12 Şubat 2019 Salı

Yağmurdan Sonraki Güneş


Duş aldım. Çay içiyorum. Havalar mis gibi burada. Sabah erken saatlerde sokağa çıktığında, vücudunu cimciren soğuktan eser yok. Ilık ılık akarız güne diyor hava adeta.

Ne ilginç. 35'lere gelene kadar soğuğu, kaosu, yağmuru severdim. Ne oldu bana, yazı özler oldum?
Bu soruyu evde sesli şekilde sorunca, ev erkeğinden şu yanıt geldi:

'Kahvecim, hayatımızda ilk kez geçen sene tatil yaptık, ondan olmuş olmasın?'

Aa resmen ne kekoymuşum. Hakikaten olabilir mi? Ailem tatile çıkmazdı. Onlar deniz kenarı gezilerinde hep kavga ederdi. Sonra ben yetişkin oldum. Tatile hiç bütçe filan yapmadım. Üşenirdim. Ev erkeğiyle de inanılmaz anti tatilci insanlardık. 5 yaş çocuğu ile yazın yapılacaklar konu başlığı bizi kamplara, denizlere, hatta bir otel tatiline bile sürükledi. Ben ki şehirin bokunu yiyim diyen bir insan, nasıl da şu an ağaca- dağa- denize bu kadar çapkın oldum, bilmiyorum? Hele güneşli günler, yaz ılıklığı, güneşin dayağını bile 'normal hayat' niteledim? Bence yine de konu geçen senenin tatilciliği değil, konu yaş. Konu içime doğru derinleşmek.

Geçen yazımda normal hayat bir türlü gelmiyor demiştim. Gelen yorumlardan biri (Banu'nun annesi) aslında benim diyemediğimi demiş. Ben evden çalışıyorum ve bu inanın yaratıcılığımdan beslenen- Avrupai bir iş filan değil. Baya sıkıcı müdürler, sabırsız müşterilere iş yetiştiriyorum. Bazen an geliyor, çişimi yapamıyorum. Bazen bir şey yiyemiyorum, boynum belim tutuluyor bilgisayar başında durmaktan. Yani ne demek? Evden çalışmak benim için konfor alanı değil. İş yapılıyor orada. Ve burnu akan bir çocuğun, benim çocuğum bile olsa, hasta olduğunda 'anne oynaağlım mı?' demesi, haliyle beni aşırı kaşındırıyor. Şaka mı yapıyorsun ev çocuğu demişliğim çok. Ve şaka yapmıyor, ciddi. Napsın? Normal hayat dediğim de oymuş aslında yazı boyunca. Ve şimdi artırıyorum. Bir de kafamda standart olarak belirlediğim hayat aslında hep güneşli. Yaşadığım ülkeden, şehirden de olabilir. Güneş bizim mutfağın ekmeği gibidir. Ekmeksiz sulu yemek nasıl yenmez diye alışageldiysek, yaşam da güneşsiz düşlenmez. Ocak ayı, İzmir'de korkutucu derecede güneşsizdi. Buna sade vatandaş olarak bir şeyler hissedebilirim ama bence bilim adamları da bir şeyler hissetmiştir. Dünyada bir şeyler değişiyor. İklimsel, doğasal bir yer değiştirme hadisesi var. Bunu anlattı bize gökyüzündeki ekran. Tamamen bilinçsizce, şunu örüyor beyin o sırada, normal zamanlar değil, tuhaf günler bunlar. Bir gün düzlüğe çıkacağız, sen bekle. İşte tam oralarda eskiden ben müthiş huzur bulurdum. Kaos ve dağınıklık severdim. Şimdi, serde evden çalışmak ve o çizgiyi yürümek zorunluluğu olunca, paniğe kapıldım.

Yıllarca içimde güneşe direnip, yağmura sığındıktan sonra, neyin farkına vardım ya da ne benim farkıma vardı ki 'güneşli günler' yoksa, o hayatı anormalden saydım. Anlıyorum, bunu okuyanlar, 'amma tatava yaptın be gızım, önceden yağmuru severmişsin, şimdi sevmiyomuşsun, ee?' diyebilir. Çok gereksiz bir sorgulayış. Fakat yağmurlu havaya düşkün olmamak, o hazzı artık alamamak, birden işitmeyi bırakmak gibi. Benim için başka biri olmak gibi.

Belki artık başka biri olmaya başlamışımdır.

Ve en büyük korkum hayallerimi unutmak. Başka biri olursam yani. Bence, hayallerini unuttuğun gün, yapılacaklar listesi oluşturmalı. Ne yapsak da hayallerimizi yeniden hatırlasak? Deprem çantası gibi baş ucumuzda bulunmalı.

Çayımı içerken yanına iki laf kıtladım. Bakma, derin manalar yok. Duş sonrası arkama yaslanıp boş çene. Şimdi kaldığım yerden hayata devam.

9 yorum:

  1. Ne güzel, ne içten paylaşmışsın...Yazılarını okumayı çok seviyorum. Valla. Hayallerini de yazsan. En uçuk, en saf, en olduğu gibi haliyle. Yaz bence;)

    YanıtlaSil
  2. Çok ilginç, genelde tam tersi olur, yaş ilerledikçe yağmur kar sevilmeye başlanır. Jazz sevilir. Sebze yemekleri hatta bamya sevilir. Yani "müsamaha" çizgin esnekleşir. Diye biliyordum ama sen ezber bozdun şimdi. Belki de gittikçe gençleşiyorsundur? ;)

    YanıtlaSil
  3. Bugün burda güneş açtı, günler sonra değil aylar sonra... çiğdemler nergisler patladı topraktan ve güneş özlemini çok iyi anlıyorum.

    YanıtlaSil
  4. Doğal ve içten
    kalemine sağlık

    YanıtlaSil
  5. selamlar sitenize ilk defa denk geldim takibe aldım sizi karşılıklı ziyaretler yapabiliriz artık ^_^

    YanıtlaSil
  6. Paylaşımlarınızı severek takip etmeye çalışıyorum daha nice paylaşımlarınız olur inşaallah...Sıkılmadan dirayetle :)...Selam ve Dua ile...

    Selam ziyareti :)

    YanıtlaSil
  7. yazı sevenlerdenim bende, ev erkeğinin cevabı iyiymiş :D evden çalışmanın böyle zor olduğunu düşünmemiştim, içinde olmadan anlaşılmıyor herhalde. Dışarıdan bakınca oh ne güzel hem evde çocuğunlasın hem de çalışıyorsun gibi görünüyor ama o çocuk senin hem evde olup hem de onunla oynayamamanı anlayamayabiliyor :)

    YanıtlaSil
  8. Eşik yazısındaki "kendini değiştirme" kısmı bu yazıda; yani geçmişte şekillenip gelecekte klavyeye düşmüş sanki, bir nebze? Aman yarappi bu bir çeşit zaman yolculuğunun tersten gerçekleşip Back To The Future'a göz kırpması filan mı?

    Yağmur sevdalısı yakıcı güneş ışınları düşmanı biri olarak 35 yaş sonrası değişimi düşündürttü...

    Selamlar, takibe almadım sen de alma. Bu da sanırım "anti-takibe takibizm"; romantizm sonrası realizm gibi... tepki akımı!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. haghag Beyza!

      ürperdim ben şimdi. takibe almadan da edemedim.

      Sil

Eldeki Nisan ayını da böyle tüketiyoruz!

Aslında şu an harıl harıl çalışmam lazım ama hızlıca bir şeyler yazıp kaçasım geldi. En son yazımdan sonra, Mızmız beni aradı. Kahve...