bağlarını kurduğumuz hiçbir şey unutulmaz.O açıdan benim için İzmir unutulmaz argumanı, pek ayakları yere basmayan, beni hiç tanımlamayan bir ifade. Migros'un olduğu her yer bana İzmir :D (kusura bakmayın, haince biraz eheh)

      : )

      Değişim çok iyidir evet, nefestir yahu.

      Sil
  2. Yeni işin hayırlı olsun. zaman insanı her şeye alıştırıyor. bence de İstanbuldan kopulmaz. ev çocuğunu öpüyorum. Hülya

    YanıtlayınSil
  3. bence en güzel şey cesaret. konfor alanınızdan çıkıp, alışkanlıklarınızdan kopmaya cesaret edebilmiş olmak bence en güzel enerji ve motivasyon. bunu yapabildiysem her şeyi yaparım hissi. üstelik bu gönüllü bir değişim mecburi istikamet değil. yeni hayatınızda kolaylık ve mutluluk diliyorum.

    YanıtlayınSil
  4. güzeel güzeeel güzel hayat iyidir değişmek ve yoğun olmaaak :)

    YanıtlayınSil

Değişim.

Yoğun çalışıyorum. Yemek pişirmeye, bi koşu tuvalete girmeye, yeni çay almaya vaktimin olmadığı anlar, az değil. Bocaladım, şok oldum. Benim...