28 Mart 2020 Cumartesi

Onikinci Gün. Yine Temizliğin Ertelendiği bir Gün.



Yıllık faranjit ziyaretiymiş benim boğaz yumrusu. Sonradan jeton düştü. Ve derhal psikolojik gelişen nefes darlıkları da kayboldu. Tribe girmenin böylesi. Bir şeyi psikolojik olarak yaşadığını bilmene rağmen yaşamaya devam etmek. Şu anda psikolojik olarak COVID-19 semptomları gösteriyorum, bunun farkındayım - fakat yine de engel olamıyorum.

Neyse ki benim tüm şikayetler bu sabah bitmişti. Ev çocuğunun odasında tek kişilik lüks bir uyku çektiğim ve boğazdaki yutkunma zorluğu dünkü gargaralara yenik düştüğü için hoplayarak kalktım yataktan. Pencereleri açtım, yağmur kokulu havayı içeri aldım, çay suyu koydum, müzik ayarladım. Ev erkeği ve ev çocuğu, birbirlerine benzeyen yüzleriyle yorganın altında öylece uyuyorlardı. Odada katlanmış, yerleştirilmeyi umut eden çamaşırlara yüz vermedim çünkü canım öyle istiyor. Korona günlerinde bütün arkadaşlarım kalpleri kadar tertemiz yaptılar evlerini. Çamaşır sularıyla, neredeyse evi tadilatlı hale getirmeyi bile başardılar. Ben zerrecik kadar bile istemiyorum. Sadece 2-3 günde bir, lavabo-klozet ovuyorum. Mutfak tezgahı - ocak ovuyorum. Bir de arada yerleri elektrik süpürgesiyle alıveriyorum. (kabaca)

nasıl bi neşeyle ve niye? :D

Ev çocuğunun odasında kitaplar, çalışma kağıtları, kırtasiye ürünleri karıştı. Oyuncaklar tıkıştırıldı. Giysiler ötekileştirildi. Salon, yatak odası... hepsi youtube'da izlediğim minimalizm videolarında gösterilen 'before' görselleri gibi. Hiç de rahatsız etmiyor, hayırdır Kahve gızım? Bir an gelecek, 'hadi' diycez ve o temizliği yapıp, üzerine keyif kahvesi içeceğiz ev erkeğiyle, ama şimdi değil.

Hayatımda yemek konusunda jokersiz kaldığım başka hiçbir dönem olmamıştı. Ne annem, ne sipariş, ne okulda yenen herhangi bir şey, ne gidilen bir yeme-içme yeri, hatta ne fırın. Her öğün için bizzat bizim mutfakta, naklen sıcağı sıcağına yemek pişiyor. Dondurulmuş ürün de kullanmıyoruz üstelik : ) Donmuş halde olanlar da kendi hazırladığımız buzluk erzakları. Ev erkeğiyle dönüşümlü pişiriyoruz. Alıştık, yormuyor.

Bugün önceden siparişini verdiğim karabuğday unu geldi. Tencere yemeklerinden sıkılmıştık, hafta sonu güzelliği yapalım dedik- ve sebzeli tuzlu kek + kurabiye yaptım. İçeriği yüzde 100 organik karabuğdaymış fakat ciddi şüpheye düştüm, çünkü tadı aşırı iyiydi. Glutensiz beslenme yaparken, hamur işlerine pek bulaşmıyorum. Çok eskiden karabuğday unlu tarifler denemişliğim var. Ve tatları çok afedersin mok gibi oluyordu. Bu kez, hakikaten form olarak da tat olarak da on numara oldu. Sırf bu yüzden az yedim :/ Markaya mesaj attım. Güvenebilir miyiz arkasında yazan bilgilere diye sordum. Aslında bu tip ürünlerde eğer 'glutensiz' yazmıyorsa, üretim tesislerinde çapraz bulaşma olabiliyor anlamına gelir. O benim için sorun değil, eser miktarda glüten eyvallah olsun. Beni asıl endişelendiren karabuğdayla normal unu karıştırmış, adına da 'karabuğday unu' demiş olabilirler mi? Mesela siyez ekmeği satılıyor, içeriğini soruyorsun- meğer yüzde 25 siyez koymuş, onu diyor :D Kendi bedenime (hassasiyet mevzusu) uygun şekilde hazırladığım ve gerçekten(!) lezzetli bulduğum bu atıştırmalıklar konusunda kendimi kandırmak istemiyorum açıkçası. Eskiden olsa suçu ambalajda yazan bilgiye atar, kurcalamazdım. Şimdi bilmek istiyorum. Gırtlaktan içeri ne yolluyoruz hacı?

Muhtemelen yüzde 100 karabuğday unudur ve benim damak tadım gerilemiştir. Her vasat tada kucak açar haldeyim, bu da bir ihtimal fakat, evdekiler de sevdi.

Hay senin derdine sıçam mı dedin?
Yemin ederim ben de aynı şeyi diyecektim.

Bunun dışında bugün Miyazaki'nin Komşum Totoro'sunu izledik. Çok sevdik <3 O yılların çizgi film renklerine ve hatta teknolojisine bayılıyorum (Filmin yaş sınırı 2 olarak belirtilmiş ehehe) Ev erkeğiyle ev çocuğu yeşil perdede film çektiler. Bunun dışında da bonnnnnboş bir gün geçirdik. Ev çocuğu genelde beni istemedi çünkü 6 yaş işte. Hafta içleri 17:30'a kadar göt göte olduğumuz için, babasıyla baş başa olmak istedi. Bu arada babası hafta içi mesai bitene kadar nerede? Tabi ki sadece yan odada! Aynı evde kala kala, yapabildiğimiz değişikliklerin numarası bu oldu. Mesela yakında, çok çılgın bir deneyim yaşamak istersem, ev erkeğinin donlarından birini giycem.

Günün sevindirici gelişmesi:

Çin'de umut verici bir iyileştirme yönteminin peşine düşüldü. İyileşen kişilerden alınan antikorlar, solunum cihazına bağlı ve kritik durumda olanlara veriliyor. Ve yapılan denemelerde görüldü ki sonuç veriyor! Detayları şuradan öğrenebilirsin. Nasıl ama?



4 yorum:

  1. Psikolojik olarak bir çogumuzda bogazım agrıyor acaba atesşim mi var yoksa gibi durumlar olabiliyor

    YanıtlayınSil
  2. Güneş, ben de temizlik yapmayanlardanım; o kadar içimden gelmiyor ki ölmeyecek seviyede takılıyoruz:) yemek konusunda ise çok eğleniyorum; her gün sevdiğim, istediğim, kendi hazırladığım şeyleri yemek şahane bir şeymiş yaw! Şu süreçte en çok sevdiğim şeylerin başında kendi yemeğimizi hazırlamak var. Bu arada un markasını da paylaşır mısın?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. yorumunu okuduğum sırada temizlik yapıyor olmam?

      bugün giriştik ev işlerine, çok kısa sürdü. ev gözüme tatlı göründü. bi ara modun olduğunda sen de el at, iyi geliyormuş ehehe.

      un saf-i organik diye bir marka.

      Sil

Çocuğumu farkındalıklı yetiştirme hikayem

Orta 2'deyken söylediği o söz aklımdan hiç çıkmıyordu: 'Siz pavorotti'yi olacak o kadar skeçlerinde öğrenirsiniz anca' Okula...