6 Şubat 2019 Çarşamba

Sevgili Normal Hayat.


Sevgili hayat,

35 yılın sonunda öyle bir şeyi anladım ki... Anca bu kadar anlayabilir bir insan. Belki de torunlarıma bırakacağım tek miras niteliğinde bu bilgi, bana neden bu kadar geç düştü? Amanın yoksa erken mi düştü? Belki de erkendir ve hala avantajlıyımdır.

Açıklıyorum:

Normal hayat diye bir şey yok!

Evet sayın hayat beni hep rutinler, ajandalar, 'sabah uyanınca ilk iş...' kalıpları ile kandırdın. Halbuki bunlar bir illüzyonmuş. Hatta yogöylebişi. Normal hayat nedir? Kusursuzca akan hayattır. Herkesin normali başka. Aksiliklerin olmadığı, her şeyin planlandığı gibi geliştiği, tam da 'yapılacaklar listesine' yazdığın gibi. Beklenti organının iyice palazlanması. Olması gerekenler kadrosu. Bir dakika.. Tanımladığın bu hayat, yani normal diye nitelendirdiğin, oldukça sıra dışı. Tam bir kendi kontrolcülüğünün fantezik dünyasını düşleme işi bu. Bir zamanlar, bu bilgiyi biri şöyle mi yorumlamıştı: Hayat, sen planlar yaparken başına gelendir! Evet biri bana önceden ipucu da vermiş üstelik, kafam nerdeymiş?

Belli bir rutinde 2 ya da 3 hafta gidebiliyor insan ama bunlar hep tesadüf. Sonra mutlaka hayatının ortasına 'zıboçki' diyerek düşen bazı gündemler oturuyor değil mi? Bu hastalık olabilir, misafir olabilir, sürpriz çıkmış bir iş olabilir, ansızın gelen depresyon hatta nedensiz kabızlık durumları bile olabilir.

Sonuç ne?

Her sabaha en ideal senaryo ile başlayamıyoruz.

Yani?

Sen hayatı planlarken, olası depremleri-fırtınaları-kaosları göze alarak, yazmalısın ajandaya fıtı fıtı. O minnoş eller o pıtış kafalar sabah-öğle-ikindi-kuşluk vakti diye günü soyum soyum soyarken, hayat sana öksürüklü- ağrılı- ateşli çocuğu bir fırlatıyor önüne. O süslü ajandalarda sayfalar boş boş kalıyor öyle. Dut yemiş bülbüle dönüyor.

Neyse bunlar mühim değil.

Mühim olan insanlık der, bu yazıyı bitirirmişim. Fakat mühim olan gerçekten insanlık. İnsan olanın normal hayatı nasıl olmalıdır? Bir kere beklentisizlik içinde olmalıdır. Plan yapıyorsa da bunlar akıllı türden dediğimiz, yani kötü olasılıkları da hesaplayan şekilde olmalıdır. Bazı rutinler eline yapışmalıdır ki, iki eli kanda olsa gerçekleştirebilsin. İnsan olan modunun düşük olabileceği günleri de öngörmelidir. Mutluluk ya da coşkunun arada hoş gelen ziyaretçiler olduğunu bilmeli, her zaman onların yolunu gözlememelidir. Uykunun mükemmel derecede alınamayacağı gerçeği ile el sıkışmış, bazı uykusuz günlerle baş edebilme yöntemlerini el yordamıyla keşfetmiş olmalıdır. Parasızlığı göze aldığı gibi paralı olmayı da planlarına eklemelidir ki sonradan yönler sapmasın. Aynı şekilde, işlerin yolunda gitmeyeceği kötü senaryoları planladığı gibi, ya işler iyi giderse senaryolarını da ete kemiğe büründürmelidir ki, her şey harika gidiyor duygusuyla ekran bulanıklaşmasın. Bilmiyorum, bende bazen öyle de olduğu oluyor. Aaa her şey ne kadar harika ne kadar mis gibi gidiyor diye kendi ellerimle bozuyorum gidişatı.

Ne eylemleri böyle böyle yedik.

Dur şu işler düzelsin sigarayı bırakcam.
… kilo vercem.
…. iş bulcam.
…. evlencem.
…. kitap yazcam.
…. daha hoşgörülü olcam.

O işler düzeliyor belki ama başka işler geliyor. Kısacası normal hayat dediğimiz o idealler dünyasındaki muhteşem zaman dilimi gelmiyor.

Bunu da 5 senedir ağzımı burnumu kırdırdığım şu temposu aksak hayat yetmedi, anca bu hafta öğrendim. Demek ki hakikaten normal hayat kavramının olabileceğine çok inanmışım. 6 aylık olsun, rahat edersin diyen herkesi buradan selamlarım.

Dipçik Not: Bu tempsozluğun çocukla ilgilisi yok bu arada. Çocuklu, çocuksuz, öğrenci, veli, genç, yaşlı herkesin zaman ahlakı aynı çalışıyor. Eğer takıntılı şekilde planlarıma uycam da uycam diyip, bin dereden su getirmek için gözünü kan bürümüş biri değilsen.

Dipçik Not2: Artık evden çalışma diye bir şeye inanmıyorum. En geç 2 seneye mutlaka evden ayrılmalıyım, çalışmak için. İster kendi bünyemde ister başkasının. Bilemiyorum Altan.

Sende var mı normal hayat? Blog gücünün aşkına, sen ne yapıyorsun aksayan zamanları? Yamalayıp kaldığı yerden devam mı ediyorsun yoksa radikal çözümlerin mi var?
Meraktayım.

Bu da normal hayat için çektiğim saçma klip:




23 yorum:

  1. Mühüm olan gerçektende insanlık yüreğine saglik

    YanıtlaSil
  2. Wowww bu nasıl zamanlama! Ben de benzer şeyleri sorgularken kendimi bir Mindfulness kursuna kayıt olurken buldum! Henüz 2 hafta oldu, çok yeni, ahkam kesmem, kimseye de ilham olma derdim yok. Ama "şimdi, burada olmak" diye bir şey var. İşte bütün o rutinler ve planların arasında beyin otomatiğe bağlıyor. Farkında olmadan kahve içiyorsun, yediğini bilmeden yiyorsun, sokakta kör yürüyorsun. Mesela son zamanlarda ben duşta düşünüyorum ve hatırlayamıyorum, saçımı 2 defa mı sampuanladim 1 defa mı... Şimdi ne yapacaktım? Velhasıl özellikle rutinleri kırmakla ilgili ilk haftalar. Ve ben şu an bunun üstünde çalışıyorum.

    Sana koca bir "pat pat" yolluyorum buradan, omzuna dokun ve "Bravo Güneş, çok iyi yapıyorsun!" de. Sevgiler...
    Nesli

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bende de çok oluyor. acaba ben vitaminimi içtim mi? 2 kere alsam bişey olur mu ya diye çok düşündüğüm oldu :D

      ben rutinleri aslında çok seviyorum. hasretim rutinlerime :D teşekkürler Nesli.

      Sil
  3. normal hayat sanırım rutine bağlayıp her şeyi normalmiş karşılayıp tepkisiz kalıp ruh gibi yaşanınca olur gibi geliyor. evet çok otomatik yaşıyoruz. bazı şeyleri farkında olmadan alışkanlık üzerine yapıyoruz. ama hep bir iniş çıkışlar oluyor. 6 aylık olsun geçerler var ya ben daha fenasını diyeceğim hazır ol: 16 dan sonra 6 aylıkları mumla arıyorsun. kontrol el değiştiriyor işte o zaman ne oluyoruz deyip öylece kalıyorsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. otomatik yaşam kısmı semptom gibi değil mi. rutinlerin semptomu. aslında hem rutinli hayat hem de otomatik - ruhsuzluktan uzak, tatlı haller yaratılabilir. rutinsiz olmaz ya.

      Sil
  4. Hayat düz ve normal bir çizgi olsaydı kimse alır mıydı sence? Haaayır. O nedenle inişler çıkışlar mükemmel olmayan anlar ve olanlar, hepsi bir arada bir program sürülmüş önümüze ve biz de kabul etmişiz ki hayattayız. Anlamı da: her deneyimi anlamya çalışmak, iyisini de kötüsünü de, eşit. Bu zor işte.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. işte ben bunu yeni anladım Öğrenen Anne. daha öğrenecek çok şeyim var, yaş oldu 35, çüş bana.

      Sil
  5. Bende de normal hayat süreklilik arz etmiyor. Bazı sorumlulukları üstümden atınca kolaylaşmıştı ama o zaman da kendi dertlerim vardı. O yüzden boş kalan süslü sayfaların burukluğunu yakından tanıyorum. Yazını okurken telefonla bölündü. İyi bir haber aldım. Oysa tam da o sebepten pazartesi günüm ve diğer planlarım hepten bozulmuştu. Bir an bir anı tutmuyor işte.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hah tam onu diyorum. o onu bölüyor, beriki şuna engel oluyor, anlamsızca kalıyor o işler.

      Sil
  6. normal hayatı bence çok yanlış anlamışız. normal hayat öyle üzerinde ufacık bir engebe,çakıl,çukur olmayan asfalt bir şey değil. üstelik sizin rutini bozduğunu düşündüğünüz şeyler çok hafif şeyler. yani kışın grip olmak aslında o mevsimin sevimsiz bir "normali"dir.
    anormallik birden hayat akışınıza kemoterapinin girmesidir. cezaevi görüş gününün veya telefon saatinin yürek ağızda beklenmesidir.rutin mesaili bir işiniz varken birden bir gecede hiç bir işe giremeyecek şekilde işsiz kalmaktır. normal veya anormal hayatı bunlardan sonra tartışalım bence. eve misafir gelmiş gitmiş bunlar pek normal hayatın dışında kalan şeyler değil kanımca.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. başıma geldi, biliyorum. o zaman zaten 'ay hayat planladığım gibi gitmiyor yhaa' şımarıklığına girmiyor insan hülya. bloğumun ana teması, 'iddiasız yerçekimsiz yazılar' .. geyik mevzular yani. kahve yanında konuşulacak şeyler. kimseye bir şeyin dersini vermiyorum.

      kısacası tartışmak istediğim şeyleri tartışabilirim bence.

      Sil
    2. ;) tartışıyoruz zaten. yorumlar ve cevapları zaten bunun için değil mi ? ben sadece yazdığın şeylerin bana normal hayat akışının çok dışında kalan şeyler gibi gelmediğinden bahsettim. hayatın normalin dışına çıkması için çok daha ekstrem şeyler getirmesi gerek "bence" manasında. ders vermek benimde haddim değil sadece kendi bakış açımdan yansıması bu.

      Sil
    3. siz "normal veya anormal hayatı bunlardan sonra tartışalım bence." kısmını birazcık yanlış anlamışsınız yada ben yanlış ifade etmişim. demek istediğim biraz daha farklıydı. bir şey tartışmayalım yada buna hakkınız yok anlamında değil. anormallik süreci verdiğim benzeri örneklerden sonra başlar bence işte o noktada normal anormal kıyası daha anlamlı anlamında yazmıştım.

      Sil
    4. benim yazıdaki 'normal hayat' ifadem 'gündelik yaşam' anlamında kullanıldı. ne demek istediğini anladım. ben de diyorum ki, üzücü ya da travmatik olaylar karşısında basit bir rutinden çıkma sorununu takmıyor insan.

      boş konular konuşuyorum çoğunlukla bu blogda. sen daha sahici bir pencereden bakmışsın :D teşekkürler.

      Sil
  7. Ben evden çalışma kısmına takıldım; valla ofis insanıyım. Evden çalışma bir hayal, bir rüya, "Allahımmm keşke bende de olsa" lüksü gibi geliyor. O yüzden evden çıkma derim. Her gün bir mekana bağlı olmak, şu çağda kocaman bir eziyet. Vallahi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çünkü ansızın gelişen olayların ilk teması benim işlerim oluyor. halbuki ofiste olsaydım, bu kadar sık bölünmezdim. maalesef şimdiki gerçeğim bu. elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum.

      Sil
  8. Ruhsal durumunuzu özetleyen, samimi hayat çıkarımınız anlayanlar için ilaç niteliğinde. Hayatı uydur kaydır yaşıyoruz. Günlük, haftalık, aylık ve yıllar bazında planlarımız olsa daha dengeli ve kontrol edilebilir olabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim. ben de aynen o şekilde bir çizgide ilerliyorum. bazen kopukluk oluyor bazen denge.

      Sil
  9. Hep bir şeylere yetişmek zorundayız, bir şeyleri bitirmek, bir şeyleri başarmak zorundayız çünkü. Klasik işte, okula başla, okulu bitir, iş bul, evlen, çocuk yap, çocuk büyüt, onu okut evlendir, öl. Hayatı yaşamaya fırsatımız yok ki. Tüm bunları reddedip doğada yaşamak da ayrı bir tercih olabilir ki bu sıralar çokça aklıma yatkın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hadi beraber ara bir çözüm bulalım. doğa şu an çok imkansız. şehirdeysek bunla baş etmenin yolunu bulmalı. bazen hepimiz buluyoruz aslında. güzel dönemler oluyor. sonra ne oluyorsa kopukluklar yaşanıyor. işte orayı kazımaya çalışıyorum ben.

      Sil
  10. Bence senin esas sorununun yani bu mevzuyla alakalı seni geren olay yazdığın gibi senin işinin aksaması-evden çalışma kısmı yani..işinin detaylarını bilmiyorum ama zaman kısıtlaması yoksa bu tarz hastalık vs. Araya girdiğinde işlerin aksaması çok normal dert etmemek lazım derim..( hatta haklı bi sebep çalışmamak için ��) ve zaten en çok da hastalık mevzuları dengeleri şaşırtıyor rutinde. Ben geçen kış evdeki herkesin her gün sağlıklı mı? Hasta mı? Sorgulamasını yapıp günümü ona göre programlaya başlamıştım��hatta bi noktadan sonra sürekli birimizden biri hasta olduğu için normali buna dönüştü��kısacası belki şu da işe yarar, bütün programlamayı sanki hep hastalık varmış gibi yapmak, yani grip halini rutine almak nasıl? Çok uzun zamandır takip editörüm seni rutinleri nasıl sevdiğinin farkındayım. Ben rutinleri yapılması gereken işlerin aksamaması için değerli buluyorum, ha çoğu zaman hepsi kalıyo ama olsun kimi zaman da o boşlukta ‘ha şimdi banyoyu ovma zamanı işte’ diyebiliyosun��rutin olmasa o banyoyu hayatta ovmazsın! Bir de kendine çocuklara zaman ayırmak ve zaman ayırdığının farkında olmak...
    Dediğim gibi uzun zamandır takipteyim, aralarda yaptığım yorumlar da bi türlü yayınlanmıyor bilmem hangi sebepten, belki bu da silinir, hadi hayırlısı..daha nice yazılarda gaza gelip yorum yazmıştım halbukisi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Banu'nun annesi, çok teşekkür ederim. Neden yorumların bana gelmiyor ona çok üzüldüm :/ Acaba benim düzeltebileceğim bir ayarı var mı bu işin.

      Kesinlikle çoook güzel sobelemişsin. Konu, evden çalışmak. Benim işlerim masa başında, uzun odaklı monitöre bakmalı işler. Yazma çizme işleri. Dikkatlilik istiyor. Bana net kesin zamanlar lazım. Ama dediğin doğru. Evde her an kaos var gibisinden günü planlarsam, çok fıstık olur. Banyo ovma örneğini de iyi anladım, gerçekten o 'zamanlama' önceden planlamazsan olamıyor. Kendi fırsatlarını yaratmak yani!

      İsmine tıkladım ama bir profile ulaşamadım. Yazıyorsan paylaş lütfen.

      Sil

Eldeki Nisan ayını da böyle tüketiyoruz!

Aslında şu an harıl harıl çalışmam lazım ama hızlıca bir şeyler yazıp kaçasım geldi. En son yazımdan sonra, Mızmız beni aradı. Kahve...