17 Mayıs 2020 Pazar

Yaşadın mı dikine yaşayacaksın bu hayatı

Yaklaşık 2-3 haftadır insanca yaşıyorum blog. İnsanca yaşam?

'İnsanlar sık sık bahaneler bularak, önünde duran işi ertelemede usta olan kişilerdir'

Beynimizin en büyük yeteneklerinden birinin bu olduğunu bilmiyordum, yeni öğrendim. Canlılar içinde, bahane bulma ve kendini dillere destan şekilde ikna edebilme becerisinde hepimiz iyiyiz. Ben de kendi potansiyelime izin verdim, son birkaç haftada kendime şunu sordum:

'Kahve, ya evi toplayacaksın ya kitap okuyacaksın'
'Ya yer temizliği ya yazını tamamlamak?'
'Dolapları mı silmek istersin yoga + duş?'

Evin derli toplu olması bir durum, kavram. Taşınmaz mal gibi. Ev derli toplu: Orada öylece duran bir sıfat. Fakat diğer seçeceğin eylemler, hareket halinde. Seni bir noktadan diğerine götürüyor. Dikine ve enine çzigilerle anlatacak olursak... Ev temizlemek enine giden çizgi. Ama kitap okumak dikine gidiyor çünkü gelişime hizmet ediyor. Aynı şekilde bakacak olursak; salata hazırlayıp yemek dikine hareket çünkü besin taşıyor. Ama kraker koyup yemek enine çizgi. Hiçbir yere ulaştırmıyor.

Ha diyeceksin ki haz almak? Evin derli toplu olması, mis gibi kokması duygusal bir ihtiyaç. Herkes için anlamı farklı. Kimisi için daha verimli olmanın ilk yöntemi, kimisi için huzur, kimi daha kolay organize olabilir. Ben de öyleyim. Normal yaşamda, evi derleyip toplayıp bir deniz kenarına gitmeyi çok dikine bir eylem olarak tanımlayabilirim. Çünkü eve geri döndüğümde, tertemiz bir ortamda sıradaki eylemime daha rahat geçebilirim. Fakat karantinada evden hiç çıkmadan sadece parkelere basarak geçen yaşam, hep evi yüceltmekle geçerse çok enine bir eylem olur. Ben dikine olmayı tercih ediyorum.



Dün evi derledik topladık ama dikine bir şekilde. Kışlıklar kalktı, yazlık moda geçildi. Bir gelişim. Bir durumdan başka duruma geçirme hali. Evi hafiflettik; eşyaları yine kullanılmayanlar- öteki mevsim kullanılacaklar, çöpe atılacaklar gibi kategorilere ayırdık. Ev erkeği de kendi kategorisini oluşturdu: 'Çalışma odama ellemeyelim ya, ben onu sonra şey ederim'. Temizlik ve silme işlemleri anlamlı şekilde yapıldı. Ev çocuğu yemek masasının yeri ve yatağının formatı değişti diye Alplerde mütevazi şekilde yaşayan Heidi'ye dedesinin samandan yatak yapmasını hatırlatan mutlulukla evin uygun bölgelerinde zıpladı durdu. Benim için tatmin edici dikine bir gündü.

Ama rutinimde enine giden bir temizlik olmasını bu sıralar istemiyorum. Bu yüzden yapabildiğim en iyi şeyi yapıp insanca yaşıyor; bahanelerimi kullanarak, işe yarar şeyler yapıyorum. Ev çocuğuyla yapboz yapmak? Dikine. Ev çocuğuyla çizgi film izlemek bile dikine. 

Yine de rutinimden çıkaramadığım mecburi ama dikine olduğunu bi ihtimal düşünebileceğim ev işleri:

Klozet+ lavabo ovmak
Mutfak tezgahı silmek (cildime bu kadar önem vermedim be Kamil)
Temiz yataklar
Yemek pişirmek

Haz almaya dönersek, yine de kraker konusunda kararsızım. Çünkü onun da haz klasmanına girmesi için nadiren yapılıyor olması lazım. Çünkü kraker gibi şeyler, büyük özveri istiyor- yedin mi her gün yiyeceksin, vücut istiyor anlıyor musun blog? Arada olursa 'haz' alma açısından dikine sayılabilir.

***

İnsana 'şerefsizler ve şerefsiz olmayanlar' şeklinde bakmak yerine sadece bir canlı olarak bakmak hoşuma gidiyor. Netflix'te 'absurd planet' var. Tüm aile izleyebileceğimiz bir belgesel ararken bulduk. Kalın ve kırmızı dudaklı balıkları, birbirinin vücudundan pis şeyleri hünerli elleriyle temizleyen maymunları, stratejik bok böceklerini izlerken 'şaşıran' insanın da ayrı bir 'belgeseli' çekilebilir. Şey gibi düşünsene elinde çay bardağıyla maymun belgeseli izleyen bir porsuk gibiyiz. Yeterince doğru yerden bakınca görülüyor.

Dün kendimizi başka bir canlı olarak hayal edip, insanı belgeselde anlatsak neler çıkar diye düşündüm.

'İnsanların bazıları uykusunda gezer ve bunu hatırlamazlar'
'İnsanlar yaşlandıkça duygusallaşırlar'
'İnsanlar başka bir insanın ayak kokusundan rahatsız olabilirler'
'İnsanlardan kadın olanı ustalıkla orgazm taklidi yapabilir'
'İnsanlar apış aralarına 'don' dedikleri bir şey giyerler'

Bu şekilde düşününce ne kadar da 'sen allahın bir lütfusun' bilgeliğinde izleniyor insan. O yüzden insanca yaşamak, kendi doğal akışımızda neysek o olmak, hatta hazır havalar ısınmışken ağda yapma zorunluluğumuzu bile sorgulamak bana iyi geliyor. (bu kısmı mecbur napak)




Hadi sana iyi pazar. 
Kahve ve çayda son günler, sıcaks.





7 yorum:

  1. Bayıldım yazıya. Enine olan işlere ben de karşıyım. Temizlik enine bile değil bence. Bir çember. Temizliyorsun, yine kirleniyor; temizliyorsun, yine kirleniyor. Boşverip dikine yaşamayı seçiyorum :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yani madem bu kadar çok kirleniyor o zaman bi saniye diyip geriye çekilmek, ağırdan almak- biraz evin çizgiden çıkmasına izin vermek çok da sorun gelmemeye başladı :D

      Sil
    2. Hatta böyle daha az kirleniyor ev. Baktı ikide birde temizleyen yok, çok da abartmayayım dedi galiba :))))

      Sil
  2. uff ya, çok haklisin...da...kendime acimaya başladım resmen. çocuklar 6 ve 1 yaşında. evdeyiz yemek, oyun, ödevler falan filan cart curt derken ben bir mutfağı toplayınca (ki bunun enine iş olduğuna kesinlikle katiliyorum; hayatımın daha önceki dönemlerinde ben de enine işleri hicbir şekilde mutluluk kaynağı olarak gormedim) birşey yapmış olmanın mutluluğundan neredeyse bayılıyorum. çünkü hayatım gün gün bakacak olursam yarim yamalak işlerle dolu: bebek kafasını kirmasın, kız ödevlerini yapsın, karinlar doysun vs benim meğer enine işlerimmiş ve dikeyler temizlik ortalık toplama!! bunu şimdi farkettim ve: ben şok!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ay Vogelcim, 1 yaşında bebeyle en dikey hareketi yapıyormuşsun sen zaten. Benim tek 1 veletle, o yıllarda sürekli yer sil-tezgah ov-oyuncak topla-bez/çıtçıtlı badi değiştir döngüsünde kıstırılmış çember tuzağında amaçsızca geçen dönemlerim olmuştu. Sanırım askerlik gibi, bu da bu bebekli olma halinin zorunlu görevi?

      Sil
    2. bu arada bir bebeğin büyümesine eşlik etmek, başlı başına dikeylik değil de ne?

      Sil

Benim içim geçmiş diyenlere: Wanderlust!

Benim içim geçmiş, kurumuşum diyen bir kadın karakterin, evliliğinde nasıl cinsellikten soğuduğunu, öbüşmeye mesafe koyduğunu, her ne zaman ...