8 Nisan 2018 Pazar

Komünizmden Sonra Çalışmayan Diğer Rejim; Mızıkçılık




Günlerden Pazar, evde herkes uyuyor. Ne güzel bir başlangıç, en azından benim için.

Ev çocuğunun ve yaş grubunun davranışlarını seyrediyorum uzun zamandır. Hepsi heyecanlı, anlatırken coşkulu ve hızla agresifleşebilen - mızıklanan canlılar. Bu agresifleşmeyi / mızıkçılığı anlayamıyorum ve dahası tahammül gösteremiyorum. Her şeyi doğru kodlamış olduğumuzu varsayarsak böyle olmaması lazımdı. Bu kadar kolay sinirlenmelerinin sebebini anlamaya çalışıyorum ve cevabı eldeki malzemelerle bulamayacağımı kabul ediyorum. Fakat yine de bir tahminim var. Bence konumuz yaş alışkanlıkları. Bir şeyi isterken önceki gelişim aralığından alıştıkları ses tonunu kullanmaya devam etmeleri. Aslında onu yapmasalar da olur, bunu halledebilirler, ancak sanırım bu davranış oturmuş.

Örnekle anlatırsam;

'Anne ben bi daa çizgi film istiyorum'
'Oğlum az önceki de bi daha istedin diye izlendi. Artık bitti, kapatıyoruz. Hatta al kumandayı sen kapat'
(Boynu yana devrilir, surat kuru üzüm gibi buruşturulur)
'Amaaaa beeeeen (hıçkırıklar hazırlanıyor) bi dahaaaaaa...'
Ve korkunç ağlamalar başlar.

Hadi bu örnek çok aşırı oldu, daha basitine bakalım:

(Çocuk, düğmesini iliklemeye çalışır, ilk ikisini yapar ve üçüncüsünde başarılı olamaz. Ses tonu yassılaşır, hıçkırık playlist'e alınır)

'Anne amaaaaa yaaaaaa anneeeee yapamıyööööm'
(Anne panikle içeri gelir)
'Oğlum, noldu?'
(Çocuk çok rencide olmuş gibi bir ses tonuyla mızıklı bir şekilde sözüne devam eder)
'Düğmemi anne... düğmemi.. anne.. düğme'
'Bi saniye. Bi dur bakayım. Şimdi ses tonunu bir de sakinleştir, ağlamadan söyle bakayım'
(Burada anne çocuğun mızıklanmasını taklit ederek, kendisinin ne kadar komik şekilde derdini anlattığını göstermeye çalışır ve çocuğun hunharca gülmesini de sağlar)
'Anne ben düğmemi iliklemeye çalıştım ama olmadı, yardım eder misin?'
'Tabi ederim canım, ne güzel yapmışsın diğerlerini, bunu da yapabilirsin aslında ama burası baya darmış, ondan olmadı sanırım'

Bu şekilde ev çocuğunun mızıklı anlatımını filtrelemeye, kendisini net ifade etmesini sağlamaya çalışıyoruz. Bunu bir yerden tavsiye almadık, okumadık (tamamen hatalı da olabilir) İnsan olan bu işi böyle yapar diye düşünerek, oturduk çocuğumuzdan bunu rica ettik. Mızıklanmadan kendini ifade ederse daha mutlu olabileceğini, daha anlaşılır olacağını ve her şeyin yolunda gideceğini de söyledik. Çünkü onu kendi haline bıraktığımda, annesine mi çekti nedir, dramacılık-karamsarlık-hemen kendini koyvermecilik gibi davranışlardan destek alıyor. Ve maalesef, bir ebeveyn olarak bu beni geniş geniş sinirlendiriyor.

Bir diğer mevzu da her akşam diş fırçalama + uyku konusunda bizimle yaptığı inatçı çekişme. Bu konuda da aynı netliği ortaya koyduk. Bu rutinler tartışmaya kapalıdır ve eğer bizimle inatlaşırsa, -belki buradan uzmanlar bana kızacak ama- ben de ısrarı kesiyorum, onu kendi haline bırakıyorum. Bu ne demek? Yani kendisiyle ilgilenmiyorum. Seçimini yapacak. Ya bizimle eğlenceli uyku rutinini yapacak ve yatakta masal hakkı kazanacak... ya da 5 dakka daha, 7 dakka daha izin koparmalarında ona eyvallah dememize rağmen, hala sözünü tutmuyorsa, kendi kendine oyalanmaya razı gelecek- ama biz bu arada yatak odamıza çekileceğiz ve günümüzü bitireceğiz (çünkü çok geç oldu, hepimiz yorgunuz). Tabi ki biz gerçekten uyumuyoruz. Sadece onun içeride yalnız kalıp, durum değerlendirmesini yapsın istiyoruz. Bu gibi hallerde çoğunlukla sıkılıyor, pes ediyor, rutinini geri istiyor. Ama nadir de olsa, geçen gece olduğu gibi, kendi kendine oyununa devam ediyor. Ta ki yorgunluktan mahvolana kadar, yani ben onu kucağımda taşıyıp yatağına yatırana kadar. Burada amacımız, bize meydan okumalarına prim vermemek çünkü uyku+diş+giyinme gibi rutinlerimiz hakkında milyonlarca kez konuştuk, bazen oyunlar yaptık ve biz ev erkeğiyle artık çocuğumuzu idare etmek istemiyoruz. Bundan çok sıkıldık. Günü kurtarmak ve o güne özel çözümler bulmakla yol alamıyoruz.

Bunları düşünüyorum işte. Niçin ya niçin. Neden mızıklanma, neden çabucak agresifleşme ve meydan okuma isteği? Çocuğuma zıt giderek, ses yükselterek ya da ona boyun eğerek enerjimi tüketmek istemiyorum. Şeffaf olalım abi. Üçkağıda gerek yok. Benim de duygularım var.

Dışarıda gözlemlediğim bir de agresiflik konusu var. Bizim ev çocuğunda bunu çok yoğun görmüyorum. Ama o yaş grubunda, sanki çocuk değil de büyük adam hiddeti olan çocuklar görüyorum. Bu çocukların evlerinde şiddet, kötü davranış, ilgisiz aileye maruz kaldıklarını da düşünmüyorum şahsen. Bunun kaynağını merak ediyorum. Bir çocuğun boyun damarlarını şişire şişire, yüzü kıpkırmızı kesilinceye kadar sinirlenebilmesinin nedeni ne olabilir ki? Oynuyorsunuz beraber, ortam tatlı, tüm yetişkinler çevrenizde yapıcı, herhangi bir yoksunluğun yok, neden ama neden?

Ev çocuğunun agresifliği de olmuyor değil. Geçen şöyle bir olay yaşadık. Yine günün çizgi film vaktiydi. Bizimki okuldan gelmiş, dinleniyordu. Yemekten önce muz yer misin dedim. Evet dedi. Muzu gömdü, iki dakkada... Ben de yanında oturuyorum. Naptı biliyo musun? Kabuğunu boylu boyunca üzerime serdi. Hemen manevra yaptım, kabuğu aldım 'aaa? bu ne şimdi? kalk meyve tabağına bunu koy bakalım, çöp bu' dedim. Hiç sallamadı beni. Ben de sinirlendim. Mute'a bastım tv'de. Oğlum, kendi çöpünü kalkıp at diye tekrarladım. Mıyıkladı. Okey dedim, sen böyle yapıyorsan ben de tv'yi erkenden kapatıyorum, dedim. Bu kez koltukta kıvranarak ağlamaya başladı. Ben daha da sinirlendim. Tv'yi kapattım, muz kabuğunu koltukta bıraktım ve odadan çıktım.

Tabi çıldırdı vs. Yaptığım şey doğru mu değil mi bilmiyorum. Ama muz kabuğunu kucağıma bırakacak kadar gevşek bir çocuğu da yetiştiren yine benim. Heralde bugüne kadar her şeyi doğru yapmamışım bu durumda.

Neyse baya ağladı. Sakinleşene kadar bekledim. Bekledik diyim, çünkü ev erkeği de bir şekilde dahil oldu konuya. Sonra gittim yanına, tuttum ellerinden. Anlattım. Kendi çöpünü atmasının zor olmadığını, o sırada tembellik ettiğini ama bu evde herkesin kendi çöpünü kendi atması gerektiğini, kabuğu üzerime koymasının çok saçma olduğunu çünkü kendisinin fiziksel olarak gayet güçlü, büyük bir çocuk olduğunu filan anlattım. Çok sakindim, sarıldım ettim. Sonra bir poşet aldık, sehpadaki tüm çöpleri ona toplattık ve kapının yanına koy dedik. O da yaptı. Ve daha da yapacak, çünkü bu çocuğun her haltını ben ya da babası halletmiycez artık. Bence bu konuda cesur adımlar atmanın zamanı geldi. Yatak da toplayabilir, çöplerini de atabilir, oyuncaklarını da düzenleyebilir.

Bence çocuğun saçma davranışlarına günlük çözümler bulmak, sonradan çocukları gayet mutsuz bireyler yapabilir. Bu konuda acaip netim. Agresifmiş, neyinin agresifliği hacı? Yok mızmızmış, sebep? Bir çocuğa yapılabilecek en büyük jest:

  • Kendini etkili, net ya da anlaşılır ifade etmesine ortam sağlamak
  • Duygularını gözden geçirebilme ve isimlendirebilme yeteneği kazandırmak için teşvik etmek
  • Mümkünse de duygusal dalgalanmalarında-öfke patlamalarında ona yalakalık yapmamak

Nasıl yapılır ben de bilmiyorum. Sadece kendimi takip ediyorum.

6 Nisan 2018 Cuma

Youtube Kanallarında İşlenen Zaman Yönetimi Saçmalığı

her şey muntazam mı?

Youtube'da bu aralar, manken şarkıcı oyuncu kanallarına bakıyorum. İçerikleri nasıl, inceliyorum. Çok trend bir başlık var, zaman yönetimini yapmak konulu. Zamanı verimli kullanmak vs. Hepsi de aynı zamanda spor yapıp, çocuk büyütüp, iş kadını olup, ciltleri ışıl ışıl parıldarken avokado yemenin ipuçlarından bahsediyor. Bence de harika bir mevzu. Düşünsene ya, öyle bir hayat ki sabah uyanıyorsun ve bütün gün boyunca, sadece verimli olmaya odaklanıyorsun. Günün sonunda bunu başarmış olarak, makyajını temizliyorsun. Çocukla aktiviteni de yapmışsın, toplantılarına şık ve hazırlıklı da gitmişsin, sporunu aradan çıkarmış, bir de gece drink almaya kızlarla buluşmuşsun filan. Bir de buna sevgili /eş ile sex yapmayı da ekle... Bu arada halıların da hep temiz, o tezgahın üstünde çay lekeleri yok, oda kenarlarında saç tomarları birikmemiş. (Birikmemiş gibi çek hacı)

Ben balık hafızalı bir insan olduğum için... Sık sık kaliteli zaman yönetimleri hakkında okur, sonra unuturum. Bakayım dedim, bu hatunlar, neler tavsiye etmişler, başarılarının sırrı neymiş. Belki ben de birkaç tüyo alırsam, kafamda spor bandı avokadomu yerken, arkadan eşim belime sarılır ve saçları sarı (gerekirse boyatırız) çocuğumuz da odanın bir köşesinde legolarıyla uslu uslu bireysel etkinlik yapabilir.

İşte youtuber tayfasının çok acaip önemli zaman yönetimi tavsiyeleri:


bağayım ağdam ne zamanmış, nerdeydi bu app?


'APP Kullanmak'

Bu tayfa günün büyük bölümünü ense kökünü eğecek şekilde geçirdiklerinden (telefon ekranına eğilip bakmak), günlük tüm icraatlarını dijital ajandalara kaydetmek bir yana, ayrıca bir de app kullanmaktalar. Günlük harcamalarını not aldıkları app, su içmeyi hatırlatan app, squat sayısı app, etkinlikler hakkında bilgilendiren app vs. Hani şu filmdeki gibi. İlk 50 öpücük müydü? Kimliğimizi, ne olduğumuzu ve nelerden hoşlandığımızı bize her sabah çeşitli günlük bildirimlerle hatırlatacakları bir yaşam yapısına doğru gidiyormuşuz gibi geliyor. Bu ne mınako? İnsangızı bu denli mi kendiyle arasına dijital perde çeker? Hafızamıza ya da kendi iç sesimize yapacak hiçbir görev vermiyoruz, tıpkı bir makineymişiz gibi, bizi yönlendirmesi için direksiyonu olduğu gibi telefonumuza teslim ediyoruz. En büyük kaygımız şarjımız bitmesin!

katı meyve sıkacaamı kim temizleyecek, onu açıklıyorum!


Sorumluluk Paylaş

Bunu söyleyen çok kişi var. Bende 'dalga mı geçiyor?' etkisi yaratan bu tavsiye aynen şöyle. Diyorlar ki, o gün yapılacak önemli aktiviteleri madde madde yazın. Hepsini aynı anda siz yapamazsınız, multi-tasking doğru bir yöntem değil sonuçta, bu nedenle bu görevleri çevrenize paylaştırın. Bahsettiği şey aile üyeleri değil bu arada. Çalışanlarımızdan bahsediyor. Ya abla hanım, sen bu tavsiyeleri hangi zümre için veriyorsun, gerçekten anlamadım? Mesela ben iş toplantılarımın organizasyonu için birini görevlendirecekmişim. Ya sen bütün gün evde yeşil elma yiyip, yoga yapar gibi görünen birisin, hayatının hangi kısmında şirket sahibi gibi de olabiliyorsun? Bunu olmak için ne yapıyorsun ayrıca? Yaşadığımız ülkede hangimizin gün içinde 3 saat yoga yapıp, ormanda koşup, aynı zamanda çeşitli kalbur üstü iş toplantılarına katılacak ve çocuklarıyla krep yapacak bir yaşam tarzı var? Burada varoş ağzı yapmıyorum cidden, yanlış anlama olmasın. Sadece 'Zamanı Nasıl Verimli Kullanabilirsiniz?' başlıklı bir içeriği üretirken, hangi zümreyi hedef aldığını merak ediyorum. Parantez içinde (Nişantaşı Bebekleri için) filan yazsan mesela? Daha mı daraltsan hedef kitleni?

keçeliyle check atmak çogüzel


Check Atmak

Ünlü tavsiyelerine göre; dijital ajandaların yanı sıra, bir de klasik bir ajandamız mutlaka olmalı. Normal harita metod olmaz ama. Mutlaka şu 90 TL'ye filan satılan, malum markanın ajandalarından olacak. Ve gün içinde bitirilen işlerin yanına check atılacak.

TO DO LIST

1- 'Sosyal medya mecralarım için faydalı içerik üretilecek'

Aslında bu işin ayrıntısı: Hafta sonu kızımla profesyonel fotoğrafçıya çektirdiğimiz 203 görselden birini seç ve görselin altına 'doğal ebeveynlik en güzeli' yazarak, takipçilerime son zamanların trend ebeveynliğini uyguladığımı haber ver.

(CHECK) 

minimaliste beyaz koltuk takımını salı pazarında indirimli fiyata aldık

Minimalist Yaşam

Hepimiz geçtik minimalist yaşama çok şükür. Youtube minimalist yaşayanlarla dolu, çöpler de onların kullanmadıkları çantalarla. Minimalist yaşam, toplamda 1 haftada geçilebilecek bir 'kaliteli zaman yönetimi' önerisi olarak sosyal mecralarda ünleneli çok olmadı aslında. Bütün alışveriş manyağı insanlar, bir akşam üzeri kısır yerken 'minimalist olmak!' diye aydınlandı ve o hafta artık moda olmayan ve kullanmak istemedikleri tüm ıvır gıvırlarını eşe dosta dağıttı. Bazısı da çöpe attı. Aslında unutuldu, bizim anlayışımızdaki minimalist yaşam, bayram temizliği ile aynı abi? Biz hepimiz sade yaşam ayağına bayram temizliği yaptık, farkında değil misiniz? Evlerimize beyaz eşyalar aldık, beyaz koltuklarda dökmeden salçalı tost yeme mücadelesine girdik, minimalizm uğruna... Sehpanın üzerine bardak koyup, fotoğrafını çekerek, minimalist hashtag'lerde buluştuk. Hepsi dijital dünyada belgelendi, bir tek mecra hariç. Kendi iç mecramız. Hızla sadeleşmeye giderken, dijital evrenden kopmak, Necla'nın düğün fotoğraflarına bakmadan durabilmek aklımıza gelmedi tabi ki. Sadeleşmek bence de müthiş bir yaşam önerisi. Ancak, sadeleşmek karmaşadan kopmak demek ve biz bunu gerçekten istiyor muyuz? Kafamızdaki karmaşayı susturabiliyor muyuz? O telefonu bırakabiliyor muyuz?

gız Jennifer ten rengin sayesinde kız grubumuz daha havalı oldu,
iyi ki Bornova'ya taşınmışsınız amariga'dan

Kendine Zaman Ayır

Bu öneri ne demek sence? Benim aklıma ilk gelenler; uzun bir duş almak, yayılıp kitap okumak filan... Ancak zaman yönetimi tavsiyesi veren bu tür içeriklerde verilen örnekler şöyle; arkadaşlarınla hafta sonu turlara çık, hiç görmediğin bir ülkeye git, yeni bir proje geliştir, kız grubunla öğle arası iyi bir kahveciye git (öğle mesaisi, trafik çilesi ve yemek tutarında kahve fiyatları?), yüzüne küçük müdahaleler yaptır!

Oldu canım! Kendime zaman ayırmak için bankadan kredi de çekeyim. İçlerinde en masum görüneni, kız grubumla kahveciye gitmek konusu bile benim için ayrı bir ütopya. Hangi kız grubu? Sex and the City ortamı hepimizde varmış gibi? En sık görüştüğüm kız, bizim apartmanda birinci katta yaşayan 82 yaşındaki Sevim teyze. O da zor işitiyor. Zaten kahve ona dokunuyor. İzmir'in farklı yerlerinde çalışan kız arkadaşlarımla organizasyon yapsak, hepimizin aynı yerde ortak bir kahvecide buluşması 45 dakika sürer. Toplu taşımalar malum... Zaten birer kahve içsek, 15 TL filan. Yol parasıyla 20 TL ediyor. E öğle yemeği yemeyecek miyiz? O da 25 TL olsun, en az. Etti, 45 TL... Öğle mesaisi 1 saat, kalan süre 15 dakika. Toplam 15 dakika kızlarla 'nabdın o işi' çenesi çalmak için 45 lira vereyim mi istiyorsun?

-
Kısacası, yine avokado yiyerek, başarılı iş kadını ve fenomen anne olamıyorum. Bu tavsiyeler bende çalışmaz. Siz nabıyonuz zaman yönetimini? Olayınız ne? Nabdın o işi?

Gitmek.

A noktasından B noktasına essahtan ulaşabilmek için 'gitmek' lazım (bazen gitmeden varmak isteriz ya). Bir yol, rota ve gitme ey...